Sandero ECO-G LPG banner

Kia Rio HB Sporty



Uzakdoğulu otomobil üreticilerinin önemli bir sıkıntısı var. Japonlar da dahil olmak üzere teknolojide ne kadar gelişmiş konseptler uygulayabilseler de tasarımla ilgili kendi kalıplarını pek kolay aşamıyorlar. Zaman zaman elbette efsanevi tasarımlar çıkıyor ama genele baktığımızda bir yavanlık, birbirine benzerlik ya da ileri düzeyde “esinti”ler dikkat çekiyor. Ama öyle görünüyor ki bu durumu öncelikle Kia kıracak. 2009’dan bu yana izlediği yolu düşününce pek aksi akla gelmiyor! Red Dot (kırmızı nokta) tasarım dünyasının Oscar’ı sayılabilecek bir ödülü 2009’dan bu yana 6 modeliyle kazanan Kia’nın bu konudaki hedefi net. 2009 yılında Kia Soul ve 2010 yılında Kia Venga, 2011 yılında Kia Sportage ve Kia Optima modelleriyle, bu prestijli ödülü müzesine götüren Güney Koreli marka, 2012’ye de içinde bulunduğum sportif hatch Rio ve kardeşi Picanto ile damgasını vurdu. Audi’yi tasarımda yücelttikten sonra Kia’da aynı hedefe koşan Alman tasarımcı Peter Schreyer’ın kalemiyle şekillenen Rio, bakalım diğer özellikleriyle de tasarımı kadar etkileyici olacak mı? Bunu sorgulamak için Rio ile yoldayım.


Tasarımının tüm cezbediciliğine karşın 1.4 litre hacimli mütevazı motora sahip bir otomobile 17 inçlik jant takmak eskiden görsel modifikasyon meraklısı gençlerin işiydi. Büyüyen lastik çapları ivmelenmeyi geriletir, tüketimi artırır, buna karşılık tutunmayı minik yüzdelerle nispeten iyileştirirdi. Otomobile yaptığı görsel katkı ise elbette ki tartışılmazdı. Benim bu otomobilde dikkatimi çeken ilk nokta bu abartılı “süsleme” oldu. Gövde olarak zarif denebilecek kadar güzel görünen minik “sporcu”, jantlarla sanki safkan GT’ymiş gibi görünüyor. Ama neyse ki bu donanımlar sadece Sporty donanım seviyesinde sunuluyor! “Ne zararı var” diyenlere karışmamak gerek! Peter Schreyer’in Kia’ya kazandırdığı Tiger Nose/Kaplan burnu surat ifadesini kolayca gözlemlediğim otomobilin hava girişleri de sportif görünümü destekliyor. İri farların altına yerleştirilmiş gündüz farları da etkileyici görünümde pay sahibi. Arka kısımdaysa Schreyer’in Audi’deyken yan taraftaki Seat tasarım stüdyosuna göz attığı seziliyor. Seat Leon’u anımsatan arka aydınlatma grubu, dinamik görünümü destekliyor.


Kalitenin yumuşak dokunuşlu plastikle yüksek tutulmaya çalışıldığı iç mekanda pürüzsüz bir algı sözkonusu. Gerek kokpit üzerindeki kumandalar, gerek direksiyondakiler kafa karıştırmıyor. Basit ve güzel. Kaliteyle ilgili olarak normal kullanıcıyı şüpheye düşüren bir nokta bulmak zor. Bu otomobile özgü değil ama Honda’dan Hyundai’ye Nissan’a Mazda’ya kadar bütün Uzakdoğulular’da anlayamadığım bir özellik benimsenmiş durumda; neden direksiyonu saran suni deri, Avrupalı kimi markaların düzeyinde olamaz?.. Neyse ki bu “sportif görünümlü” otomobilde dikişlerle vaziyet biraz daha toparlanmış! Derin yerleşimli göstergeler 12 yıl kadar önce Alfa Romeo’nun 147 ile başlattığı bir akımdı, çok da rağbet gördü halen tercih ediliyor. Kia Rio’nun kabininde tercih edilen kırmızı renk de Schreyer’in Audi alışkanlıklarından biri! Gerçi Hyundai Group’ta mavinin Hyundai, kırmızının da Kia markalarının kokpit rengi olarak benimsenmiş olduğunu da akılda tutmak gerek. Ergonomik olarak orta konsolda farklı çözüm arayışına gidişmesi dikkatimi çekti. Dışa çıkık tasarlanmış klima, rezistans ve mod düğmelerinin benzerine çok rastlanmıyor. İri düğmeler kesin olarak kullanımı kolaylaştırıyor. Orta konsolun alt kısmına konumlandırılmış olan Aux, iPod ve USB jakları, kimi otomobillerde iyi gizleniyor, burada sanki fazala ortalıkta… Ama bu otomobilde de sürücülerin keyif donanımlarından kol dayanağı sunuluyor. Kia Rio’nun otomatik şanzımanı istenirse manuel olarak da kullanılabiliyor. Bu imkan sportif görünüme tavlananları memnun edebilir. Yoksa otomatik kullanımda seyredilen sakin sürüşler çok tatmin edici olmayabilir. Otomobilin yokuşlardaki kalkışlarda geri kaymasının elektro hidrolik düzenekle engellenmiş olması kadın sürücüleri memnun edecektir.

 
Otomobilin iç mekanında küçük bir hatchback için makul mesafeler sunuluyor. Ferahlık beklemek boyutlara haksızlık olur ama rahatı kaçıran herhangi bir tasarım kusuru da yok. Aynı yourmu bagaj hacmi için de yapabilirim. 288 litrelik hacim, bu boyutlardaki otomobiller için normal kabul edilmeli. Yükleme eşiği yüksek gibi görünmekle beraber hacim tatmin edici büyüklükte.

 
Kia Rio’nun 1.4 litrelik motoru, Hyundai raflarından tanıdık, 1.4 litre hacimli CVVT özellikli benzinli bir makine. Sürekli değişken supap zamanlama mekanizmasını ifade eden CVVT, motorun sahip olduğu potansiyeli en en ekonomik şekilde sonuna kadar kullanabilmeyi hedefliyor. Otomobilin göründüğü kadar ateşli bir performansı ummak hakısızlık olur ama şehir içinde gayet mantıklı sürüş olanakları sağlıyor. Dört ileri vitesli otomatik şanzımanla işbirliği halinde olan motorun performans verilerine göz attığımda iyi görünen peak değerleriyle karşılaşıyorum. 109 HP’lik (kimi kaynaklarda 103!) maksimum güç, gerçekten etkileyici gibi görünmekle birlikte bu değeri ancak 6300 d/d’de kullanıma alabiliyorsunuz. En sık kullanılan değerlerde güç çıkışının 100 HP’nin üzerinde olduğunu düşünmüyorum. Akıcılığı ifade eden bence asıl güç olan döndürme momenti, bilinen adıyla tork, 4200 d/d’de 137 Nm düzeyinde. Bu değer de makul görünmekle birlikte epey üst devirde elde ediliyor. Otomatik şanzıman mütevazı güçle sakin gidişlerde sıkıntı yaratmıyor ama örneğin yokuş tırmanırken canlılık gözlenmiyor ve manuel kullanıma alıp vites düşürmek gerekebiliyor. Bu motorda turbo besleme olsa hem keyfi çok artacaktır hem de 17 inçlik lastiklerin getirdiği ağırbaşlılık!.. Otomobille kat ettiğim 550 km süresince yakıt tüketimini şehir trafiğinde ortalama 100 km/8.9 litre olarak saptadım. Klimanın da kullanımda olduğu bu periyotta otomobilin sadece şehir trafiğinde kullanıldığını söylemem gerek.


Süspansiyonu kabul edilir sertlikte olsa da yaylandırma konforu düşük olan otomobil, bu lastik ebatlarının getirdiği sertlikle herkesi memnun etmeyebilir. Kimbilir belki de bu lastik ebatlarını sadece ideal olan 3 kapılı versiyonda sunmaktı… Şehir yolları da düşünüldüğünde kullanıcılar için lastik ve jantları korumak da öncelikle mesele olacak gibi! Performans ile ilgili fazla beklentim olmadığı için uçları denemedim, şehir trafiğindeki kıvraklığını, akıcılığını gözledim, bunlar da yeterince keyif verdi. Ama en iyi yanı sanırım zengin donanımları Rio’nun! 85 HP’lik 1.25 cc’lik motorla ve baz donanımla 33.250 TL’den başlayan fiyatı, Sporty donanım paketindeyse 44.150 TL. Araçta konvansiyonel otomatik şanzımanın yanı sıra LED’li ön gündüz farları ve arka aydınlatmalar, sürücü, yolcu, yan ve perde havayastıkları, denge kontrol sistemi, ABS, fren destek sistemi, çekiş kontrol sistemi, elektrikli katlanabilir aynalar, asimetrik katlanan arka koltuklar, otomatik klima, viraja duyarlı farlar, sunroof, yağmur sensörü ve yol bilgisayarı standart olarak sunuluyor.

Yoruma Kapalıdır.