Sandero ECO-G LPG banner

MINI Cooper S Cabrio


Cabriolara çok da bayılmam. Ne var ki bu ara üst üste cabriolar denk geldi. Yazla ilgili olsa gerek diyeceğim ama o da çelişkili bir durum. İddiamı koruyorum: Cabrio’lar -Türkiye’de!- yazın kullanılmaz. Kullanılır da ancak gece kullanılır, hava kapalıysa kullanılır… Yoksa sadece beyin haşlaması değil, güneş çarpmasından terlemeye bin tane keyif kaçırıcı sonuca götürür. Güneşin alnında üstü açık dolaşanlara bakışım bir başka oluyor. MINI bile olsa bu böyle… Tabii ‘MINI gibi bir otomobilin cabriosuna sahipseniz üstünü kapatır mısınız?’ diyenler çıkabilir. Sadece MINI’in değil bütün markaların cabrioları güzeldir. Ama cabriolar şezlong değildir!

Yazın dördüncü cabriosuydayım. Ne şanslı bir gün, hava 30.5 derece! Güneşlenmek için ideal! Tabii ki şaka yapıyorum, çekimler bitse de üzerini kapatsak modundayız fotoğrafları çeken arkadaşım Fatih ile birlikte. MINI’de gözlemlediğim birkaç donanım değişikliğinden başka yenilik göremiyorum. R57 gövde kodlu MINI Cabrio, 2009’da başlayan üretiminde önemli değişiklikler yaşamadı. Zaten gücünün doruğunda olan motoru ile ilgili yapılacak fazla değişiklik planlanmıyor, gövde formu net, yenilikler artık donanımsal oluyor. Gerçi MINI markası, ticari kaygılarla son dönemde  özüyle çelişen bazı atılımlar içinde ama özellikle SUV’a dönüşmeyen versiyonların tümüne sevgim çok büyük. Countryman eskiden de vardı ama neyse, zamanın trendi böyle diyelim, geçelim… Zeitgeist mevzuları… Bu otomobilde tamponlarda Clubman ve Countryman ile benzer çizgide kromajlı bazı aksesuarlar görüyorum. Sol taraftaki stickerlar da model yılına özel olmalı… Sonuç olarak aksesuarlar…

Otomobilin kabinindeki iğne deliği bile sipariş aşamasında kişiselleştirilebilecek yapıda. Test otomobilinde gayet cömert davranılmış ve oldukça üst düzeyde bir otomobil hazırlanmış. Sportif koltukları kaplayan deri döşemeden, direksiyon üstü kumandalarına, hız sabitleme sisteminden otomatik klimaya eksik yok… MINI Cooper S Cabrio’da ilginç iki nokta var. Bunlardan ilki fazlasıyla göz önünde; direksiyonun ardındaki devir göstergesinin yanında -tamamen şov amaçlı!- üstü açık olarak ne kadar süre kullanıldığını gösteren fiyakalı bir gösterge var. BMW mutlaka bir şey düşünmüştür de Fatih biz algılayamadık! Diğeriyse daha fonksiyonel, araç menülerinde gezinti yapıldığında sorun durumunda aranması gereken telefon numaraları olarak Borusan’ın santral numaraları görüntüye geliyor.

 

MINI Cooper S Cabrio, hareketlenme tereddütü bulunmayan, üzerinde yürüdüğü asfaltı buruştururcasına ilerleyebilen bir otomobil. Maksimum gücünü 184 HP’ye ulaştırabilen turbo ile aşırı beslenen motor, ele avuca sığmaz bir kapsül haline getiriyor. Bu güçte bir motordan beklentiler bellidir ve bunları gayet güzel karşılayabiliyor. Güzel bir homurtu ile müthiş hızlanmalar sağlayabilen motorun mühendislik olarak en önemli başarısı, bence sunduğu şaşırtıcı yakıt ekonomisi! Fatih ile İstanbul’dan çıkıp Autodrom pistine doğru yol alırken bundan söz ediyoruz. 2007 yılına kadar kullanılan kompresör destekli MINI Cooper S versiyonlarının 350 km civarında yanan benzin ışığı, tüketim açısından ne kadar elibol olduğunu gösteriyordu. 2007 ilkbaharından sonra gelen turbo beslemeli R56 Cooper S versiyonlarındaysa bu sorun tarihe karışmış durumda… Önce 175 HP maksimum güçle tanıtılan bu versiyonlar, bugün 184 HP maksimum çıkış sağlıyor. R56 gövde kodlu Cooper S’lerin cabrio versiyonuysa 2009 yılında yollara çıktı. Direksiyon üzerinden ya da koldan manuel olarak da kullanılabilen otomatik şanzımanla donatılan otomobilde, mobilite ve tutunma ile ilgili her şey üst düzeyde. Performans verilerine göre 0-100 km/s hızlanmasını 7.2 saniyede gerçekleştirebilen otomobilin tutunma performansıysa gerçekten çok üst düzeyde. Islak ve kaygan yüzeylerde bile stabilitesini kolayca koruyan otomobilin keskin direksiyon tepkileri, minimal süspansiyon salınımları kullanıcıya büyük güven aşılıyor. Ama şu  var ki, fizik kuralları her otomobil için geçerlidir, hiç birine torpil yapmaz. Limitlerini bilmeyen sürücülerde bu verdiği güvenin ne kadar aldatıcı olabileceğini gazetelerdeki trajik haberlerde okuyoruz! Doğrusu şu ki bu otomobil gençler için bir mezuniyet hediyesi olmanın çok çok ötesinde performansa sahip!

Autodrom yolunda TEM Otoyolu performansımızı soluksuz tamamlayıp çekimler için piste adım atıyoruz. Fatih de Londra’daki MINI United’a kendi otomobiliyle gidip geldiği için çok deneyimli. Pistte MINI’nin canını acıtmadan turluyoruz. Doğru çizgi tutturulduğu zaman müthiş keyifli bir performans gözleyebiliyoruz. Bunlar elbette ki trafik içinde görmek istemediğimiz viraj denemeleri ama pistte sıkıntı yok. Hızlı otomatik şanzıman tepkileri, keskin direksiyon yönlendirmeleri, motordan yayılan güç homurtusuyla birleşince pistten gökyüzüne müthiş lastik sesleri yayılıyor! Viraj içlerinde otomobilin arkasını bıraktığı uç noktalarda yaşanabilen arkadan kopmalar kontra manevralarla derhal kontrol altına alınıyor, ağzımın suyunu silip yola devam ediyorum!

Fotoğraf çekimlerini tamamladıktan sonra şehire  dönmek için yine yola çıkıyoruz. Üstü açıkken iyiydi ama kapanınca bir karanlığa gömülüyor MINI. Soft top tavanıyla ilgili bir sıkıntı var. Hayır, bu bütün cabriolarda olan bir şey ama MINI’de boyutlar sınırlı olunca her şey gibi alanlar da küçülüyor. Tavanı kapattığımızda arka cam görüntüsünün sadece aynayı kapyalacak kadar büyük olduğunu, arka çapraz görüntülerin ise yok olduğunu görmek keyifsiz… Tavan kapalıyken yan aynaların çok etkin olarak kullanılması şart. Tavan kapalıyken hir sorun daha öne çıkıyor. Düşük hızlardaki gezintilerde bile boğucu bir motor uğultusu var. Vitesleri manuel kullanıma alınca bir nebze dizginlenebiliyor ama kabin içinde huzuru kaçırdığı kesin. Bütün marka cabriolarında insanı tavanı açıp dolaşmaya yönlendiren soft top uğultusu bu!.. Bu arada şehir içi kullanımında 18 inçlik lastiklerin düşük yanaklarının da desteklediği süspansiyon sertliğinden herkes hoşlanmayabilir, onların seçimlerini daha yüksek yanaklı lastiklerden yana yapmalarını öneriyorum.

Bazı hızlı otomobiller için ‘aynaların kullanılmasına gerek olmayan’ tanımını yaparım. Çok güçlüdürler çünkü, her durumda ışınlanırlar. MINI Cooper S, ‘aynaların az da olsa kullanılması gereken’ sınıfında. Sorun siz sollamaya çıkarken arkanızdan gelen olup olmaması değil, manevradan düz gidişe, etrafınızda olup bitenden haberdar olmanız! Yoksa yola çıkarken bisiklette bile aynadan kontrol etmek kaçınılmazdır!

 

Otomobilin kapasitesi 4 kişilik. Arka koltuklara geçiş özellikle öne kaymayan sürücü tarafından zor olsa da koltuğa oturduğunuz zaman şaşırtıcı bir rahatlık var. Bagaja gelince, 2001 yılında başlayan yeni dönemde sadece cabrio versiyonda ilk jenerasyon Mini’lerdeki gibi tersine açılan bagaj kapağının ardında söz edilmese de olabilecek bir hacim var! O da cabrioya özel! Zaten bu otomobille market alışverişine gitmeyi planlamıyorsunuz değil mi? 3 günde yaklaşık 500 km’yi geride bırakırken bu heyecanlı üstsüz ile fazla savurganlık yapamadık. Çünkü eli sıkı motor, ancak 100 km/9 litrelik  bir yakıt sarfiyatına izin vermişti ki buna performanslı sürüşler de dahildi! Bundan iyisi Şam’da kayısı…

(Fotoğraflar:Fatih Veyseller)

 

1 Yorum

  1. Fatih Veyseller dedi ki:

    Bahsi geçen Openometer (üstü açık sürüş zamanölçer), Şezlong mantığıyla Cabrio kullanmanın ötesine geçmek için atılan eğlenceli ve teşvik edici adımlardan biri aslında. Hatırlarsınız SLK ‘daki boyundan ılık hava üfleyen soğuk havada üstsüz gezdirme teşviklerini. Bu da o akımın MINI yorumlarından biri. Bu kez eğlence ve “rekabet” odaklı. Bu rekabet, ABD’deki MINI sürücüleri arasında oldukça kızışmış durumda. Üstsüz saatler rütbenizi arttırıyor bu camiada 🙂