Ford’un EcoBoost sırları


Yeni Ford Focus’un 180 PS gücündeki 1.6L EcoBoost motoru, sürüş keyfinin daha da üst seviyelere çıkartılması için özel akustik çalışmalarına tabi tutuldu. Yüksek basınçlı direkt enjeksiyon, düşük atalet momentli turboşarj ve çift bağımsız değişken kam zamanlaması gibi teknolojileriyle öne çıkan EcoBoost motorun sesi özel çalışmalarla optimize edildi. Küçük, hafif ve ekonomik olmasına rağmen EcoBoost’a büyük motorların gücünü ve torkunu sağlayan motorun turboşarj ünitesi, motorun doğal sesini kaçınılmaz şekilde kesiyor, özellikle de yüksek devir aralıklarında. Turboşarj özelliğine sahip bir otomobilde gaz pedalına yüklenilse bile turbonun ıslığı andıran sesi sürücüye keyif veren motor sesini bastırabiliyor.
Ford mühendisleri, yeni Focus’ta bu işitsel zaafı 1.6L EcoBoost motoruna “ses symposer” adı verilen, küçük ama çok etkili bir cihaz ekleyerek aştılar. Symposer, motordan çıkan güzel frekansları hava giriş sisteminden toplayan ve daha sonra da bu frekansları doğrudan kabine gönderen bir ses kutusu. Ford mühendislerinden Ralf Heinrichs bu sistemi şöyle açıklıyor: “Bütün motorların kendi ses karakteri vardır ve bu karakteri belirleyen egzoz ve/veya emme sistemidir. Tipik olarak düşük devirlerde motor sesini egzoz sistemi belirlerken yüksek devir aralıklarında motorun kendine özgü sesini ortaya çıkar.” “Turboşarjlı motorlarda turbo, emme sisteminin entegre bir parçasıdır ve turbo yüksek hızlara çıktığında ıslık sesi baskın hale geldiği için indüksiyonun sesini kapatır.”

“Heyecan verici indüksiyon sesini yeniden yakalamak veya yeniden yaratmak zorundaydık ve symposer ile yaptığımız, emme sistemi içinde turbodan gelen motor titreşimlerini yakalayarak doğrudan kabine gönderip güzel ve spor bir kükreme sesi elde etmek oldu.” Symposer sadece 60 x 50 x 40 mm boyutlarında ve içinde dört oda bulunuyor – Motor tarafında iki ve çıkış kısmında da iki oda. Odalar hareketli bir kapakla birbirinden ayrılıyor. Ani hızlanmalarda emme sistemi veya motor tarafında oluşan titreşimler döner kapakla buluşarak ses dalgaları oluşturuyor ve bu ses dalgaları çıkış odalarına aktarılıyor. Bu titreşimler daha sonra bir ses borusu aracılığıyla motor ile kabin arasındaki bölme panelini geçip kabine ulaşıyor.

Heinrichs, “Basit anlatımla symposer, sinyal gürültü oranını değiştirerek, motor sesini yeniden üretiyor. Symposer cihazımız; titreşim frekansı, yani ses dalgalarının frekansı 250 ile 450 Hz arasında olduğu zaman harekete geçiyor” diye ekliyor. Ford’un symposer cihazı çok çeşitli ayarlar yapılmasına olanak sağlıyor. Frekans aralığının yanı sıra ses geri bildiriminin duyarlılığı da ayarlanabilir. Heinrichs şöyle açıklıyor: “Bu teknolojiyi başlangıçta 2005 model Focus ST için geliştirmiştik. Focus RS ve Focus RS 500’de de bu özellik bulunuyor. Bu araçların her ikisinde, symposer ayarının agresif seviyelerde olmasından dolayı çok yüksek bir ses geri bildirimi, yani geniş bir ses penceresi bulunuyor. Yeni Focus’ın 1.6L EcoBoost motoru daha mütevazı bir seviyede ayarlandı ama, mevcut Focus’a göre çok daha fazla geri bildirim sağlıyor.” Ford’un ses symposer cihazının en büyük avantajı, sesin saflığından ödün vermemesi. Gerçekten de motorun sesi çalışma koşullarının çoğunda çok düşüktür. Heinrichs ve ekibi, son derece hassas ekipmanlar kullanarak ses symposer’ın sadece gerektiğinde devreye girmesini ve verdiği gürültü sesinin keyifli olmakla birlikte rahatsız edici olmamasını sağladılar. Heinrichs, “Felsefemiz her zaman otomobilin düşük ve orta devirlerde rafine bir ses vermesi; ancak yüksek devirlerde ise spor ve güçlü bir ses vermesi gerektiğidir… Motor sesi hiçbir zaman kulakları zorlamamalıdır. Ses symposer cihazımız sadece yüksek devirlerde devreye giriyor ve otoyol hızlarında bile motor sesi asla zorlayıcı değil. Ses symposer’ı her türlü sesi üretecek şekilde ayarlayabilirsiniz. Bizim kendi cihazımızı nasıl ayarladığımız ise çok iyi korunan bir sırdır.”

Yoruma Kapalıdır.