300 SEL 6.3 Her zaman yıldız


Her markanın amiral gemisi tabir edilen büyük modelleri, o üreticinin teknolojide ulaştığı noktayı gösterir birer şov otomobilleridir aslında. Aynı dönemi paylaştığı diğer küçük modellere göre daha uzun süre üretilen ve sahip olduğu özellikler gereği daha uzun süre kullanılan bu otomobiller, değerli birer parça sayıldıklarından hep formlarını koruyacak şekilde korunur gözetilirler. Özellikle Mercedes’te bütün modeller hep değerli ve çok uzun ömürlü olmuştur ama bunlar arasında kimi modeller daha öne çıkar, daha da değerli kabul edilir. Bu sınıfta kabul edilen amiral gemilerinden biri de 1968’den itibaren üretim bantlarından çıkmaya başlayan 300 SEL modelidir. Beş yıl boyunca 6526 adet üretilen bu değerli üst sınıf sedan, bugün koleksiyonerler için en değerli parçalardan biri.
Mercedes 300 SEL’in atası kabul edilebilecek olan modelini ilk olarak 1965 yılında tanıtmıştı. Otomobilin tasarımı, küçük modellerle büyükler arasındaki farkları belirgin şekilde ortaya koyabiliyordu. Alman üretici 250S adlı bu üst sınıf modeline şasi ismi olarak W108/109’u seçmişti. 250S’ten sonra da serinin lüks donanımı ve teknik özellikleri daha da geliştirildi. Birkaç yıl içinde 250S’i 300 SEL, 300 SEL 3.5 ve son olarak da top model 300 SEL 6.3 izledi. Aslında kasa tasarımı olarak tümü hemen hemen aynıydı ancak 6.3, diğerlerinden görsel olarak dikine çift yuvarlak farlarıyla hemen ayrılıyordu. Zaten bu farlar o kadar dikkat çekiyordu ki, diğer 300 SEL versiyonu sahipleri de araçlarına bu farlardan taktırıyordu. Farlarla büyük radyatör ızgarasının arasında büyük sis farları da olduğunda görsel zirveye ulaşılmış oluyordu. Önceki Mercedes modellerinden daha geniş, alçak ve uzun gövdesi, 5 metre boyunda, 1860 mm genişliğinde ve 1420 mm yüksekliğindeydi.
Konforda zirveyi ifade eden geniş koltukları ve sürüş rahatlığı sağlayan teknolojisi, 300 SEL’i benzersiz kılıyordu. Kabinde hakim olan klasizmi tarif etmek zor. Dışı gibi iç mekanı da kromajlı -ama gerçekten kromajlı, bugünün otomobilleri gibi kromaj kaplı plastiklerle çevrili değil!- parçalarla donatılmış olan otomobilde, dönemin en iddialı markalarından Becker Monza marka radyo, Kienzle marka saat gibi lüks aksesuarlar standart sunuluyordu. Kabinde kokpitin sağ tarafında havalı süspansiyonu ayarlayan kompresör yer alıyordu.
6.3 litrelik V8!
Otomobilin 6330 cc hacimli motoru, onu diğer markaların üst sınıf modellerinden ayırıyordu.
250 HP gücündeki motor, döneminin ilerisinde teknolojilere sahipti Beş yataklı krank miline sahip motorda yakıt beslemesi, özel bir enjeksiyon pompasıyla gerçekleştiriliyordu. 1820 kg’lık devin sadece 8 saniyede 0’dan 100 km/s’ye ulaşmasına imkan veriyordu. Otomobilin gaz pedalına tam basıldığında, kuyruk kısmı dans ederek arka tekerlekler asfalta simsiyah imzalarını atarken geride kalan otomobil resmen küçümseniyor, giderek ufalıyor ve adeta bir nokta gibi kalıyordu. Maksimum hız ise, o yıllar için ancak yarış pistlerinde görülebilecek türdendi; 220 km/s! Ama buna karşılık 100 km’de en az 16 litre benzin harcaması gerekiyordu. Üstelik bu çılgın tüketim rakamı, yoğun şehir trafiğinde 20 litrenin üzerine bile çıkabiliyordu. Zaten bu yüzden otomobilde tam 105 litrelik yakıt deposu, pardon tankı kullanılıyordu! Bütün bunları sunabilen otomobiller elbette yok değildi. Ama onların tamamı ya bugün efsane Kabul edilen Amerikan spor otomobiller ya da Ferrari ya da Porsche gibi safkan GT otomobillerdi. Otomobilde o zamanlar bir benzeri Citroen DS modelinde de kullanılan ama ondan farklı olarak yükseklik ve sertliği manuel ayarlanabilen havalı süspansiyon sistemi yer alıyordu. Kullanılan teknoloji zamanının ilerisindeyse de her şey pembe bir rüyadan ibaret değildi.

Motorun ürettiği 540 Nm’lik maksimum tork, özellikle çekişi sağlayan arka aksları çok zorluyor ve zaman zaman sorun çıkartmasına yol açıyordu. Performansın doruğu olarak tanıtılan Mercedes-Benz 300SEL 6.3, bugün hala çok değerli bir otomobil olarak koleksiyoncuların en değerli parçalarından birisi konumunda.

Yoruma Kapalıdır.