Sandero ECO-G LPG banner

Chevrolet Cruze LS


Hani futbolun amatör ruhunu kaybetmesinden muzdaribiz ve endüstriyel futboldan zerre hazzetmiyoruz ya, benzer bir sıkıntıyı otomotivde de gözlüyorum son yıllarda. Onun imajlı ismi global model ya da dünya otomobili! Önceden yüksek volümlü otomobillerin farklı pazarlara göre üretimi benimsenmişken giderek yükselen üretim maliyetleri ve kısıtlı kaynaklar ortaya dünya otomobili diye bir garip kavram çıkardı. Olabilir, eminim ki üretici açısından son derece avantajlı getirileri vardır ama kullanıcı açısından hem lokal tatlar kaybolmaya yüz tuttu, hem de yaşı yüzyılı aşkın çınarlar maliyetler bu trend uğrunda imaj kaybı yaşadı. Ya da Impalalar, Camarolarla, Corvettelerle büyümüş biri olarak sadece ben öyle zannettim! Lokal tatlar demişken hiçbir şekilde Daewoo’yu özlediğim gibi bir anlam da çıkmasın!

GM’in global politikasındaki bazı değişikliklerin yaşanması Daewoo’yu satın almasıyla hız kazanmıştı. Aslında ondan önce de belli oranda ortaklıklar görülüyordu ama (Opel Kadett-Daewoo Nexia gibi!) 2000’lerin ilk yarısı biterken 2005’te küçük şehir otomobillerinde öne çıkan amblem değişikleri Chevrolet papyonu altında toparlandı! Daewoo ne oldu derseniz, Güney Kore sınırlarının dışına çıkmayan bir marka olarak dünya pazarları için Chevrolet üretimi yapıyor bolca!

 

Papyon bana her zaman özgürlüğü çağrıştırmıştır. Çünkü Steve McQueen’in efsanevi “Papillion/Kelebek” filmindeki özgürlük mücadelesi kadar safkan Chevrolet denince aklıma gelen ilk otomobiller Corvette ve Camaro’nun verdiği özgürlük mesajı hep markanın da amblemi olan papyonda buluşur benim için. Şimdi elimde Chevy’nin global üretim konseptinin en modern ürünlerinden biri olan Cruze ile bu “özgürlüğü” yaşamaya çalışacağım. Şöhreti proje aşamasından itibaren yükselen, lansmanı sansasyon yaratan bu kompakt sedan Chevrolet, Amerikan standartlarında değerlendirildiğinde küçük bir otomobil. Ama Avrupa ve dünyanın geri kalanın tam dişine göre bir şehir otomobili. Ama üzerinde Chevrolet papyonuna ne kadar layık onu anlamaya çalışacağım. Açıkçası geçmişteki Kalos, Lacetti, Spark gibi birçok Daewoo uyarlaması Chevrolet’den marka ile uyuşmadığını düşündüğümden pek hazzetmedim. Ama her modelin, hele hele şehirde ulaşım amaçlı ekonomik bir modelin de Camaro ayarında olamayacağını pek hesaba katmamıştım… Şehir otomobillerinin 30-40 yıl yaşaması gerekmiyor, onu kabullenmek lazım, o ölümsüzlük hakkı sadece efsanelere ait…

Bu ayın başında Cenevre Otomobil Fuarı’nda hatchback versiyonu da tanıtılan Cruze, Avrupa lansmanı 2008 sonbaharında, piyasaya çıkışı 2009 ilkbaharında, Türkiye’ye gelişiyse 2010’da gerçekleşmiş bir model. Avrupalı kullanıcıları etkileyebilen, üretiminin gerçekleştirildiği Uzakdoğu nüansları -en azından görünümünde- çok baskın olmayan Cruze, ancak ve ancak bir zamanların Chrysler Neon’u kadar Amerikalı görünüyor gözüme! Keskin bakışlı farlar, geniş ızgaranın üzerine oturtulmuş koskocaman Chevrolet papyonu iddialı bir görünüm ortaya çıkarmış. Seçilen renk ve jantları da ekleyince iyi göründüğü kesin. Hyundai’den daha stil donanmış olduğu kesin de, doğruya doğru bir Impala heybeti asla sözkonusu değil, belki de “Kore etkilerinin öne çıktığı anlar bunlar” diyor ve ekliyorum “o kadar Chevrolet işte”… Kabinde dış tasarımdan çok farklı olmayan bir stil karşılıyor beni. Dinamik görünüyor, kaliteli hissettiriyor ama sanki biraz çok mu düğmeli… Artık daha basit kumanda panelleri daha kullanışlı görünüyor gözüme! A-ha! Direksiyon simidi ne tanıdık! Ben bunu bir ay kadar önce Opel Astra’da da görmüştüm, gerek üzerindeki kumandalar, gerekse simidin formu… yine bir GM parça paylaşımı. Tabii bu Cruze için iyi bir özellik olmuş. Bu durumu fark edince kokpite göz gezdiriyorum hemen, yok yok, paylaşım simit kardeşliğinden ibaret! “Kalite üstünlüğü kimde?” diyen olursa “elbette ki Astra” derim, belirgin mertebe farkı var zira! Cruze kokpitinde en çok dikkatimi çeken, yolcu tarafında koltuk döşemesiyle aynı kumaştan yapılmış kaplama oluyor! Ahşap görünümlü kaporta kaplaması, karbon fiber kokpit kaplaması, timsah derisi koltuk, ceylan derisi kokpit kaplaması gördüm ama yıpranmaya, kirlenmeye çok müsait kumaş kokpit kaplaması hiç görmemiştim! Üstelik bu kumaş, koltukların minder kısmıyla aynı… Fikre ilginç diyemeyeceğim, kabindeki kalite hissini ucuzlatan bir tercih olmuş…

Sakin sporcu!

Cruze’da Opel’in uzun yıllardır kullandığı 1.6 litrelik benzinli motor yer alıyor. Astra’da 101 HP olarak kabullendiğimiz maksimum güç, Cruze’da yapılan iyileştirmelerle 122 HP’ye kadar yükseltilebilmiş. Tok sesiyle beni meraklandıran motor, harekete geçince biraz işitme problemi var gibi hissettirdi. Şehir trafiğinde sorun olmuyor ama en basitinden köprü yoluna çıkınca otomobilden biraz daha ataklık bekleniyor. Tipik kemikli Opel vites geçişlerini üst devirleri zorlayarak renklendirmeye çalıştıysam da genelde dinamik ve etkileyici dış tasarım ve maksimum güç değeriyle çok örtüşmeyen bir performans gözledim. Motor için “sağır” terimini kullanmayacağım ama biraz ağır işittiği kesin! Hep tekrarladığım bir savım var, teknik tablolarda verilen maksimum güç ve tork değerleri, en üst noktayı ifade ediyor. Örneğin Cruze 124 HP’yi ancak 6400 d/d’de üretiyor! 154 Nm’lik torkuysa 4200 d/d’de! Bu devirlerde güç alacağım diye beklemekle yol bitmez, benzin biter! Benim sadece bu değerlere bakarak anladığım şu ki bu otomobilin alt devirleri oldukça zayıf, kalkışları hantal! Zaten 0-100 km/s hızlanması da 11.8 saniye olarak açıklanıyor. Kullanımda da bu durum hissediliyor. Gaz tepkilerinin ağırlığı, atak kullanım için sürekli düşük viteslerle yüksek devirleri zorlamaı gerektiriyor ki o da yakıt ibresine “dokunuyor”. Sadece Cruze için değil, her marka  ve model için önemli olan ve cicili bicili rakamlara aldanmadan otomobil seçerken “ağırkanlılıkla” karşılaşmamak için asıl incelenmesi gereken motorların güç ve tork eğrileri!

Cruze ile ilgili beni en çok şaşırtan, otomobilin yakıt tüketimi oldu. İyi tanıdığım bir motor olduğu ve ekonomikleştirilmiş olduğunu bildiğim halde 100 km tüketim ortalaması 10 litrenin altına inemedi. Bu 1.6 litrelik bir motor için oldukça demode bir değer… Cruze’un avantajlarına göz gezdirdiğimde net direksiyon tepkileri, dozlaması hassas fren pedalı ve kabin yeterlilikleri geliyor. İç mekanında beş yolcu için ferah seyahat alanı sunabilen otomobil, yeterli -ama sadece yeterli!- sükunet sağlayabiliyor.

Gelelim güvenliğe… Belki de Cruze’un en güvendiği niteliklerinden biri bu çünkü. Kasım 2009’da açıklanan test sonuçlarına göre 8 üzerinden 7.65 puan alarak 5 yıldızla pekiyi verilen Cruze, sürüş dinamikleri ve frenaj özellikleriyle de iyi hissettirebiliyor. Önden çekişli otomobiller genelde önden kayma tandansı içindedir ama Cruze’un hem gücü “atlama” yapacak düzeyde olmadığından, hem de bağımsız arka süspansiyonun getirdiği güvenle stabil görüntü çizebiliyor.

Farklı donanım seviyelerinde ESP, 8 havayastığı, hız sabitleme sistemi, klima gibi önemli donanımların yer aldığı otomobil, 33.900 TL’den başlayan fiyatlarla 3 yıl/100 bin km garantili olarak satılıyor. Fayda/fiyat değerlendirmesi iyi yapılırsa Cruze ile ilgilenilebilir!

 

3 Yorum

  1. SeS dedi ki:

    Ne rengini ne de ic dosemesini begendim cok ucuz durmus:)

  2. DragonFly dedi ki:

    Direksiyon simidi konusunda Astra ile ilgili bir bilgi yanlışınız var,bu direksiyon simidi formu,gerek göbek yapısı gerek tuşlar Astra’dan önce Cruze’dan kalmadır,daha öncesine bakarsak İnsignia’dır,İnsignia piyasaya hemen Cruze’dan sonra çıkmasına rağmen bu direksiyon formu İnsginia’nın atası olan Opel GTC Concept modelinde ilk olarak kullanılmıştır.Son olarak Cruze 2010 değilde 2009’un sonlarında gelmiştir Türkiye’ye sınırlı sayıda,aracın satıp satmadığını görmek için.Aracın sattığını gören GM Türkiye yetkilileri Cruze’uda eklediler ürün yelpazesine.

  3. overflow dedi ki:

    Güzel inceleme olmuş. Bu aracın çok yaktığını söylüyorlardı ama o kadar uğraşmanıza rağmen 10L’nin alntına düşmediyse vay haline!! Aslında tipik bir amerikan arabası. Orda 1.8T satılıyor yanılmıyorsam. Bu aracın aynı fiyatlı dizel motoru çıksaydı çok daha iyi satışa ulaşırdı chevro.