Hyundai ix35 CRDi-R


Çok ilgimi çekmesine ve Türkiye’de satışa çıkmasının üzerinden bir yıla yakın zaman geçmiş olmasına karşın bu heybetli SUV’u kullanabilme şansını yeni buldum. Kendisine ilgim azaldı diyemem, hatta geçen zaman zarfında Hyundai’nin yenilikçi birçok modeli çıktığı için bu yelpazenin neresine denk düşüyor onu da görmeyi istedim. Hyundai için yenilikler dönemi gerçek anlamda “i”lerle başladı. Yeni vizyonu ifade eden “i”, Atos gibi eski ürünlerin üzerine de yapıştırılarak “uyarlanan” i10 için kullanılsa da i30, i20 gibi modern modellerde ve tabii nicelerinde yeniliklerin simgesi oldu. Yanına “x” geldiğindeyse konu boyut değiştirdi ve Hyundai’ye prestij kazandıracak modeller ağır basmaya başladı. Şüphesiz Hyundai için ilk değil ix kodlu SUV’lar, özellikle Amerika’da çok tutulan Santa Fe ve Tucson’u asla görmezden gelemeyiz ama ix35 ve ix55 ile Hyundai, şehir tipi lüks SUV pazarında “ben de varım” diyor, gücünü gösteriyor. Bu güç gösterisini aracın kaslı yapısından başlayarak inceliyorum. Çok da feminen bir görüntüsü olmadığı ortada. Hantal da görünmüyor. Yıllarca yazdığım yazılarda kimi eleştirilerim olsa da Hyundai kendine özgü bir tasarım çizgisinde inat etti ve bu stilin artık olgunlaştığına inanıyorum. Bunda elbette ki markanın Amerka pazarında büyümesinin rolü yüksek. Ön ve arka çamurluklardaki şişkin omuz çizgileri, bana geçmişin FX Coupe’sini anımsatıyor. Sanki o agresif ama ham çizgiler ix35’te olgunlaştırılmış ve gövde yükseltilerek SUV haline getirilmiş… ‘Çekik’ far tasarımında ‘90’ların başındaki ‘gülümseyen Japonlar’ı görmek mümkün değil, Hyundai burnunda daha agresif, hınzırca bakışlar hakim. Kapıların altındaki siyah renkli ters eşik çizgisi de alışılmamış bir tasarım… Artık içeri girme zamanı…

Bu otomobilin kapı kolları bile hafif! Şaşırtıcı kolaylıkla çekilen kapı kolları sanki kadınlar için yapılmış! ix35’in kalite algısı daha kapısını kapattığımda şaşırtıyor beni. Uzakdoğulu üreticilerin ortak takıntısı ‘Avrupalılık hissi’nin çok peşinde değilim ama “bu da nesi, kağıttan mı yoksa?” dedirtmeyen bir tokluk izlenimi veriyor kapının kapanışı! İlk izlenim önemli tabii… Aracın içinde dışarıdaki kaslı yapıyla çelişmeyen güçlü bir tasarım hakim. Ne BMW gibi yalın ne Mercedes-Benz gibi klasik… İyi hissettiren, güçlü bir kokpit tasarımı, kapılardaki cam kumandaları dahil sanki bir bütünmüş gibi görünen el altındaki butonlar… Sadece arka cam rezistansına takılıyorum; start/stop düğmesiyle simetrik olsun diye ‘bir lokma’ uzakta konumlandırılmış! Kabindeki plastik kalitesi pek etkileyici değil ama kusur bulmak da zor. Orta konsoldaki LCD ekran, radyo ve CD/MP3 ile ilgili bütün fonksiyonlara kumanda edilebilen bir işlem merkezi durumunda. Havalandırma ise bu büyük ekranın dışında tutulmuş, daha altta küçük bir ekranda.


Otomobille yol almaya başladığımda yumuşak süspansiyonla gelen konfor, ilk izlenimim oluyor. SUV sınıfına girdiğimde -eğer bir sporcu kullanmıyorsam!- rahatlık ilk aradığım oluyor. Gerçi frenin ayarını kaçırdığımda öne esnemeler gözlüyorum ama biraz km yapınca birbirimize alışırız diye düşünüyorum. Otoyolda hızlanmaya başlıyorum, hızla birlikte 2.0 litrelik turbo dizel motorun sesi de yükseliyor. Şehir sürüşlerinde çok fazla gürültü yok ama belirgin şekilde lastik sesi sızıyor kabine. Bu konuda takıntısı olanlar lastik gürültüsünden çok hoşlanmayabilir. Dediğim gibi bu sınıfa girildiği zaman beklentide öncelik konfor oluyor. ix35’in otomatik şanzımanı, Porsche kökenli bir işbirliğinin eseri olan H-Matic’in geliştirilmiş hali Shiftronic. Sarsıntısız değişimler sağlayabilen 6 kademeli vites kutusunun tepkileri de gecikmesiz görünüyor. Arazi modu bulunmayan sistem, şehir ve otoyol sürüşlerinde beklentilerimi karşılıyor. Zigzaglı yol üzerinden kullanılan kol, en alt pozisyondan sola çekildiğinde manuel kullanım imkanı sağlıyor. Defalarca yazdım, manuel kullanım modu, sunulduğu otomobiller içinde sürücüye pahalı bir oyuncaktan fazlasını ifade etmiyor. Tabii eğer performans tipi bir coupe değilse! Hafif arazi koşulları haricinde şehir trafiği, otoyol, toprak yol gibi koşullarda kullandığım ix35 ile ilgili en belirgin sıkıntı –ki o da kişiseldir!- hava karardığında ortaya çıkıyor. Göstergelerin mavi renkli aydınlatması, en çok da orta konsoldaki büyük ekrandan fena halde göz alıyor. Neyse ki paneli tamamen ışıksız bırakma imkanı sunulmuş!


Otomobilin sahip olduğu turbo dizel motor, güçlü çekişini 1800-2500 d/d arası elde edilebilen 383 Nm’lik maksimum torka borçlu. 184 HP’lik güce sahip yaklaşık 1.8 tonluk otomobil, hareketlenmesini istediğimde hiç reddetmiyor ve yüksek torku sayesinde nazlanmadan ilerliyor. Çoğu modern turbo dizel gibi ix35 de sunduğu yüksek çekişle gelen sürüş keyfi karşılığında hesabı düşük tutuyor: 100 km ortalaması 7.3 litre olarak gerçekleşiyor. Zaten fabrika verisi değer de 7.2 litre! Sabit hızda kontrollü yapılan uzun sürüşlerde bu değer 6’lı değerlere inerken şehir trafiğinde 8.5 litrenin üzerine çıkamadığımı belirtmeliyim. Bu kadar konforlu, cüsseli ve ağır bir aracın daha ekonomik olmasını beklemek teknolojiye haksızlık olur!

Yerden yüksekliği 17 cm olan ix35 için bunulan off road verileri hiç de fena görünmüyor. Ama tabii ki bunları denemek için uygun lastikler olması daha yerinde olurdu. 50 cm’lik göletlerden geçebilen otomobilin yaklaşma açısı 24.2, uzaklaşma açısı 26.9 derece olarak açıklanmış.


Hyundai ix35 için iki ilginç seçenek sunuyor. Biri önden çekişli, 1.6 litrelik direkt enjeksiyonlu benzinli motora sahip ekonomik versiyon ki donanım seviyesine göre fiyatı 51 bin ile 57 bin lira arasında. Üst donanımlı 4×4 ve 2.0 litrelik dizel motorlu versiyona ulaşmak için en az 81 bin lira gerekiyor. Bu versiyonun Style Plus donanımlı versiyonu 90 bin lira fiyatla satılıyor.

Zengin donanım paketleri içinde devrilme önleyici sistem ROP, ESP, savrulma ve patinaj önleme sistemi TCS, yokuş iniş destek sistemi DBC gibi elektronik donanımların yanısıra ön ve yan havayastıkları, deri döşeme gibi ekipmanlar öne çıkıyor. Kullandığım versiyonda Style Plus donanım seviyesine çıkıldığında arka koltuk ısıtması, deri döşeme, iç aynada renkli geri görüş ekranı, anahtarsız giriş ve çalıştırma sistemi, karartılmış camlar, yan analar üzerinde sinyaller, 18 inçlik jantlar ve lastik basınç kontrol sistemi ile arka park destek sistemi gibi ekipmanlar yer alıyor.

SUV kulvarında seçenekler giderek çoğalırken alırken de kullanırken de ekonomik olanlar öne çıkıyor. Segmentleri aynı olsa da markalarının konumlandırdığı pozisyonlar farklı ama ix35, BMW’nin X1’i ile boy ölçüşebilen bir otomobil. 177 HP’lik motora sahip X1 2.0d’nin 97 bin TL’den başlayan fiyatına karşılık böyle dolu dolu bir seçenek de var, bilmek gerek! Keza 2.2 litrelik motora sahip Land Rover Freelander için de biçilen değer 134 bin TL! Üsttekilerin durumu bu, fiyat olarak daha altta kalan seçenekleri siz değerlendirmelisiniz!..

Yoruma Kapalıdır.