Kia Cerato Koup


Güney Kore’nin ağır sanayi hamlesini takiben 1963 civarında başlayan otomobil üretimi, günümüzde oldukça dikkat çekici bir noktaya ulaşmış durumda. Dünyanın en büyük 5. otomobil üreticisi ülke konumunda olan ülke, tipik Uzak Doğu yaklaşımı olarak taklitle başlayan süreçte bugün artık sürekli yenilikler üreten pozisyona ulaştı. Son 10 yıldaki Güney Kore otomotiv atılımlarını saymazsak, uzun yıllar ancak iş görecek kıvam ve kalitede, sıkıcı otomobiller ürettiler. Tekniği Japon markalardan apartma, motoring coşkusu taşımayan, sadece ulaşım için yeterli özellikte sıkıcı otomobillerdi bunlar. Ama son on yılda teknolojik olarak hiç de fena olmayan otomobiller ürettiler. Artık fiyat ve kaliteleriyle özellikle Amerika pazarında bütün markalara meydan okur duruma geldiler.

Hyundai bünyesi altında aynı teknolojiyle premium otomobiller üreten Kia markası için de Güney Kore elitizminin sembolü desem abartmış olmam. Türkiye’deki temsil durumları farklı tabii, ülkemizde üretim de yapan Hyundai Assan’a karşılık Kia, Çelik Motor tarafından ithal ediliyor. Yeni dönem modelleriyle belirgin bir atılım içinde olan Kia, Picanto, Venga, Rio, Soul, C’eed, Optima gibi modelleri modern bir çizgiye taşıdıktan sonra Cerato’da da benzer adımları sergiliyor. Cerato’nun coupe versiyonu Koup da bu süreç içinde geliştirilmiş bir model. Kendine özgü ismiyle ayrışmayı hedeflese de ismen biraz kakofoni yarattığı kesin. Hatta ‘sedan coupe’ olarak lanse edilmesini de biraz garipsedim,  birçok marka coupe görünümlü sedanlar için mücadele verirken biraz tersine bir hamle gibi… Ama sonuç olarak dikkat çekici, hatta gösterişli tasarımı, bakışlarımı otomobilin üzerinde yoğunlaştırıyor. 17 inçlik jantlarla etkisi artan dinamik görünümüne söyleyecek söz yok!

İlginç bir otomobil Cerato Koup. Açıkçası biraz beklenmedik, Hyundai’nin FX ve Genesis Coupe’leri dışında sportif yaklaşımına pek şahit olmuşluğumuz yoktur. Tamam uzak geçmişte bir de Mitsubishi’den devşirme Excel S Coupe diye bir modeli vardı ama Kia’dan ilk kez bir sportif model yaklaşımı görüyoruz. Burada da çok orijinal bir coupe ruhu yok ama o sportif ruh biraz da estetikle oluşuyorsa Cerato Koup, onu yakalamış demektir. Honda Civic Hatchback’i çağrıştıran burun yapısı, sedan versiyondan -tıpkı Hyundai Excel S Coupe gibi!- kapı sayısı ve yükseklik azaltılarak yaratılmış sporcu bir profil, onu destekleyen şık jantlar ve yine Honda Accord’u anımsatan arka tasarım… Otomobilin sportif kimliğini bu gördükleriniz oluşturuyor. Süspansiyon ve motor özelliklerindeyse sıradışı bir durum yok. Ah, Cerato Koup’un uzun kapılarında camları çerçevesiz olduğunu unutuyordum! Küçük bir detaydır belki ama otomobillere coupe ruhu katan unsurlardandır bu çerçeve! Yola koyulup hızımı biraz artırdığımda rüzgar sesi de gelmiyorsa daha ne isteyebilirim ki!

Cerato Koup’un kabininde Uzakdoğu’ya özgü kalite anlayışı hakim. Kapı açtığım anda Excel S Coupe aklıma düşüyor yeniden! Şöyle ki, yerdeki depo ve bagaj kapağı kumanda kolları, malum, birer Uzakdoğu klasiğidir… Neyse ki,  kabindeki modern yaklaşım, 20 yıl öncesinden öncesinden başka izlere geçit vermiyor. Zarif sayılabilecek kozmetik bir güzelliğe sahip olan Cerato Koup kabininde fonksiyonellik ön planda. Ama kırmızı aydınlatmalı gösterge tablosu ve metal pedal kiti gibi ‘sportif’ unsurlar da unutulmamış. Kolay yatan koltuklar, arka koltuklara rahatça geçiş ve arkadaki rahatlık, dört yolcuya sıkıntısız yolculuk imkanı sağlayabiliyor. Bagaj da sportif görünümlü bir araç için hayli büyük!

Otomobilin 1.6 litrelik benzinli motoru, diğer Kia ve kimi Hyundai modellerinde karşılaşabildiğimiz, sakin karakterli bir makina. Sürekli değişken supap zamanlama teknolojisine sahip motor, çalıştığı her devirde minimum yakıtla maksimum verim hedefliyor. Tahrik edici bir sesi olmayan motor, sakin kimliğini 156 Nm’lik maksimum tork değerine ulaştığı 4200 d/d düzeyinde terk ediyor. Üst devir kullanımında ısrar edilirse motor hacmi ve 126 HP’lik  maksimum gücü paralelinde hüner sergiliyor. Otomobilin vites oranları, yakıt ekonomisi de gözetilerek dengelenmiş, agresif bir sürüşe izin vermeyen oranlar, makul hızlanmalara uygun kalıyor. 10.3 sn’lik 0-100 km/s hızlanma verisi ve 5.5 litre olarak öngörülen 100 km yakıt tüketim ortalaması da bunun göstergesi.

 

Süspansiyona dair söyleyecek çok fazla şey yok. Büyük jantlara karşın sessiz çalışması en önemli avantajı. Aracın sahip olduğu güç çok yüksek olmadığı için mantık dahilinde yapılacak sürüşlerde stabilite ile ilgili önemli sıkıntılar yaşanmıyor. Bu zarafeti sokak yarışçısına çevirmek isteyenler zorladıklarında önden kayma yaşayabilirler. Ha şu çerçevesiz camlar konusu… Otoyol sürüşlerinde rüzgar sesiyle ilgili herhangi bir sıkıntıya rastlamadım, en azından kapı fitilleri formunu korudukça raslanmayacağı belli…

Yeterince zengin bir ekipman listesine sahip otomobilde elektronik stabilite programı ESC, EBD destekli ABS, sürücü, yolcu, yan ve perde hava yastıkları, aktif ön kafalıklar, patinaj engelleme sistemi TCS gibi güvenlik elemanları standart olarak sunuluyor. Donanım listesinde yenilikçi herhangi bir unsur yok ama ‘Aaa şu da eksikmiş’ dedirtecek bir noksanlık da yok! Deri kaplı direksiyon simidinden açılır tavana, yol bilgisayarından yükseklik ve derinlik ayarlı direksiyona birçok şey kullanıma hazır.

Manuel şanzımanla 2011 modelleri 50.300, 2012 modelleriyse 52.800 liraya satılan otomobilde otomatik vites tercihi yapılırsa 2011 modeli için 53.900, 2012 modeli için 56.600 lira ödemek gerekiyor.

Yoruma Kapalıdır.