Mercedes-Benz A180 Urban



Ve sonunda Mercedes-Benz de gerçekten kompakt sınıfta! “Bu zamana kadar değil miydi?” diyenler olabilecektir. Ne efsane Baby Benz 190 ne de ilk zamanlarında “taklalara gelen” A Serisi kompakt sınıfa ait değildi. Bu estetik hatchback, markanın gerçek anlamda halkla buluşmasını simgeliyor. Premium etiketi taşısa da rakipleri BMW ve Audi olsa da artık Golf ile değerlendirilebilecek. Ama gördüğüm o ki Mercedes-Benz nelerle karşılaşacağını bilerek iyi hazırlanmış. Şık olmakla yetinmeyip markanın teknolojik üstünlüklerini yansıttığı dinamik bir hatchback yaratmış, kalitesinden ödün vermemiş. Marka için yeni bir sınıf olduğu için merakla ama herhangi bir önyargı taşımadan inceliyorum otomobili. Tasarım olarak çok dinamik, çok estetik buluyorum bu yeni hot-hatch’i. En düşük güçlü versiyon bile bu kadar sportif görünürken AMG paketli versiyonu hayal edemiyorum. İnanın, bu sadece 17 inçlik jantların kattığı havadan kaynaklanmıyor.


Son zamanların en güzel gövde tasarımlarından birine A Serisi’nde imzasını koymuş Mark Fetherston. Burunda tıpkı diğer modellerdeki gibi iyice öne çıkarılmış marka yıldızı, petekli hava girişi görüntüsü verilmiş sportif tampon desenleri, kaslı profil ve yumuşak bir kesimle biten arkada çift egzoz çıkışıyla ulaşılan finiş… Bu arada egzozlardan sadece soldakinin aktif olduğunu belirtmem gerek, diğeri estetik aksam! Belki Mercedes-Benz tarihinin en etkileyici modeli değil ama kompakt hatchbacklerde bu kadar estetiğini bulmak zor. Akıcı gövde hatları, aerodinami başarısını da getirmiş beraberinde: 0.27 Cw! Otomobili bir ay önce lansmanında tanırken ilk dikkatimi çeken C sütununu uzun uzun incelemiştim. Sportif görünüme yön veren sütun açısının kabine giriş çıkışta yaratabileceği etkiyi bizzat yaşayarak görmüştüm. Hem inerken hem binerken kafa çarpması yaşanabilen bu sütun, özellikle uzun boylu arka koltuk yolcuları için problem olmaya aday. Olumsuz ilk izlenimimi tekrar deniyorum ve sıkıntının acemilikten olmadığını yine görüyorum, “Neyse ki önde oturacağım” deyip hemen makama yerleşiyorum.


Tasarımcı Jan Kaul’ün ellerinde gelişen iç mekanda keskin bir kalite kokusu var, MB standartlarından sapma gözlemiyorum. Otomobilin dışındaki sportif çizgilerin kabinde de sürdüğünü görmek keyif veriyor. Kokpit yumuşak dokunuşlu malzemeyle üretilmiş. Ortasında markanın bütün modellerinde kullandığı müzik sistemi ve havalandırma kumandalarının yer aldığı kokpitte en etkin parçalar SLS’ten alınmış olan havalandırma petekleri. Tıpkı B Serisi’ndeki gibi otomotivde son dönemin trendi olan 17.8 cm’lik ekran fonksiyonel, ancak çok da estetik bulmuyorum. Buradan otomobilin genel ayarları ve müzik sistemi yönetilebiliyor, hatta üst versiyonlarda internette bile gezinilebiliyor. Geri manevralarda görüntü de yine bu ekrandan izleniyor. Kabinin genelinde kalburüstü bir hava var, o kesin. Sürücü koltuğunun altındaki yangın söndürme tüpü, her zamanki gibi en ideal konumda vazife başında. Aracın genel görüş açılarına baktığımda arka görüşün küçük ve basık arka cam nedeniyle biraz kısıtlı olduğunu saptıyorum. Bu nedenle ayna takiplerini daha bir dikkatli yapmak gerek. Kabinde merak ettiğim bir diğer kısım arka koltukların sunduğu kullanım alanıydı. Biraz hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Çünkü rakip boyutlardaki Japon otomobilleri dümdüz zeminler sunarken A Serisi, tıpkı BMW 1 Serisi’ndeki gibi 4 kişilik tasarlandığını haykırır şekilde yüksek bir şaft tüneliyle karşılıyor yolcularını. Bu bir tercihtir, anlaşılabilir ama otomobilin önden çekişli olması bunu anlamayı zorlaştırıyor. Belli ki Mercedes-Benz dört tekerlekten çekişli bir A Serisi üretecek! Buna karşılık gerek oturma alanları gerekse minder sertlikleri sıkıntı yaratmıyor. Ama en başta dediğim gibi kafa mesafesi uzun boylu yolcular için sadece inip binerken değil, otururken de sıkıntı yaratabilir.


Otomobilde yer alan 1.6 litre hacimli motor, turbo ile aşırı beslenerek dirileştirilmiş bir makine. Güç çıkışı çok da ahım şahım yüksek tutulmamış, şehir tipi; 122 HP zaten 5000 d/d’de elde ediliyor. Ama turbo desteğiyle 1250-4000 d/d arasında sürekli olarak alınan 200 Nm’lik tork çıkışı, otomobilin sürüş ruhunu ortaya koyuyor. Dinamik görüntünün ardında keyif veren bir performans gizli olduğunu da anlatıyor. Bu güç paketinin 7G-DCT adı verilen çift kavramalı gelişkin vites kutusuyla yönetilmesi, otomobili her hızda, her devirde akıcı sürüşlere hazır tutuyor. Vites değişimlerinin direksiyon üzerindeki kulakçıklarla yapılabilmesine de imkan verilmiş. Geçişler mutlak pürüzsüz, sarsıntısız. Sakin kullanıcılar içinse mutlak bir sessizlik ve huzur standart donanımda yer alıyor. Geleneksel otomobillere alışkın birisi olarak iki ön koltuk arasında vites kolu görememek bende bir eksiklik hissi yaratmadı diyemem ama direksiyondan vites kollarını özleyenler için de bu yerleşim düzeni modern olduğu kadar da nostaljik! Bu arada A Serisi’nde otomatik vitesin yanı sıra 6 ileri vitesli manuel şanzıman da alınabiliyor.

 
Gösterge tablosunda zeminler karbon kevlar görünümüne sahip. Bu da performans desenlerinin standart bir versiyona kadar inmiş olduğunu ifade ediyor. Deneme şansı bulduğum A180’de çarpışma önleyici asistan da yer alıyordu. Hareket halindeyken öndeki araca fazla yaklaşıldığında gösterge tablosunda kırmızı bir üçgen yanıp sönmeye başlıyor ve sürücüyü ikaz ediyor. Otomobilin sahip olduğu ekonomik sürüş asistanı Start/Stop ise klima kontrollerinin üzerinden devreye alınıyor/çıkartılıyor. Sürüş ruhuna müdahale olarak algıladığımdan sistemi çok benimsemiyorum ama sıkıntısız çalıştığını gözlüyorum. Bunu sıkıntılı çalıştığını bildiğim markalar da gördüğüm için özellikle belirtiyorum! A Serisi’nin sürüş modu, Economy, Sport ve Manuel olarak yine orta konsol üzerindeki bir düğmeyle yönetilebiliyor. Otomobilin bagajı, adeta kabinin bir parçasıymış gibi estetik ve kaliteden paıyını almış görünüyordu. Asimetrik katlanabilme olanağı sunan koltuk sırtlıkları sayesinde bagajın 341 litrelik hacmi 1157 litreye kadar genişletilebiliyor. Patlasa da yola devam edilebilen Run-Flat lastiklerin yer aldığı otomobilde stepne ağırlığına da veda edilmiş.

 
A Serisi ile yola çıktığımda 17 inçlik jantlara karşın beklediğimden daha yumuşak bir otomobille karşılaşıyorum. Aynı şekilde direksiyon sertliği de süspansiyonla uyum içerisinde, yumuşak sürüşlere olanak tanıyor. Yine de bundan süspansiyonun salınım ya da dalma/esnemeye izin verdiği gibi bir anlam çıkartmamalı. Tutkuyla hızlanan otomobil, gücü hayal kırıklığı yaratmadan hızlanıyor. Turbo desteği, belki çok iyi akselerasyon değeri getirmiyor ama diri tork dağılımı ve 7G-DCT’nin başarısı sayesinde ara hızlanma performansını heyecan verici düzeyde tutabiliyor. Bütün bunlar yaşanırken yakıt tüketim seyrini 8 litre düzeyinde görmek, olumlu düşüncelerime ek not düşmemi sağlıyor. Deneme sürüşüm sırasında durup motoru incelemek istediğimde ülkemizin çetin yol koşullarında sıkıntı yaratabilecek bir unsurla karşılaşıyorum. Otomobilin işletim sistemi sol ön farın hemen arkasında ve açıkta duruyor. Yağmurlar, çamurlar ve olası park çarpmalarında bile biraz risk altında gördüm. Tabii ki iyi korunduğuna şüphe yok…

 
Mercedes-Benz A Serisi, tıpkı ağabeyleri gibi onlarca çok gelişmiş teknolojiyle donatılmış bir otomobil. 79.200 TL fiyatlı test otomobilimizde hız sabitleyici ve sınırlayıcı, konsantrasyon kaybı asistanı, geri görüş kamerası, ön ve arka park sensörleri, bluetooth kiti, otomatik kararan/katlanan iç ve dış aynalar, çok fonksiyonlu direksiyon simidi, aktif park sistemi gibi aksamlar otomobilde yer alıyor. Mercedes-Benz bu küçük yıldızın safkan bir Mercedes olduğunu kanıtlamak için her şeyi yapmış, tereddüt bırakmamış. Ama yine de ikna olmayanlar için kapı girişlerine aydınlatmalı kocaman Mercedes-Benz yazılarını yerleştirmiş!

 

Be Sociable, Share!

Yoruma Kapalıdır.