Motoring denilen… İşte bu!


i-motoring.com olarak iki yıl önce yola çıkarken bu ülkede otomobile dair hazırlanan tüm yayınların “oto” ya da “otomobil” kelimesinin yer aldığı isimlerle anılmasına karşılık o kültürün içinden biraz daha uluslararası bir adı tercih etmiştik. Belki yerel vizyonlardaki kimilerince gereksizce iddialıydı, yabancı bir kelime olduğundan riskliydi, bohemdi vs. vs. Ama aslında motoring ismi, bir kültürün, sürüş ruhunun gerçek adıydı. Kimileri başta motosiklet sitesi bile zannetmiş olsa da onların da aydınlanmasıyla bir marka ortaya çıktı! Şimdi Rahmi Koç Müzesi’nde başlayan yeni bir sergi, merak edenlere motoring kavramını somut olarak anlama fırsatı tanıyor! www.i-motoring.com olarak kaçırmamanızı öneririz!

Avrupa-Asya turu yapan ve 7 klasik araçtan oluşan Motoring Legends-Yol Efsaneleri, 15 ülke ve 2 kıtayı aştı. 5’i 1930’lardan bu yana enerjilerini hiç kaybetmeden yollarda olan, 2’si yola çıktıklarından beri koleksiyonerlerin rüyalarını süsleyen Yol Efsaneleri, ilk kez sergilenmek üzere bir araya geldi…
Hollanda’dan Bhutan’a binlerce kilometre yol kat ederek Avrupa-Asya turu yapan, her biri içerisinde bir tarih barındıran 7 klasik araç: 1930 Bugatti T46, 1932 Riley Gamecock, 1933 Bugatti T46, 1934 Lagonda M45, 1935 Alvis Speed20, 1971 Citroen Maserati SM Drophead by Chapron, 1977 Land Rover 101.
Otomobil meraklılarının büyük ilgisini çeken “Yol Efsaneleri” daha önce hep yol almak üzere bir araya geldiler… Rahmi M. Koç Müzesi’nde verecekleri mola ile bu 7 klasik araç ilk kez sergilenmek üzere buluştu.
Bu seferlerinde Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400. yılı vesilesiyle Amsterdam’dan yola çıkarak İstanbul’a ulaşan efsanevi 7 araç, ilk kez Rahmi M. Koç Müzesi’ne park etti.
Hobilerini yaşam tarzına dönüştürmüş sahipleriyle dünyayı turlayan “Motoring Legends- Yol Efsaneleri” 2013 yılı Mart ayına kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde görülebilecek.
Hepsinin bir hikâyesi var…
Sergide yer alacak araçlar, bugünkü sahiplerine ulaşana dek soylu ailelerden müzelere, çeşitli defalar el değiştirmişler…

İki Bugatti, Alvis, Riley ve Lagonda
Her biri 1930’ların ilk yarısında üretilmiş beşliye rahatlıkla ihtiyar delikanlılar demek mümkün. Bugüne dek pek çok ralli ve maratona katılan 5 klasik otomobil kudretli motorlarıyla dikkat çekmekte. Otomotiv endüstrisinin erken dönemini temsil etmelerine rağmen, efsanevi araçlar, 75 ile 150 HP arasında değişen motor güçleriyle bugünün standartlarını kolayca yakalıyorlar.
Bugatti, günümüzde en güçlü ve en pahalı sıfatları ile anılan ikonik otomobil Veyron’un üreticisi. Söz konusu aracın genlerini barındıran ve sergide yer alan Bugatti T46’lardan birinin ilk sahibi Alman asilzade Prinz Von Hohenlohe olmuş. Daha sonra Almanya’da müzede sergilenen aracı, şimdiki sahipleri 1988 yılında satın aldı. O günden itibaren Londra-Pekin, Brüksel-Lizbon, Paris-Nis ve Moskova rallilerinde dereceler yapan araç, 1997’de diğer T46 ile birlikte ‘Arjantin 1000 Mil Yarışı’na katıldı; Japonya, Çin ve Hindistan’da boy gösterdi.
Alvis ve Riley… 1960’ların sonuna dek otomobil üretimini sürdüren iki İngiliz markası… Alvis, otomotiv işine henüz emekleme dönemindeyken, 1890 yılında giriş yapmış. Otomobil üretimini noktaladıktan sonra Alvis, askeri araçlar ve uçak motorları üzerinde yoğunlaşmış. Bugün, Alvis otomobil üretiminin sadece yüzde 20’si yeryüzünde…
Riley markasının haklarına ise günümüzün büyük üreticilerinden BMW sahip. Sergideki Riley, maskotu ve renk düzeni nedeniyle ‘Penguen’ olarak anılmakta; ancak ismine aldanmamalı, zira kartal gibi uçabiliyor. 1960’larda İngiltere’de gerçekleştirilen ‘Vintage Sports Car Club’ yarışları için hurdalıktan kurtarılan bu araç, Riley’nin sunduğu en iyi parçalarla yenilendi ve geliştirildi.
1906’da lüks arabalar üretmek üzere kurulan Lagonda ise kırk yılı aşkın süreyle varlığını korudu. Günümüzde prestijli spor otomobillere imza atan İngiliz üretici Aston Martin tarafından 1947’de satın alındı. 1976 yılında ise sıradışı çizgilere sahip Aston Martin Lagonda modeli, klasik markanın anısına sınırlı sayıda üretildi.

Citroen, Maserati SM ve Land Rover 101
175 HP motora sahip olan 1971 model Citroen Maserati SM gerçek bir tasarım harikası. Her zaman teknolojik tasarımda yenilikçi olmayı hedefleyen Citroen’in 1960’lara damgasını vuran DS modelinden sonra 70’lerde de iddiasını sürdürmesini sağlayan şık ve güçlü bir otomobil. Özel siparişle sadece 7 adet üretilen bu araç, 1968’de gerçekleşen Citroen-Maserati geçici ortaklığının nadide bir ürünü… Günümüzde büyük ilgi gören arazi araçlarının öncülerinden olan ve 1977 yılında ortaya çıkan Land Rover 101 modeli ise İngiliz Ordusu için özel olarak üretilmiş. Hatta müzemizde sergilenen arazi aracı, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere hiç sürülmeden depoda saklanan ve ‘Muhteşem Yedili’ diye anılan yedi adet Land Rover 101’den biri olma özelliğini taşıyor.
Hobilerini yaşam tarzına dönüştürmüş sahipleriyle dünyayı turlayan “Motoring Legends-Yol Efsaneleri” 2013 yılı Mart ayına kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde görülebilecek.

Yoruma Kapalıdır.