Bu bir Mercedes-Benz yılıdır


Dünyanın en önde gelen otomobil firmalarından Mercedes-Benz, 125. kuruluş yıldönümünü kutluyor. 1886’dan bugüne sadece yollarda gördüğümüz o burnunda ışıldayan yıldızı taşıyan otomobilden otobüse, kamyona yüzlerce modeliyle değil, geliştirdiği güvenlik, ekonomi, konfor, performans teknolojileriyle hep en önlerde yer alan Alman üretici, doğal olarak bu yılı daha bir dolu dolu yaşayacak.
Evet Best or Nothing (En iyisi ya da hiç)! Bu kısacık slogan Mercedes-Benz’i anlatmaya yetecek kadar derin aslında. Bu slogana sadakati Mercedes-Benz logosunu taşıyan her modelde görebilmek mümkün. (bkz. http://i-motoring.com/mercedes-benz-muzesi)

Uzun ama kesinlikle okumaya değer
Mercedes-Benz’in biyografisi, otomobilin tarihçesi gibidir. Otomobili, otomotivi tanımak öğrenmek isteyenler aşağıdaki şirket biyografisiyle başlayabilir. Dönem dönem kimi, gelişmeleri i-motoring.com linklerinde detaylı olarak gördünüz. Bu yıl içinde de Mercedes-Benz ‘şenliklerini’ yakın takipte olacağız.

1886 yılında Carl Benz üç-tekerlekli motorlu aracı için patent başvurusu yaptığında tarih 29 Ocak’ı gösteriyordu. O günden beri bu tarih, motorlu araçların resmi doğum günü olarak anılıyor. 2011 yılı ile birlikte Mercedes-Benz otomobilin doğuşunun 125. yıldönümü kutluyor.
Yine 1886’da, Gottlieb Daimler de ilk dört-tekerlekli motorlu aracı geliştirdi. Bu şekilde, birbirlerinden bağımsız olarak çalışan kurucular, bugünkü Daimler AG’nin temelini atmış oldular. Bu tarih aynı zamanda küresel başarılara imza atan Mercedes-Benz markasının doğuşunun ve günümüzün otomotiv sektörünün ilk kilometre taşı olmuştur. Motorlu aracı keşfeden şirket, o tarihten beri tüm ürün gruplarında sürüş teknolojisi, konfor ve güvenlik öğelerini ön planda tutarak tasarımlarını şekillendirmiştir.
Yenilik, otomotiv üreticileri için her zaman başarının anahtarı olmuştur ve gelecekte de olmaya devam edecektir. Yeni fikirler arama cesareti ile motorlu araçların kâşifi Mercedes-Benz, bu araç türünün gelişimine öncülük etmiştir. Şirket, sırasıyla Carl Benz’in “Patent-Motorwagen”i, Gottlieb Daimler’in “motorlu faytonlarını” piyasaya çıkarttığı 1886 yılından beri, 80,000’in üzerinde patentli uygulaması ile teknolojik liderlikteki iddiasını sürdürmüştür. Dünyanın ilk otomobili olan “Benz Patent-Motorwagen” ise mükemmel taşıtların sembolü haline gelmiştir.
Bu iki taşıt, Mercedes-Benz tarafından sürekli geliştirilen eşsiz bir başarı öyküsünün başlangıcı olmuştur. Önceleri “geleceği yok” damgasını yiyen bu araçlar, zaman sürecünde sadece bir kişisel özgürlük sembolü değil, aynı zamanda sektörde trend oluşturan buluşlar haline gelmiştir. İlk otobüs ve ilk kamyonla birlikte, şirketin en önemli yenilikleri arasında Şubat 1900’de piyasaya sürülen 35 hp’lik güce sahip Mercedes’in ilk modern otomobili de vardır. O dönemde, tüm modern otomobillerin prototipi olan bu Mercedes 35 hp, “motorlu fayton”dan günümüzde kullanılan motorlu taşıtlara geçişi sağlamıştır. Araçta uygulanan teknolojik yenilikler, Mercedes’te hayat bulan konforlu ve güvenli sürüş için gerekli temelleri oluşturmuştur. “35 hp” Mercedes, tarihe adını ilk çağdaş motorlu taşıt olarak yazdırmıştır. Diğer birçok üretici her açıdan üstün olduğu kanıtlanan bu yenilikçi konsepti kopyalamaya çalışırken Mercedes-Benz, teknoloji ve tasarımındaki öncülük ve liderlik iddiasını bir kez daha ortaya koymuştur.

Yaratıcı tasarımları ve yenilikçi ruhu sayesinde, otomotiv endüstrisinde tam bir otomotiv üreticisine dönüşen Mercedes-Benz, günümüzde binek otomobilleri, hafif ticari araçları, otobüsleri ve kamyonları içeren geniş ürün portföyü ile birçok araç türünü bünyesinde barındırmaktadır. Şehir otomobillerinin en kullanışlısı olan “smart” da Mercedes-Benz’in ürün portföyündedir. Günümüzün “smart fortwo”su, 1980’lerin başında yapılan “kısa-mesafeli taşıma aracı” konulu bir araştırmaya dayanır.
Mercedes-Benz her zaman mobilite için yeni konseptlerin öncüsü olmuştur. 1996’da piyasaya sürülen SLK, ilk kompakt premium roadster olarak tanıtılırken bundan bir yıl sonra, efsanevi G-Serisi ve Unimog’da kullanılan 4×4 çekiş deneyimi ile M-Serisi, ilk premium SUV olarak tanıtılmıştır. Yeni konseptlere son örnek ise 2004 yılında dört kapılı coupé örneğini ortaya koyan Mercedes-Benz CLS-Serisi‘dir.
125 yıldır motor teknolojisinde lider olan Mercedes-Benz, yüksek hızlı benzinli motor kavramının öncüsü olmuştur. 1898’de piyasaya sürülen Daimler 8 hp “Phaeton”, dört-silindirli motor kullanılan ilk karayolu taşıtıdır. 1923’de Benz, ilk dizel-motorlu kamyonu satışa sunmuştur. 1936’da ise binek otomobillerde kullanıma uygun dizel motor tanıtılmıştır: dünyada seri üretilen ilk dizel motorlu otomobil, Mercedes-Benz 260 D’dir. Günümüzde Mercedes-Benz, 1936’daki dizel motordan on kata kadar az yakıt tüketen, sessiz-çalışan, yüksek-torklu ve yüksek verimli CDI motorları ile güçlendirilmiş modeller sunmaktadır.
Mercedes-Benz, mevcut dizel motorların iyileştirilmesi ve Euro normlarına uyum sağlanması için BlueTEC teknolojisini geliştirmiştir. Bu teknoloji ile dizel motorların egzosundan çıkan gazların yüzde 90’ı zararsız nitrojen gazı ve suya dönüştürülerek modern benzinli motorlar seviyesine getirilmiştir.
2006 yılından beri E-, S-, GL-, R- ve M-Serisi otomobil modellerinde kullanılan Mercedes-Benz BlueTEC teknolojisi, ilk defa 2005 yılında Mercedes kamyonları ile piyasaya sürülmüştür. Mercedes-Benz alternatif yakıt teknolojileri üzerindeki çalışmaları da yeni değildir. 1906 yılında, Mercedes ilk defa binek araçları, kamyonları, otobüsleri ve itfaiye araçlarını pilli-elektrikli veya hibrid sürüş teknolojileri ile donatmıştır. Mercedes-Benz, geliştirilmiş lityum-iyon pil teknolojisini kullanan ilk seri üretim hibrit aracı olan S 400 HYBRID lüks sedan modelini 2009 yılında satışa sunmuştur. Bundan kısa bir süre sonra, elektrikli A-Serisi E-CELL, Vito, yakıt hücresi ile çalışan B-Serisi F-CELL ve elektrikli smart fortwo’yu tanıtan şirket, emisyonsuz hareketlilik teknolojilerinde devrim niteliğinde bir gelişme sağlamıştır.

Dünya üzerinde, araç güvenliği konusuna Mercedes-Benz’den daha fazla yatırım yapan bir üretici bulunmamaktadır. Mercedes’in güvenlik uzmanları, 70 yıldır sistematik olarak kaza nedenlerinin araştırılması, sonuçlarının azaltılması ve kazaların nasıl engellenebileceği üzerinde çalışmaktadır. Mercedes otomobil güvenliğine verdiği önemi, 2009 yılında kutladığı “güvenlik geliştirme çalışmalarının 70.yılı”, ” sağlam yolcu kabininin 50.yılı” ve “kaza araştırmalarının 40.yılı” gibi yıldönümleriyle vurgulamıştır.
Kazasız sürüşü hedefleyen “aktif güvenlik” alanındaki çalışmalar kapsamında, Mercedes-Benz kazaların oluşumlarını tamamen engellemeye veya kazaların ağırlığını azaltmaya yönelik çok sayıda sistem geliştirmiştir. Bunlardan elektronik kontrollü ABS ve ESP® tasarımları kaza sayılarının azaltılmasında kayda değer katkılar sağlamıştır. Bu güvenlik sistemleri, günümüzde hemen hemen tüm otomobillerde standart hale gelmiştir.
Mercedes-Benz, aktif ve pasif güvenlik önlemlerini bir araya getiren ve yolcular için koruma derecesini daha da ileri noktalara taşıyan ilk otomobil üreticisidir. Bu kapsamda 2002 yılında PRE-SAFE® sistemini dünyaya tanıtan Mercedes-Benz, otomotiv güvenliği tarihinde yeni bir sayfa açmıştır.
Mercedes-Benz güvenlik teknolojisindeki kilometre taşlarını oluşturan sistemler:
1939 – Otomobillerde güvenlik gelişiminin başlangıcı
1959 – Dünyanın ilk güvenli şasisi
1969 – Mercedes-Benz kaza araştırmalarının başlatılması
1978 – Elektronik kontrollü, anti blokaj fren sistemi (ABS)
1980 –Hava yastığı, emniyet kemeri gergi sıstemi
1995 – Elektronik Stabilite Programı (ESP®)
1996 – Fren Destek Sistemi (BAS)
1998 – Ön araca olan mesafeyi sabit tutan ve aracın hızını sabitleyen ““DISTRONIC
cruise control” sistemi
1999 – Aktif Gövde Kontrol Sistemi (ABC), lastik basınç kontrol sistemi
2002 – PRE-SAFE® yolcu koruma sistemi
2003 – Aktif aydınlatma fonksiyonu
2005 – DISTRONIC PLUS, fren desteği sağlayan Break Assist PLUS, gece görüşünü
kolaylaştıran Night View Assist
2006 – PRE-SAFE® Fren, Akıllı Far Sistemi
2009 – Hız Limiti Asistanı, Şerit Takip Yardımcısı, Kör Nokta Asistanı,
yorgun sürücüleri uyaran Attention Assist
2010 – Aktif Şerit Takip Yardımcısı, Aktif Kör Nokta Asistanı, yüksek-performanslı LED
farlar
Mercedes-Benz araçlarında “sürüş konforu” geleneksel bir özelliktir.
1931’de Mercedes-Benz, “Mercedes 170” modeli ile şasi teknolojisinde önemli bir kilometre taşı oluşturmuştur. Bu araç dört tekerlekte bağımsız süspansiyona sahip olan ilk seri üretim binek otomobilidir ve sadece asfalt gürültüsünü değil, lastik titreşimini ve yol yüzeyindeki engebelerin yarattığı sarsıntıları belirgin ölçüde azaltarak sürücü ve yolculara konforlu bir seyir sunmuştur.
Mercedes-Benz, 1961’de tanıttığı 300 SE lüks sedan modelinde kullandığı ilk hava süspansiyon sistemi ile bu alanda yeni standartları oluşturmuştur. 1982’nin sonlarında, yeni kompakt sınıftaki arkadan çekiş sistemi, sonradan tüm Mercedes-Benz Sedan, Coupé, Cabriolet modellerinde ve spor otomobillerde de uygulanmış ve diğer birçok üretici tarafından da kendi modellerine uyarlanmıştır.
Mercedes-Benz’de tasarım, markanın gelenek bilinci ile geleceğe bakışının harmanlanmasıyla gelişir. Kaslı ve güçlü tasarıma sahip modeller Mercedes-Benz’in 1920’lerdeki çizgilerini oluşturmuş, 1930’ların başından itibaren tasarım yapısı kademeli olarak daha zarif ve akıcı çizgilere, yuvarlak formlara dönüşmüştür. Bu dönüşümün en ilgi çekici modeli 1934 model 500 K ve onun çok benzeri olan 1936 yılında satışa sunulan 540 K’dır.
Mercedes-Benz’in birçok olağanüstü modeli otomobil dünyasında tasarımı belirgin bir şekilde etkilemiştir. Bir tasarım ikonu olarak tanımlanan, Mercedes-Benz 300 SL “martı-kanat” kendi sınıfındaki otomobiller arasında “safkan” olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde de hayallerdeki otomobil olarak değerlendirilen 300 SL, 1999 yılında otomobil uzmanlarından oluşan uluslararası bir jüri tarafından “yüzyılın spor otomobili” seçilmiştir.
Bugün Mercedes-Benz marka otomobillerde markanın tasarım geleneğinden gelen detaylar sıklıkla görülebilir. Bu klasik unsurlar, her dönemde çağdaş bir bakış açısı ile yorumlanır. Böylelikle Mercedes-Benz tasarımcıları markanın karakteristik hale gelen tasarım unsurlarını yeni fikirlerle bir araya getirerek ve geliştirerek markanın otomobil tasarımındaki köklü geçmişini vurgularlar..
Mercedes-Benz, geleceğe yönelik tasarım vizyonunu son olarak F 800 modeli ile ortaya koymuştur. Yeni konsept otomobili Mercedes-Benz F 800, geleceğin premium otomobillerinin tasarımı hakkında bir fikir verirken, sedan otomobillerin üstün teknolojik yapısını ve en üst düzeydeki güvenlik donanımını bir arada sunmaktadır.
Yaratıcılık, motorlu araçların keşfinden beri, 125 yıldır ön planda tutulmuştur. Yenilikçi çizgisini korumak için şirket, AR-GE çalışanlarının bilgi birikimlerine katkıda bulunmak üzere küresel bir bilgi ağı oluşturmuştur. 2010 yılında da şirket en fazla yeni patent uygulaması ile öncü otomobil üreticisi pozisyonunu korumuştur. Sayıları 2070‘in üzerinde olan yeni patent başvurularının yarısından fazlası “yeşil” teknoloji ile ilgili iken, % 35’i de sürüş sistemleri konusundadır. Mercedes-Benz, enerji verimi, yakıt hücresi ve batarya teknolojisi ile ilgili alanlarda da belirgin ilerlemeler kaydetmiştir. AR-GE faaliyetlerine sürekli olarak yatırım yapmaya devam eden şirket, dünyanın en değerli markaları arasında liderliğini sürdürmektedir.
Yapılan uluslararası araştırmalar sonucunda Mercedes-Benz’in, “en değerli Alman markası “, “en değerli küresel prestijli otomobil markası” ve “en değerli küresel lüks marka” olduğu kanıtlanmıştır.
Bugün, Mercedes-Benz, dünya çapında öncü ve yenilikçi ruha, uzmanlığa ve gelecekte de dünyanın en iyi araçlarını üretmeye devam etme motivasyonuna sahip 19,000 araştırma ve geliştirme mühendisi ile yoluna devam ediyor.

Yoruma Kapalıdır.