Ford Focus RS


Ford Focus RS
Ford’un gündelik kullanılabilecek performans miti Focus RS, üçüncü nesilde gözünü yükseklere dikmiş. “Mısır patlatarak” giden 350 HP’lik bu hatchback, vahşi bir hayvan! 1998’de sahneye çıktığından bu yana hep çok başarılı bir otomobil oldu Focus. Ford’un kompakt sınıfta elini güçlendiren otomobil, sürüş dinamikleri ve kalitesiyle Escort’tan sonra Ford sahiplerinin yüzünü güldürdü. Focus model gamında markanın motorsporları geçmişine uygun ilk RS 2002 yılında yollara çıkmıştı. Focus’ta yaşanan gövde değişikliğinin ardından 2009’da yenilenen RS, şimdi üçüncü jenerasyonla yollarda. Şimdiye kadar üretilmiş Focus RS’lerin en güçlüsü ve en hızlısı olan bu beş kapılı hot hatch, kelimenin tam anlamıyla pistlere, etaplara yakışır türden. İkinci kuşak Focus RS’e göre gücü 315 HP’den 350 HP’ye artırılan otomobil, tam bir roket haline getirilmiş, desem ki içinden geçmek için etap arıyor, abartmış olmayacağım.

Ford Focus RS
Standart Focuslara göre şişirilmiş çamurluklar ve yeniden tasarlanan kaputun dışında şu farklılıklar görülüyor: baştan yaratılmış geniş ağızlı burun tasarımı, siyah difüzör ve tavan spoyleriyle yeniden doğmuş kuyruk yapısı ve tabii soba borusu kalınlığında iki egzoz çıkışı. Marşbiyeler de hava akışını optimize edecek şekilde yeniden biçimlendirilmiş.
Kabinde Recaro ön koltuklar ve kokpitin üzerindeki üçlü hararet ve turbo/yağ basınç göstergesi dışında en dikkat çekici unsur, 300 km/s’de sonlanan hız göstergesi. RS’in renkleri olarak kabinde genel hakimiyet mavi ama kırmızı kadar etkileyici değil sanki. Koltukların oturma pozisyonu da daha iyi olabilirmiş. Gerek direksiyon üzerinde ve gerekse kokpitte dağınık şekilde çok fazla düğme olduğunu düşünüyorum. Ve pek de kullanışlı değiller. Ergonomik bazı yetersizlikler yok değil. 8 inçlik dokunmatik ekranın yazılımı öncekine göre 10 kat daha hızlıymışsa da biraz daha ferah olabilirmiş. Süpürgeleri ön camda yanlara açıldığından çok iyi temizleme yapabilen sileceklerin fonksiyonları kolun ucuna sıkıştırılmaktansa daha kullanışlı yapılabilirmiş. Motoru çalıştırmak için kullanılan start/stop düğmesi de direksiyonun arkasında fazlasıyla gizli kalıyor. Neyse bunların tümü bu otomobilde detay… Tıpkı bagaj hacminin fazlasıyla büyük olması gibi!

Ford Focus RS
Otomobilin 2.3 litrelik dört silindirli motoru, Mustang’den tanıdık. Cosworth tarafından geliştirilen motor, yollarda WRC’de duyduğumuz seslerle yıldırım hızıyla ilerleme sağlıyor. Gerçekten çok hızlı, göz açıp kapatmayla yarış ediyor adeta. Sağ ayak bileğinizin tepkime hızı yola naklen yansıyor gibi, ikiz turboyla tarifsiz bir hızlanma sergiliyor RS. Ve otomobilin kalkış hızıyla yetinmeyecekler için Launch Control ünitesi de hazırda kalkışı bekliyor.
Zaten homurdanarak çalışan Ford motoru, sesiyle gücü hakkında fikir veriyor. Ama aldanmayın, asıl gösteri kükreyerek harekete geçince başlıyor. Gaz pedalından ayağı çekince bu kez manifoldda kalan çiğ benzinleri havaya uçuruyor ve “mısır patlatmaya” başlıyor RS. Özetle sürekli patlama sesleriyle ışınlanıyorsunuz. Sadece bu seslerle bile caddelerde dehşet yaratıyor otomobil. Aynada Focus görüp aldırış etmeyen Porscheler için zor saniyeler… Müthiş esnek sürüş imkanı sağlayan motor, ani hızlanma gereklerinde sürücüye vites düşürmeden fırlayıp gitme esnekliği sunuyor.

Ford Focus RS
Tabii bu performansın bedeli biraz yüksek. Desem ki, Focus RS durduğu yerde bile benzini içiyor, yalan olmaz. Yakıt göstergesinde ibrenin inişini naklen izliyorsunuz, durduramıyorsunuz, bildiğim bütün ekonomik kullanma yöntemleri çürüdü gitti. Ne kadar sakin kullanırsanız kullanın, arada birkaç “mısır patlatma” gösterisini de dahil edince en çok 350 km menzil vaat ediyor bu hızlı Focus. Bu performansın zapt edilmesi Brembo’ya emanet edilmiş. 235/35 R19 ebatlı lastiklerin ardında önde 350, arkada 302 mm çapındaki diskleri saran balatalar, pilottan gelecek fren emri bekliyor.

Ford Focus RS Ford Focus RS
Vites kolunun yanındaki Drive Mode düğmesi, Focus RS’in karakterini yeniden yaratmanıza imkan veriyor. Sanki Normal modda çok normalmiş gibi Sport, Track ve Drift modlarında daha da deliriyor otomobil. Her modda, AWD sistemi, Elektronik Denge Kontrol ve ABS sistemleri, direksiyon ve motor tepkileri ayarlanarak, her kademede daha dinamik olması sağlanıyor. Son iki modda ESP devreden çıkarken, otomobilin sadece pistte bu ayarlarla kullanılması öneriliyor. Yarış pistlerinde, tork dağılımıyla kontrollü arkadan savrulmalar gerçekleştirmeye imkan veren Drift Modu tercih edilebiliyor. Ama görüntü net, Normal modda kullanırken bile hakkını verebilmek bilek istiyor. Modlar arası değişim yapılırken standart sunulan adaptif Öhlins Tenneco marka amortisörlerdeki sertleşme de dikkatlerden kaçmıyor. Focus RS’in Sport and Track modlarında sertlik oranı yüzde 40 artıyor. Yalnız bu kadar sertliğin arasında otomobilin kabininde gayet tok bir hava hakim, ne tıkırtı ne gıcırtı duyulmuyor, belki ilerleyen kilometrelerde…

Ford Focus RS
Kompakt Volvo modelleri C30 ve S40’tan alınıp geliştirilen alt şasi, RS’in de alt yapısını oluşturmuş. Otomobilin sahip olduğu Akıllı Dört Tekerlekten Çekiş Sistemi, yol ve sürüş koşullarına uyum sağlamak için motor torkunun arka tekerlekler arasında dengelenmesine yarayan elektronik kontrollü çift kavrama seti kullanıyor. Öne monte edilen güç çıkışı ünitesi, torkun yüzde 70’ine kadarını herhangi bir zamanda arka akslara gönderebilirken, arka tahrik modülü o torkun yüzde 100’üne kadar arka tekerleklerin herhangi birine gönderebiliyor. Ya da 50/50 kilitleyebiliyor. Bu otomobilin hakkını verebilmek için ehliyet yeterli gelmeyecektir, ileri sürücülük yeteneklerine de sahip olmak gerekir.
RS’in süspansiyon yayları, Focus ST’ye göre önde yüzde 33, arkada da yüzde 38 daha sert ve gergin.
Focus RS’in detayı çok fazla, ileri teknik mühendislikle standart haliyle bile pistlerde esebilecek seviyede bir performans ikonu. Prestijli performans otomobillerine daha düşük maliyetlerle meydan okumak mümkün ama öyle bir prestij gelir mi, tartışmaya açık. Sürücülüğün pek değer görmediği, zaten gidilebilecek yolun da olmadığı ülkemizde Focus yaygın bir model olduğu için değerini koruyamayıp biraz ayağa düşme riski taşıyor. Üç kapılı olsa daha kıymetli olabilir sanki.

+ Roket gibi
+ Tahrik edici motor sesi
+ Müthiş yol tutuş, viraj hakimiyeti
+ Direksiyon tepkileri
+ Umulmadık konfor seviyesi
+ Koltuklar
– Yüksek yakıt tüketimi
– Yüksek fiyat
– Direksiyonda çok düğme var

Yakıt tipi: Benzin
Motor hacmi (cc): 2261
Motor gücü (HP/d/d): 350@6000
Maksimum tork (Nm/d/d): 474@3200
Vites kutusu: 6 ileri manuel
Maksimum hız (km/s): 265
0-100 km/s hızlanma (sn): 4.7
Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 12.1/9.3
Ağırlık (kg): 1599
U/G/Y (mm): 4390/1823/1472
Aks mesafesi (mm): 2647
Bagaj hacmi (lt): 562/1240

Yoruma Kapalıdır.