Tarihi dönüş


Onun hakkında “Efsane yeniden doğdu!” demek istemiyorum, çünkü hiç ölmedi. “Efsane geri döndü!” demek de FIA başkanı Jean Todd’un geçtiğimiz Paris Oto Fuarı’ndaki cümlesini tekrar etmek olurdu. Evet bir efsaneden bahsediyoruz, MINI’den.
Biraz araştırdığınızda cümlelerin hep 1964’teki Monte-Carlo Rallisi ile başladığını görürsünüz. 1965 ve 1967 ile de tekrarlanan bir zaferler serisi…. Dönemin, biri Kuzey İrlandalı diğeri Fin yakışıklı rallicileri Paddy Hopkirk ve Rauno Aaltonen kupalarını alırlarken; kimi zaman siyah beyaz, kimi zaman da geçmişin o soluk ama çok şey anlatan görüntülerinde kırmızı renkli MINI’si ile izleriz onları… Otomobil dünyası için bir prestij noktası kabul edilen Monaco’nun kar kaplı Monte-Carlo parkurlarını o küçük arabayla hiç ceza almadan, hiç kaza yapmadan, tüm etaplarda en iyi derecelerle bitirip peşpeşe podyumlar kazanmak efsane kelimesini haketmeye ziyadesiyle kafiydi.


Ve uzun bir aradan sonra benim gibi genç kuşaklar o dönemdeki heyecanı kaçırdıklarına artık üzülmeyecek. Çünkü MINI ralli parkurlarına artık hazır. 11 Nisan 2011 Pazartesi günü MINI’nin İngiltere’deki Oxford fabrikasında düzenlenen tören ve etkinliklerle MINI World Rally Team resmi olarak tüm hayranlarına ve WRC severlere merhaba dedi.
Sıkı bir MINI hayranı ve marka elçisi olarak ben 2009 senesinde İngiltere‘de MINI’nin 50.yıl kutlamalarında bizzat Hopkirk ve Aaltonen ile birlikte aynı ortamda bulunma şerefini yaşamış, üstüne bir de İngiliz Cooper’ın veliahtı John Mike Cooper’dan imza alınca mest olmuştum. Oxford fabrika gezisi öncesinde MINI’mi parkettiğim alanda, şimdi o enfes görüntüsü ve sesi ile daireler çizerek davetlileri selamlayan yeni MINI JCW WRC aracının videoları elime ulaşınca müthiş heyecan duydum.

 

Ve MINI WRC sahnede
MINI World Rally Team’in doğuşunu ve yeni MINI John Cooper Works WRC aracının gelişim sürecini, sizleri WRC (Dünya Ralli Şampiyonası) terimlerine çok fazla boğmadan küçük detaylarla anlatmaktan keyif duyacağım.
1959’ da doğan o küçük şasi 5 yılda nasıl bir ralli efsanesi olabilecek kasları ve çevikliği kazandıysa işte yine aynı DNA’lar iş başındaydı. Tabii ki bu kez ralli şampiyonasındaki çok tecrübeli rakiplere kimin geri döndüğünü layıkıyla göstermek ve büyük bir başarı serisine soyunmak için teknolojiden ve üstün ralli bilgisi olan partnerlerle yapılan işbirliklerinden faydalanıldı. BMW AG yönetim kurulundan Ian Robertson ve ralli deyince ilk akla gelen uzman kadrolardan olan Prodrive’ın direktörü David Richards ile karşılıklı imzalar atılmıştı. Prodrive garajında prototip bir MINI Countryman’in kaputunun üstünde neşeli bir ortamda gerçekleşen bu işbirliği amatör ralli ve ekip ruhunun profesyonel başarılara ve kazanımlara açılan ilk kapısıydı. 2 yıl gibi kısa bir süre sonunda bugün artık Ar-Ge çalışmaları ve testler sonuçlanmış, takım kurulmuş ve görücüye çıkmaya resmen hazırdı.
Genç ve aktif sürüşü seven MINI sahipleri olarak çoğu zaman bir konudan bahsederdik. WRC’de Fransızların Peugeot 206, 207, Citroen Xsara ve C4 ile yaptıklarını görüp neden MINI de yarışmıyor diye etraflıca tartışırdık. Aslında konu oldukça netti. WRC şartnameleri ve ekonomik koşullar. Çoğu sezon 2 fabrika takımı ve belki bir iki yerel sponsor takımları ile zor günler geçiren organizasyon bir yana; yüksek hacimli motorlar, artan yakıt masrafları, çevresel duyarlılık, personel ve lojistik maliyetler ile başa çıkmak kriz ekonomisi konjonktüründe çok da kolay değildi. Öte yandan WRC’de yarışabilme şartnamesindeki en temel kurallara maalesef karşılık veremeyen bir MINI şasisi… Evet MINI’nin seri üretim aracı olan R50-57 kasaları 4 çeker değildi ve ağırlık/uzunluk konularında da klasman dışı kalıyordu. Biz ise sadece bazı fotoğrafların üzerinde oynamalar yapıp MINI’lerimizi sanal ortamda WRC parkurlarına monte ederek avunuyorduk.

“Böyle MINI mi olur?”
Peki ne değişti, MINI nasıl tekrar parkurlara dönebildi? Sorunun cevabı R60 şasi kodunda gizli. Çoğumuzun “böyle büyük MINI mi olur” deyip sonradan keşke benim de olsa diye arzuladığımız Cooper Countryman. FIA (Dünya Otomobil Federasyonu)’nın 1200 kg ağırlık, 4 çeker, 1.6 litre turbo, 300 HP, seri üretim şasi gibi kriterleri artık MINI için tek bir anlam taşıyordu. MINI JCW WRC.
Bu isimle tanışmadan önce üzeri garip sarı kamuflajla örtülü bir Countryman zaten dünyanın farklı yerlerinde tozu dumana katarken ya da ıslak asfaltta fren ve yol tutuş testi yaparken birçok kez deklanşörlere yakalanmıştı. MINI JCW ile Prodrive işbirliğinin adı konunca benim için artık test sürüşü videolarını beklemek en büyük meraklarımdan biri oluvermişti. 2010 sonunda yapılan Paris Otomobil Fuarı’nda örtüsü kaldırılan 37 kapı numaralı araç bana “İşte bu!” dedirtmişti, tıpkı diğer oto eleştirmenleri ve motorsporları tutkunları gibi. Takvimdeki Dakar rallisi de Arjantin-Şili-Peru gibi zorlu bir rotada MINI için 4 çeker X-Raid klasmanında müthiş bir tecrübe oldu. Eh doğaldır ki, bu denli zor ilk toprakla buluşmada derece çıkmadı. Akabinde 2011 Mart ayında efsanevi MINI ralli ruhu, Cenevre Otomobil Fuarı’nda tekrardan gönüllere işlendi. Geçtiğimiz günlerde ise ilk birincilik geldi bile. WRC’den az da olsa farklı spesifikasyonlara sahip S2000 grubunda, Andrea Navarra MINI JCW S2000 aracıyla Adriyatik Rallisi’ni kazandı. MINI World Rally Team hızını aldı bir kere. 7 Nisan’da biten Abu Dhabi Desert Challenge yarışında MINI All4 X-Raid Racing’in kazandığı birincilik de oldukça umutlandırıyor doğrusu.

300-400-2.5
WRC’nin yeni sezonunda canavar gibi kükreyen eski tip motorlar olmayınca biraz hayal kırıklığı ve 80’lere ya da biz gençler 2000’lere özlem duyacakmışız gibi hissedebiliriz. Ama şunu hemen belirteyim ki, MINI Cooper Countryman kasasına inşa edilen MINI JCW WRC yine 300 HP, 400 Nm ve 2.5 bar gibi etkileyici rakamlarla bizlerle olacak. Eğer bu sizi heyecanlandırmadıysa o zaman 350 bin ila 400 bin İngiliz Sterlini arasındaki fiyatı zannedersem sizi biraz titretmeye yetecektir.
Hızlı delikanlılar Paddy ve Rauno’nun da artık yerlerini İspanyol Dani Sordo ve İrlandalı Kris Meeke gibi harika yeteneklere bıraktıklarını, MINI World Rally Team’in bu sene markalar şampiyonasını kovalamayacağını, takvimdeki 13 yarıştan 4’ünü geride bıraktığımızı, MINI JCW WRC’yi ilk kez resmi olarak 5 Mayıs’taki Rally D’Italy Sardunya’da izleyeceğimizi ve MINI’nin bu sezon sadece 6 resmi WRC yarışında yer alacağını da son olarak ekleyip sizlere motorsporları ve MINI heyecanı ile dolu keyifli günler diliyorum. Bir başka MINI eksenli yazıda buluşmak üzere..
fatihv@yahoo.com

1 Yorum

  1. Fatih Veyseller dedi ki:

    Efsanelerin geri dönüşü muhteşem olur denir. İşte öyle oldu İtalya Sardunya Rallisi MINI için.

    MINI WRC Takımından Dani Sordo harika bir haftasonu geçirerek genel klasmanda 6. oldu. Kris Meeke ise iyi götürdüğü rallide mekanik sorun yaşadı.

    Ama benim en çok sevindiğim ve gururlandığım nokta MINI WRC Takımının aldığı Spirit of the Rally ödülü oldu. Rallinin ruhu sahibini buldu.

    Tebrikler MINI WRC Team.