Türkiye pist komedyası!


Böyle diyorum çünkü durum içler acısı gerçekten. Geçtiğimiz Pazar günü Türkiye pist şampiyonasının açılışında yer aldım ve vahim durum karşısında açıkçası şaşırdım. Yarışan dokuz otomobil, dokuzu da birbirine benzemez otomobil, kazananın, kaybedenin yarış başlamadan belli olduğu, rekabetten uzak bir ortam.
Eleştirmek istemiyorum ama elimde değil, üstelik az önce İngiltere’de 2011 BTCC sezonu için rekor sayıda katılım olduğunu okudum: Tam 10 farklı marka, 13 model ve 27 katılımcı. Zaman zaman WTCC’den bile daha fazla ilgi gören İngiltere Touring Car Şampiyonası. Rekabet had safhada, her geçen gün yeni pilot isimleri, yeni markalar, modeller, artan seyirci sayısı…
Nerede yanlış yapıyoruz diye düşünmeden edemiyor insan. Bunun bir sürü nedeni ve cevabı var; birincisi çok güzel bir pistimiz var, iyi evet ama bunu destekleyecek küçük çaplı, ‘club circuit’ adı verilen yardımcı pistlerimiz yok. Kısacası ana caddeye sahibiz (İstanbul Park) ama bunu besleyecek ara arterlerimiz yok. E durum böyle olunca da insanların pist kullanımı, pist kültürü edinmelerini beklemek yanlış oluyor. Kültür olmayınca da sadece dokuz otomobil yer alır koskoca Türkiye pist şampiyonasında.
Gelelim ikinci nedenimize: Pilot yetiştirmiyoruz, otomobil gelse de kullanacak pilot bulunur mu tartışılır. Bunun için bir şeyler yapmamız gerekiyor, pilot yetiştirecek bir tesise sahibiz ama bunun sayısının artması gerek, insanların teşvik edilmesi gerek, yatırım, altyapı olması gerek…
Üç: Markaların tek marka kupaları yok ne yazık ki. Bence en büyük eksiklerden biri bu, markaların buna bütçe ayırmaları gerekiyor. En az 4 marka tek marka kupası (tabii katılım şartlarının mantıklı olması gerekir daha fazla katılımcı olması için) düzenlese ve her şampiyonaya 10 otomobil koysa 40 otomobil, 40 pilot yapar bu. 40 pilot, gelecek için, başlangıç için hiç fena bir rakam değil. Tabii burada yine nerede yarışacağız sorusuna geri dönüyoruz…
Dört: TTCC (Turkish Touring Car Championship) olmalı diye düşünüyorum. Belki üçüncü maddedeki markaların tek marka kupalarının bir birleşimi olabilir, tek kategori olur ve markalar o sınıftaki otomobillerini homologe edip buraya katılabilirler. Başlangıçta belki az model olur ama zamanla bunun sayısı artacaktır, artmalıdır. TTCC için markalar yatırım yapmalı, federasyon pist inşa etmelidir. Ancak bu şekilde bir birliktelikle bunun üstesinden gelinebilir. Üstelik bu pistlerin sadece İstanbul civarında değil çeşitli farklı bölgelerde yer alması gerekiyor. Bizlerden de bir Loeb, bir Vettel, bir Rossi çıkabilir, sadece denenmesi, görülmesi, keşfedilmesi gerekiyor, hepsi bu.
Bunlar ilk aklıma gelenler. Ne yazık ki şampiyona hiç iyi bir durumda değil, üzülerek söylüyorum ki hiç bir gelecek de göremiyorum bu şampiyonada.
Ama bu şekilde olmaz, bu şekilde sadece Türkiye pist komedyası olur. Eksiklerin iyi analiz edilmesi, yatırım yapılması, vizyonun açılması gereklidir. Burada markalara çok iş düşüyor, gerekli bütçelendirmeleri yapmalılar. Hatta ben bir adım ileri gidip anayasaya ‘her markanın tek marka kupası olmalıdır’ gibi bir madde koymayı bile düşünüyorum.
Belki o zaman TTCC için bir şeyler yapılabilir…

2 Yorum

  1. Yigit Sinlemez dedi ki:

    Sevgili berk bence siz baska dunyada yasiyorsunuz da haberiniz yok. bu zaten bilinen bir olay simdi mi farkina varip sasiriyorsunuz. bu yillardan beri boyle gelmis boyle gidiyor. cok yuzeysel seyler yazmissiniz sokaktaki adam bile bunu zaten biliyor vakit kaybi oldu benim icin..

  2. berk sarioglu dedi ki:

    Sevgili Yiğit, teşekkürler yorum için. Demek bunları herkesin bildiğini düşünüyosun? İlginç… En azından ben birileri sesimi duysunlar diye düşündüm çünkü bu yazıyı yazdığımda yarıştan gelmiştim ve düşüncelerim tazeyken yazdım bunu. Yazdım çünkü birileri okusun da neler düşündüğümüzü bilsin istedim. bu arada evet ben farklı bir dünyada yaşıyorum biliyor musun? Burada otomobiller, motorsporları ve müzik var. Sen buna istersen başka bir şey de diyebilirsin. Ama birşey demeden önce bence sen de düşündüklerini biryerlerde dile getirmeye çalış ki kendi dünyanda memnun olmadığın şeyleri değiştirmek için bir şansın olsun, olmasa da memnuniyetsizliklerini dile getirmiş ol, kendin için birşey yap. Böylece sadece serzenişte bulunmamış, sadece eleştirmemiş olursun. Son olarak, bana kalırsa bunları sokaktaki adamın bile bildiğini düşünüyorsan bence sen başka bir dünyada yaşıyorsun, eğer dediğin gibi olsaydı mükemmel bir şampiyonamız olur, 2012 WRC takviminde Türkiye rallisi yer alır, F1 elimizden gitmezdi değil mi? Yok bence sen okumayı vakit harcamak olarak göreceğine, bunun neden yazıldığını, sana neden bu kadar uzun cevap verdiğimi bi düşün. Düşündüklerini dile getirmek, bi yerlerden birilerine seslenmek önemli şeylerdir. Tıpkı sana cevap yazıp, düşüncelerine ne kadar saygı duyduğumu göstermem gibi. Bu hiçbir zaman vakit kaybı değildir, bunu unutma…