Mercedes-Benz C180 BlueEFFICIENCY Avantgarde


 

Zekice stratejilerine dair yüzlerce örnek görmüştüm ama bu sonuncusu bence en etkileyicilerinden biri oldu. Kimileri bunu ticari başarı ya da pazarlama harikası olarak addedebilir ama ben en açık sözlü ifadesiyle ‘kurnazca” diye niteledim. Kötü niyetli değil asla, ama bu makyajlanmış versiyonla anladım ki zekice tasarlanmış, basamak basamak ilerleyen bir macera Mercedes-Benz C Serisi’ninki. Her markanın uyguladığı hesaplı fiyata premium otomobil sunma stratejisine boyut getiren, birçok insanı Mercedes-Benz sahibi yapan bir harekattı 2007’de başlayan. Bu önemli adım, Türkiye’yi de geçen iki yılda dünyanın en önemli Mercedes-Benz pazarlarından biri haline getirmişti. Türkiye için özel üretilen 1.6 litre hacimli motor, düşük verginin de getirdiği avantajla çok önemli satış başarısı yakalamıştı. Şimdi o otomobildeki Mercedes-Benz avantajları ve statüsüne kavuşanlar için en ekonomik versiyon olarak makyajlanmış yeni C Serisi var artık. O 1.6 litrelik versiyonla rekor sayıda insan, Mercedes-Benz’in konfor, güvenlik, teknoloji ve tabii sürüş özelliklerine ulaştırıldı, makul sayılabilecek rakamlara alıştırıldı, “işte Mercedes-Benz budur” mesajı verildi ve artık bu otomobile gelindi. Şimdiki mesaj “o çok yakındığınız yüksek yakıt tüketimi geride kaldı, fazla performanslı olmayan otomobil de öyle”… Bu daha gerçek Mercedes-Benz!

Önemli değişiklikler var
İlk bakışta aynı otomobilmiş gibi görünmesine karşın çok önemli teknik yeniliklerle başka bir frekansa geçiyor C Serisi. Hepsini anlatacağım… Yapılan geliştirmeleri kısaca süzdükten sonra test otomobilini teslim aldım. Küçük de olsa dış görünümde de önemli değişiklikler bekliyor meraklısını… Burun yapısı farların CLS çizgisindeki değişimi ve ‘artistik’ tampon tasarımıyla yeniden yaratılmış görünüyor. Özellikle LED’lerin eklendiği farlar, C Serisi’ne daha düşünceli bir yüz ifadesi kazandırmış gibi geldi. Arkadaysa yine aydınlatma grubunda LED’lerin eklenmesiyle biraz daha şık bir görünüm elde edilmiş. Zaten yakışıklı bir otomobil olan C Serisi, yapılan aşıyla genç bir jön halini almış. Mekanikteki önemli değişimin öncesinde çok dikkat çekici kabin yenilikleriyle karşılaşıyorum koltuğuma oturduğum anda. Mercedes-Benz’in en sevdiğim özelliklerinden biridir, sürücü koltuğunun altındaki yangın söndürücü tüpü! Işıltılı kabine girerken ilk o çekiyor dikkatimi yine… Her yeniden bir Mercedes-Benz’in kapısını açtığımda aynı muhasebeyi geçiririm aklımdan hızla, ‘ters bir durum olduğunda koşup bagajda yangın söndürücü aramaktansa koltuğun altında olması ne büyük bir düşüncedir, ben de kendi otomobilimde koltuğun altına monte ettirmeliyim’ diye… (Yıllardır hep yapıyorum, ayrı konu… ) C180’in sürücü koltuğuna yerleştiğimde beni karşımda yepyeni bir kokpit tasarımının beklediğini görüyorum. Bu çok önemli, çünkü 2007 yılında ilk kez C Serisi’ni gördüğümde özellikle kokpit tasarımıyla ilgili çok büyük hayalkırıklığına uğramıştım, ‘Çin malı Mercedes adeta’ diye de söylendiğimi hatırlıyorum. Kokpitin hatları aynıysa da gösterge tablosundan orta konsoldaki kumanda birimlerine, tümü baştan yaratılmış! E Serisi ve CLS’le aynı çizgiye getirilen kabin tasarımı ve işçilik kalitesi, insanda Mercedes-Benz kullandığına dair şüpheler oluşmasını önler türden! Düşünüyorum da CLS’de gördüğüm ‘kahve fincanı’ bile unutulmamış! Biliyorsunuz bu, sürücünün kullanım stilini analiz edip yorgunluğunu algılayan ATTENTION ASSIST sisteminin ikonu! Üç kollu sportif direksiyonun simidi, kalınlığı ve deri materyaliyle dokunduğu anda etkiliyor insanı. Kullanımda bu etkinin hiç azalmıyor olması da vurgulanmaya değer bir durum. Çok da detaylandırmaya gerek yok, güvenliği, yol hislerini şüphe altına sokmayacak kadar hafif, otomobili kıvrak ama tutarlı yapacak kadar sert! Her detayından kalite püsküren kokpitte en dikkat çekici unsurlardan biri de şu, hiçbir kumandayı aramıyorsunuz, nasıl çalıştığını incelemiyorsunuz, kullanımları o kadar doğal ki… Bazen kimi otomobilleri çalışmak gerekirken kumanda birimlerinde önemli derinlikler olan C Serisi’ni birkaç dakikada hakim olabiliyorsunuz. Tıpkı CLS’de olduğu gibi kromajlı çerçeveye sahip zarif göstergeler, aklıma Mercedes kelimesinin taşıdığı anlamdaki “zarafet”i getiriyor. Gerçi otomobili “hands free” sistemi kapsamında bluetooth aracılığıyla telefonumla senkronize etmeyi bir türlü beceremiyorum ama günahı kendi cihazıma yükleyip motoru çalıştırıyorum. Gelen ses artık başka bir ses!

Yeni hacim, yeni tip besleme
Daha önce ekonomikleşerek ‘geniş kitlelere’ yayılma stratejisiyle büyük ölçüde ülkemize özel üretilen 1.6 litrelik kompresörlü motorun yerini 1.8 litre hacimli direkt enjeksiyonlu ve turbo beslemeli yeni motor almış. Özellikle perfomansı ve yakıt tüketimiyle hayalkırıklığı yaşatan selefinin yerinde -verileri imkan tanıdığınca!- bir performans gösterisi yapan yeni motor, kullanıcıyı çok daha tatmin etmeye aday. Teknik değerleri 5000 d/d’de 156 HP güç ve 1600-4200 d/d arası 250 Nm’lik maksimum tork üretimi olarak açıklanan motor, öncüsünden elbette ki daha verimli! (156 HP-5200 d/d-230 Nm-3000 d/d) Motor hacmindeki büyüme, gücün daha verimli kullanılabilmesini sağlarken torkta da 20 Nm’lik kaydedeğer bir artış sözkonusu. Bütün bunların yanında bence otomobildeki en önemli değişiklik 7G-TRONIC otomatik şanzıman kullanımına geçilmiş olması. Kick-down yapıldığında inilebilecek en alt vites hazır olduğndan güzel bir çeviklikle vites düşürüp hızlanma sağlayan bu gelişmiş sistem, seyredilen her hızda da mümkün olan en düşük devirle çalışma sağlıyor. Bu da yolculuk konforu kadar yakıt tüketimine de olumlu katkı sağlıyor. Performanslı kullanımda, vites kutusu Sport moda alındığında motorun gaz tepkileri oldukça hızlanıyor, etrafa yayılan ses de bende camı açıp dinleme isteği uyandırıyor! Sakin kullanımdaysa düşük devirde seyretmenin keyfini çıkarıyorum. Üç gün boyunca şehir trafiğinde ve otoyolda kullandığım otomobil, gösterdiği performansa karşılık yaptığı tüketimle de hayli etkiledi beni. Sort modda gaz pedalını ayağımın altında ezercesine kullandığımda 12 litreyi aşmadan ama civarında (!) seyreden 100 km’lik ortalama yakıt tüketimi, sakin karma kullanımda 8 litrede kaldı. Bu otomobilin kullanıcıları kendilerini 100 km’de 10 litrelik ‘gerçekçi’ benzin tüketimine hazırlamalı. Ama 1.6 litrelik motorlu öncüsünde tüketim değeri genelde 12 litre düzeyinde seyrediyordu. Motor hacminin büyürken getirdiği birincil keyif bu! Uzun yoldaki sakin sürüşlerdeyse 5-6 litre düzeyindeki sarfiyatlara şaşırmamalı 1500 kg ağırlığındaki otomobil, 100 km/s hıza 8.9 sn gibi kısa bir sürede ulaşabiliyor. Bu değer herkesi tatmin etmeyebilir ama gerektiğinde ne kadar kıvrat olduğunun anlaşılması için belirtme gereği duyuyorum. Bu arada otomobilin bakım maliyeti de açıklanmış Mercedes-Benz tarafından, 30 bin km bakım maliyeti 794 Euro imiş. Dikkate değer bir rakam!

Babanız ve otomobili!?
Zarif tasarıma sahip C Serisi, gittiği her yere marka prestijini önceden yolluyor adeta! Herkes saygı duymaya hazır sanki! Ama en ilgincini bir restoranın orta yaşlardaki valesi yaşatıyor bana! Durduğumda hemen koşturuyor yanıma, kapımı açıyor ve anında soruyor, “hoşgeldiniz, babanızı mı almaya geldiniz?”… “????”.. Tamam hayli genç gösteriyorum belki ama o an söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorum. Oysa ki çok da genç görünen bir otomobil C Serisi…. Ah şu eskilerin kafasına oturmuş Mercedes-Benz imajı!

Yoruma Kapalıdır.