BMW 118i Sport



Otomobil yayıncılarının yıl içinde en zorlu günleri ya uluslar arası fuar ya da kar veya yağmurun bastırdığı kış günleridir. Fotoğraf çekimi için kar yağışı altında otomobil yıkamayı da iyi biliriz, su birikintilerine girmeden, ıslak yolda kirletmeden otomobil kullanmayı da… Yine bir kış mevsiminin zorluklarıyla karşı karşıyayız işte. Biz otomobil yayıncıları bunlarla mücadele ederken o günlere kurban giden otomobiller de olur. BMW 118i bu kış sezonunun en renkli kurbanlarından… Yoğun yağmur alında 170 HP’lik bu keyifli otomobili ne yazık ki motor performansıyla, stabilite özellikleriyle ve frenaj kabiliyetleriyle hakkını vererek deneme şansımız yok… Süre kısıtlı, yağmurda gördüklerimi paylaşmaktan başka çare yok.

Otomobilde 205/45 R17 ebatlı lastikler takılı, Bridgestone Potenza performans lastikleri… Ama hünerlerini sağanak yağmur altında göstermek zorunda! Dolayısıyla üç gün boyunca BMW 118i’nin hakkını vermek, performans tadına varmak çok da mümkün olamayacak, anlaşıldı… O halde, premium kompakt hatchback’in performans dışı özelliklerine konsantre olayım. BMW 2004 yılında 1 Serisi’ni tanıttığında amacı belliydi, müşteri yelpazesini genişletmek, daha çok insanı BMW ürünleriyle buluşturabilmek. Ve tabii öncelikli pazarlar merkez Avrupa dışında kalan ülkelerdi. Zaten önceden de 316 diye bir seçeneğin Avrupa ülkelerinde hiç olmadığını düşünersek, 116’nın hedef pazarları da daha iyi anlaşılabilir. Belli avantajları ve BMW üstünlükleri olan ama daha az bir BMW’ydi ilk versiyon. Hele ülkemizde 120i ve 120d vergi sıkıntılarından dolayı iş yapamadı, ilgi göremedi. 116i çok satılmasına karşın yüksek yakıt tüketimi ve düşük performansıyla bolca eleştiri toplamıştı. Aslında genel kalitesiyle ve sürüş özellikleriyle bir BMW olduğu asla şüphe götürmüyordu ama marka kimliğine uygun performansı bulamamak hayalkırıklığına yol açabiliyordu. Şimdi artık bu tatsız şöhretle vedalaşma vaktidir!

 

Yeni 1 Serisi ilk aşamada sadece 116i ve ürün gamına yeni eklenen 118i versiyonlarıyla satılıyor. Fark 1.6 litrelik motoru uygulanan turbonun basıncı ve tabii işletim sisteminde gizli. Test için aldığım 118i, 170 HP gücündeki şimdilik en güçlü versiyon. Gelecek dönemde daha büyük hacimli versiyonlar ve muhtemelen M1 de ortaya çıkabilir. Otomobilin Ekim ayında Alaçatı’da yapılan lansmanında gözlediğim performans özellikleri, selefiyle hiç kıyaslanamayacak bir araç olduğunu ortaya koyuyor. İlk 1 Serisi’ni iyi tanıyorsanız aslında geometrik olarak çok da önemli değişiklikler olmadığını algılayabiliyorsunuz. Yeni BMW 1 Serisi’nin gövdesi önceki modele göre 85 milimetre daha uzayarak 4324 milimetreye, aks aralığı 30 milimetre genişleyerek 2690 milimetreye ulaştırılmış. Otomobil ayrıca daha güçlü görünüyor çünkü toplam genişliği 17 milimetre artarak 1765 milimetreye (iz genişliği de önde 51 milimetre, arkada 72 milimetre arttı) ulaşmış, 1421 milimetrelik yükseklikte ise bir değişiklik yok. Arka koltuklar 21 milimetre daha fazla ayak boşluğuna (!) sahip. Tasarımda elbette bir tazelik söz konusu, burnun, kaputun yapısı, arkada bagaj kapağının formu ve aydınlatma grupları kendini hemen belli ediyor. Kabinse zaten baştan yaratılmış. Genel toplamda geometrisi dışında 1 Serisi’nin ciddi olarak elden geçirilmiş olduğu sonucu çıkıyor. Profil görünümü üzerinde de bir hayli çalışılmış. Yan camların dikliğinin gözden kaçmadığı otomobilde eğimli tavan profili ve açılı arka cam otomobile biraz coupé stili kazandırmış. Hofmeister kıvrımı (yan camların arka bitimlerindeki öne doğru alçak kıvrım) ise C sütununun içine kadar uzanarak kapı açıklığını genişletiyor ve arka koltuklardan giriş çıkışları kolaylaştırıyor. Bagaj hacminde de 30 litrelik bir artışla 360 litreye ulaşılmış. Bagajı açtığınızda yine stepne göremeyeceksiniz, zira BMW 1 Serisi’ni en baştan Runflat lastiklerle tasarlamıştı, bu konuda da değişen bir şey yok. İsteseniz de stepne koyamıyorsunuz!

Burun bana biraz “aldatıcı (!)” geldi, başka markalarda da böyle otomobiller var, aynadan baktığınızda arkanızdan bir Z4 geldiğini zannediyorsunuz ama sizi geçtiğinde 1 Serisi olduğunu anlıyorsunuz gibi… Burunda 5 Serisi, kaputta Z4 ile tasarım yakınlığı gözlediğim otomobilin arka tasarımıyla hayalkırıklığı; sanki VW Polo’dan ödünç alınmış gibi görünen aydınlatma gruplarının makyajda ilk değiştirilecek bölüm olduğuna bahse girebilirim!

 

118i’nin kabinine girdiğimde yeni 3 Serisi’nde de karşımıza çıkacak olan kokpiti görüyoruz. Birçok markada yoğunlaşarak karşılaşıp hiç de hoşlanmadığım bu ortak parça yaklaşımına BMW’nin de giriyor olması keyfimi kaçırdı! Bu otomobilin Sport Line donanım paketine sahip olması, kabini diğer versiyonlara göre bir hayli dinamikleştirmiş. Kırmızı dikişli koltuklar ve direksiyon simidi, etkileyici vites konsolu ve kokpitin üzerindeki bilgi ekranı dış görüntüye göre daha agresif hissettiriyor. Pilot koltuğuna oturduğumda adeta böbreklerimden yakalayan sırtlık desteklerini hissediyorum. Aklıma M3 ve M5’in virajlarda dönülen yönün ters tarafı şişen yanal destekli koltuklar geliyor. Bunda o kadar komplike marifetler yok ama bedenin savrulmasını önlediği kesin. Tipik Alman, daha doğrusu tipik BMW ergonomisinin gözlendiği kabinde ilk versiyondan bellediğim bence en önemli problem halen sürüyor. Bu, arkadan itişli otomobillerin değişmez kaderidir ama marka BMW olunca biraz daha abartılı oluyor. Arka koltukta üçüncü yolcuyu ekarte eden (!) yüksek şaft tüneli, otomobili net olarak dört kişilik yapıyor! Otomobilin ilk versiyona göre geometrisinin pek değişmediğini bundan bile anlamak mümkün! Ama şu var ki, kabinde koltuk döşemelerinden kokpit plastiklerine, aydınlatma tonlarından paspaslara kalite düzeyi BMW standartlarında, bakması bile keyif veriyor insana…

 

BMW 118i’de yer alan yeni 1.6 litre hacimli direkt benzin enjeksiyonlu motor, twin-scroll turboşarjla aşırı beslenirken, VALVETRONIC değişken supap kontrolü ve Çift VANOS değişken kam mili kontrolünü içeren BMW TwinPower Turbo teknolojisini kullanıyor. Gücü artırırken yakıt tüketimini belirgin bir şekilde düşüren BMW TwinPower Turbo teknolojisi ilk kez dört silindirli bir motorda kullanılıyor. 116i’de 136 HP maksimum güç üretebilen aynı blok, 170 HP ürettiği versiyona 118i adını kazandırıyor. Geri kalan farkı donanım özellikleri yaratıyor. 1973 yılında, 170 HP’lik dört silindirli bir motorla pazara sunulan BMW 2002 Turbo, egzoz gaz turboşarjına sahip ilk Avrupa üretimi otomobildi ve halen kompakt, yüksek performanslı otomobil için bir örnek sayılıyor. Yeni BMW 1 Serisi’nin basınçlı endüksiyon sistemi egzoz manifoldu ve turboşarj için iki ayrı borudan oluşan ve her biri bir çift silindir kullanan twin-scroll ilkesini kullanıyor. Bu, turboşarjı çalıştıran egzoz basıncı dalgalarının daha verimli kullanılmasına olanak tanırken, motor, gaz kelebeğinin en ufak hareketine tipik BMW tarzıyla anında tepki veriyor. Tamamen silindir kapağına entegre edilmiş VALVETRONIC değişken valf kontrolü ile hava girişi ve egzoz tarafında bulunan Çift VANOS değişken kam mili kontrolü ile güç üretimi de artırılıyor.

 

Yeni BMW 118i’nin alüminyum motor bloğuna sahip dört silindirli motoru 4800 dev/dak’da azami 170 HP güç ve 1500-4500 d/d aralığında azami 250 Nm tork üretiyor. Bunun anlamı dolu dolu hızlanabilmek! Otomobilin 0-100 km/s hızlanmasını 7.4 saniyede tamamlamasını ve 225 km/s hıza ulaşmasını sağladığı açıklanan motorun limitlerini deneyebileceğim bir ortam olmadı ne yazık ki… Yoğun yağış altında DTC’yi sıkça devreye alarak kısa süreli ivmelenmeler dışında fazlası riskin ötesinde aptallık anlamına gelebilirdi! Bu nedenle yakın gelecekte bu otomobili tekrar kullanmayı talep edeceğim!

BMW’nin fabrika verilerinde 100 kilometrede 5.8-5.9 litre yakıt tüketimi ve kilometre başına 134-137 gram CO2 emisyonu değerleri sunuluyor. İlk 116i’nin 100 km’de ortalama 10 litre benzin tükettiğinden hareketle üç günlük deneme sürüşümde 100 km’de ortalama 8 litrelik saptamama dayanarak önemli mesafe kat edildiğini gözlediğimi söylemeliyim. Daha ideal hava koşullarında bu değeri 7 litre düzeyine indirebileceğimden şüphem yok!

 

Yoruma Kapalıdır.