Elektrikten çok hibride inanıyorum


Daha önceden sima olarak tanışıyoruz, selamlaştığımız da var ama hiç bir arada olmamışız, ilk kez röportaj yapacağım Peugeot Türkiye Genel Müdürü Jean Pierre Vieux ile. Odasında bekliyorum. 18. kattan TEM’e doğru bir göz atıyorum, ‘daha akşam trafiği başlamamış ama karanlık iniyor yavaştan’ diye geçiriyorum içimden. Ben yola dalmışken kapı aralanıyor ve Vieux odasına süzülüyor. Güleryüzlü ve sıcakkanlı bir karşılama, içecekler söyleniyor. Ben bu arada i-motoring.com’u tanıtıyorum kendisine. İçecekler geldiğinde röportajımıza başlamış oluyoruz. Vieux’ye otomotiv tarafından bakıldığında krizin geride kalıp kalmadığını soruyorum… “Ekonomik kriz geçiciydi. 2008 sonbaharında başladı ve 2009 Eylül sonuna kadar sürdü. Ekim’den itibaren geri dönüşleri gördük ve Aralık’ta da yüksek satış gerçekleşti, 2008’e göre ilerleme kaydedildi. Müşteri potansiyeli ve devletin desteği kriz yılında pazarın büyümesini sağladı. Türkiye kriz döneminde bu beceriyi gösteren nadir ülkelerden biri oldu. 2010’da ise bu sürecin devamını izledik. Devlet yardımı olmaksızın tüketici güveni yerine geldi ve pazarda patlama yaşandı. İlk on ayda 2009’a göre %22.3’lük bir artış yaşadık. Üstelik 2009’un ilk 10 ayı hükümet desteğinin olduğu bir dönemdi! 2009 594 bin toplam otomobil satışı ile kapanmıştı, bu yılın ise 710 ile 730 bin arasında tamamlanacağını öngörüyorum. Geçen yıla göre yaklaşık %30 artış var, dolayısıyla otomobilde krizden söz etmiyoruz. Şimdi tüm gücümüzle genel seçimlerin olacağı 2011’e hazırlanıyoruz. Ekonomide otomobil bağlamı dışına çıkmalı, bütün ekonomik endeksler tüketicinin güven içinde olduğunu gösteriyor. Türkiye hızlı şekilde yol almaya devam ediyor. Bu kriz, dışarıdan gelen bir krizdi. İç dinamiklerin yarattığı bir durum değildi, bizi şaşırttı, tedirgin etti” diyor ve soluklanmadan devam ediyor… “Kendi hatalarımızı kontrol etmek daha kolay. Türkiye kriz yönetiminde uzmanlık geliştirmiş, geçmiş krizlerden ders çıkarmış, muafiyet geliştirmiş. Bu güçlü mesajı Türkiye dışına da anlatmak lazım”. “Ama işlerin iyi gitmesine karşın Avrupa ülkeleri birer ikişer iflasın eşiğine geliyor” diyorum, “yeni bir global kriz beklentisi var mı?” diye soruyorum. “Polonya, Yunanistan, İrlanda ve hatta Portekiz’deki kötü ekonomik durumlar, Türkiye’yi etkilemez. Türkiye’nin güçlü bir ekonomisi var. Paniğe fırsat tanımamalı. Buna karşılık Yunanistan ve İrlanda’nın durumu düşünmeye sevk ediyor” diyor. Soğukkanlı bir yönetici, krizi iyi yönetmiş ve anlaşılıyor ki korkusu yok, kendinden emin. Ülkemizden “biz” diye söz etmesi kulağımdan kaçmıyor, etkileyici…
“Vergiler üzerinde çalışılmalı”
Türkiye’de ekonomik durumun şu anki halinden hoşnut olup olmadığını soruyorum, “Türkiye’de 1000 kişiye düşen otomobil sayısı Avrupa Birliği’nin beşte biri oranında. Türkiye’nin potansiyeli belli, tüketim ayakta tutulmalı. İlk olarak bankalarımız finansman açısından çok güçlü, bu büyük bir avantaj. Üretim istihdam ve katma değer, tüketimi ayakta tutmak için gerekli. Türkiye anladı ki, ekonomik çıkışın yolu Avrupa’da değil Afrika’da ve Ortadoğu’da. TR’nin en büyük özelliği, köklü bir ülkenin olgunluğuna ve genç bir ülkenin fetih özelliğine sahip olması. Araç satma potansiyeli var, istendiği zaman birçok parametreye müdahale edilerek pazar daha da geliştirilebilir. Mesela vergiler üzerinde çalışılmalı”.
“Yapılan vergilendirme açıklaması bir nabız yoklamasıydı!”
Bunu açmasını istiyorum, son iki haftanın sıcak konusu alternatif yakıtlar ve vergilendirme üzerine fikirlerini soruyorum Vieux’ye… “Elektrikli araçlarla ilgili yapılan açıklama anladığımız kadarıyla bir nabız yoklama açıklamasıydı. Bu sektör açısından önemli bir sinyal oldu. Konuyla ilgili çalışmaların olduğu dışa vuruldu. Ancak açıklama kapsamındaki vergilerle bu araçların satılamayacağı ortada. Ancak asıl kaygımız, gelecekteki araçların %65’ini oluşturacak hibrid araçlardan hiç söz edilmemiş olması. Vergilendirmelerin emisyon oranı doğrultusunda yapılması gerekiyor. Hibrid ve elektrik konusunda markaların yatırım yapması gerekiyor. Bu araçlarda yeni teknolojiler ve çok pahalı donanımlar mevcut. Başlangıçta bu araçlar doğal olarak pahalı olacak. Bu maliyeti sadece üreticiler üstlenmemeli, herkes bu dinamizme katkıda bulunmalı. Elektrikli ve hibrid otomobil pazarını gelişmesiyle bu yatırımların maliyeti de düşecek. O zamana kadar hükümetin desteği ve yatırımları teşvik etmesi çocuklarımızın geleceğine de yatırım olacaktır”.
“Elektrikten çok hibrid teknolojisine inanıyorum”
Sözü, iyice alternatif yakıtlara getiriyorum. “Seri üretim elektrikli modelleriniz var. Bunların ne vadede yaygın olarak kullanılır olacağını düşünüyorsunuz? Sizce elektrikli otomobiller fosil yakıtlı araçlara alternatif olabilecek mi?” diye soruyorum Genel Müdür’e. “Yarın petrol kalmayacak deniyor ama eğer tabii bu petrol tüketim oranları değişmezse. Yeni teknolojiler dünyada petrol tüketimini azaltacak görünüyor. Böylece petrol rezervlerinin ömrü uzayacak. Ben elektrikten çok hibrid teknolojisine inanıyorum. Sonuçta dünyada daha uzun süre petrol olacak. Ne kadar tasarruflu olunursa o kadar uzun kullanılabilir. Hibrid bu süreyi uzatacak.” “Ya elektrik?” diyorum… “Peugeot, ilk elektrikli aracı satan marka oldu. 10 bin adetten fazla 106 satışı gerçekleştirdi. Bu yüzden tüketicilerden gelecek sorulara hazırlıklıyız. İlk olarak aracın kaç km menzili olacağı sorgulanıyor. Tüketicinin bu endişelerine yeni politikalarımızla cevap veriyoruz. Bu yüzden yıl sonunda pazara sunulacak elektrikli ion’u kiralama sistemiyle sunuyoruz. Böylece araç kişiye ait olamayacak, pili bakımı her şeyi bu kiralamaya dahil olacak. Bu da araca olan güvenimizi gösteriyor. Tabii önceliği filoya ve uzun süreli kiralamaya vereceğiz. Araç parkı yönetmesini bilen şirketlere verilecek böylece deneme süreci profesyonel ellerde olacak. Elektrikli araç pazarı sınırlı bir pazar olacak. Elektrikli araçların kısa vadede bireysel olarak kullanılacağını düşünmüyorum. Uzun vadede toplam araç parkının %10’u olması bekleniyor. Hibrid araçların daha fazla tercih edileceğini düşünüyorum. Batarya endişesi taşımadan çok uzun menzillere gidilebiliyor. Bir depo benzinle neredeyse 2400 km kat etme şansı sunulacak olan araçların bireysel tüketici nezdinde öne çıkacağına inanıyorum. Tabii ki vergi mevzuatı da buna uygun olursa”…
Pazar artışı Anadolu’dan olacak
“Elektrikli araçların Türkiye’de ne vadede kullanıma alınabileceklerini düşünüyorsunuz?” dediğimde beklemediğim iyimserlikte bir yanıt alıyorum: “Alt yapı konusunda Türkiye’nin güçlü olduğunu düşünüyorum.Türkiye’de çok seyahat ediyorum. Yol sisteminin ve alt yapısının Fransa ile neredeyse aynı seviyede olduğunu gördüm, hatta birçok bölge Almanya’dan daha iyi durumda. Otomotiv pazarı gelişimi alt yapı sorunu yaratmamaktadır. Sektörün öngördüğü pazar artışı, İstanbul üzerinden değil, Anadolu üzerinden olacaktır. Tabii ki İstanbul’da da belli bir artış olacaktır ancak ana gelişme ekseni olarak Anadolu’yu düşünmeliyiz“.
Jean Pierre Vieux’ye son olarak 508’i soruyorum… “508 olağanüstü güzel bir otomobil oldu. Üzerinde 4 yıldır çalışıyoruz. Bu projenin özelliği, uluslararası alanda ticari sorumluların da projeye dahil edilmesi. Böylece dünya çapında bir araç yapıldı. Projeye her bölgeden katılımların olması, farklı pazarların beklenti ve ihtiyaçlarının aynı araçta yer alabilmesine imkan verdi. Mesela boyu 407’ye göre 10 cm uzatıldı ve bu bölüm tamamen arka oturma alanına eklendi. Her yolcuya havalandırma alanı yaratıldı. Peugeot’dan yine çok iyi bir otomobil geliyor”…

Yoruma Kapalıdır.