Rüyası bile güzel!


2011’e girmek üzereyken 2009’da yapılmış bir tasarım yarışmasından söz etmek, gecikmenin ötesinde bir durum olacak ama okunmamış gazete yenidir! Zaten aslında söz etmek istediğimiz yarışma değil, yarışmanın galibi. Turkdesignstudio.com sitesinin düzenlediği tasarım oylamasında birinci seçilen Anadol STC Mark II’nin yarattığı heyecan, i-motoring.com’da yer alması gereğini doğurdu. İnternet üzerinden yapılan halk oylamasının yanı sıra Ferrari F40’ın tasarımında görev alan, ayrıca Bugatti’nin mühendislik firması B. Engineering bünyesinde üretilecek olan Edonis Fazz II’nin tasarımcısı Mehmet Taşanyürek, dünyaca ünlü otomotiv mühendisi Ali Canko ve İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğretim görevlisi Mehmet Erkök’ün yer aldığı jürinin değerlendirmesiyle oylamada en yüksek puanı alarak “TDS Yılın Tasarımı (2009)” seçilen Anadol STC Mark II, şu aşamada naïf bir hayal bile olsa çok etkileyici görünüyor.

176 adetlik kült!
Türkiye’nin ilk coupesi Anadol STC (Sport Turkish Car), 1973 Nisan ayında çıkıp sadece 176 adet üretilmiş olmasına karşın günümüzde otomobil severler arasında bir kült kabul ediliyor. Tasarımcı Hayri İstay da bu otomobilin tutkunlarından biri. İstay, turkdesignstudio.com’un deyimiyle “belki de şimdiye kadarki en başarılı retro Anadol STC modelini tasarlayan kişi”…
Aslına mümkün olduğunca sadık kalınarak tasarlanan yeni STC, tasarımıyla STC hayranlarının beğenisini konsepti Hayri İstay şöyle anlatıyor: “Retro dizayn bence yeni bir fikir arayışına çok ters. Bu akımın adeta zihinlere bıçak gibi saplanan bir tasarım anlayışı olduğuna inanıyorum. Anadol STC’ye gelince; 2. Dünya Savaşı’ndaki Supermarine Spitfire uçaklarından esinlenildiğini biliyordum. Ana tema dış tasarımda bu yapıyı korumak, iç tasarımda uçak tasarımından çok pist otomobillerine benzeterek dörtlü göstergeleri vurgulamaktı. Ben de bu saldırgan yapıyı aracın karoserinde korumaya çalıştım. Motorun kuvvetli olduğunu düşünerek ön çamurluklara ilaveten sıcak hava egzozu yaptım. Aslına sadık kalarak yeniden yorumladığımı, yapısal bütünlüğünü fazla bozmadığımı düşünüyorum. Kapı içi tasarımını, tavan tasarımını, göstergeleri, şaft tünelini ve dashboardu değiştirdim. Göstergeleri dörtlü takım değil de yan yana koyarak insanların içindeki saldırgan duyguyu arabanın içine yansıtmaya çalıştım ve odak noktası olarak da iç tasarımda bu bölgeyi seçtim.”


Hayri İstay konsepti iki yıl gibi uzun bir sürede tamamlamış. Bu da farklı farklı fikirlerin denenip tüm hatların ayrıntılı biçimde düşünülerek tasarlandığı ve en rafine sonuca ulaşıldığı anlamına geliyor. Jaguar E serisinden ilham alınarak tasarlanan ve Amerikan kaslı otomobillerini aratmayan heybetli gövde yapısı, geniş omuz hatları ile sert ve asil duruşu da Anadol STC’nin ismine yakışır özelliklerinden.

3 Yorum

  1. murat dedi ki:

    kıskançlık uyandıracak kadar güzel

  2. Mücahit Budak BAŞSORGUN dedi ki:

    STC-16 ben ve benim yaşındakilerin rüyaları idi.Fakat Türkiye’de bir evde bir otomobilin bile az olduğu bir devirde iki kişilik bir araba iyice lükstü.Bence erken üretim di.Ben şu anda bile öteki araçlarımın yanında 75 dört kapı ANADOL’umu zevkle kullanıyorum ki hemen hemen herşeyi orijinal.
    STC-16’yı almak için çok aradım.Ama kimi çok iyi çok pahalı,kimi dökük çok masraflı,kimininde adı STC-16 idi. Bugün biraz ilavelerle,hesaplı fiyatla üretilse pazar payı olacaktır.Ben(60 yaşındayım) bile alırım

  3. Oytun Işlar dedi ki:

    Geçen yıl 19.000 küsür gerçek kilometre yapmış bir garaj arabası bir hafta içinde 50.000 $ a alıcı buldu. Sarı bir STC idi. Retro dizayn olan yenisini ise birkaç yıl önce tesadüfen bir blog sitesinde görmüştüm. Keşke hem STC, hem de diğer Anadol modelleri günümüze uygun olarak yeniden tasarlanıp üretilse…