Opel Grandland X 1.2 Turbo Excellence



Crossoverlara dönüşüm sürecinde rakiplerinden geride kalmak istemeyen Opel, yeni sahibi PSA’nın yoğun katkısıyla geliştirilmiş ilk modelinde marka kimliğini korumaya çabalıyor.
Hatchbacklerden SUV’lara, haydi bilemedin crossoverlara yaşanan dönüşüme hiçbir markanın kayıtsız kalması beklenmiyor. PSA’ya satış sürecinin ilk meyvesi olan Grandland X de Opel’in dönüşüme yetişmesini ifade ediyor. Peugeot 3008 alt yapısı üzerinde Amerika’dan uzak, Alman Opel genleri yüklenerek geliştirilen Grandland X, marka için yeni başlayan dönemin ilk meyvesi. Geliştirilmesine 2013 yılında başlanan otomobil, aslında PSA/Opel flörtünün çok da yeni olmadığını ortaya koyuyor. Aslına bakarsanız start/stop düğmesi ve bazı uyarı ışıkları dışında Peugeot’dan alınmış herhangi bir parça yok, ama platform ve motor ve şanzıman dahil bütün mekanik yürür aksam, PSA mühendislerinin eseri. Bu alınanlar minik aksamlar da modelde Fransız etkisini göz önünde tutmak için olsa gerek! Hatta 1.2 litrelik 3 silindirli motor bile, sonraki sayfalarda göreceğiniz 3008 1.2 ile aynı makine! Neyse ki dış görünüm Opel’in geleneksel çizgilerinde.
Opel’in Meriva ile başlayıp Mokka X ve Crossland X ile süren hacim macerasının genleşerek ulaştığı maksimum sınırlar gibi görünen Grandland X, Astra’yı çağrıştıran dinamik çizgilere sahip. Önde büyük ızgaralarla yeni bir yüz, akılı siluet ve şık bir popo, Grandland X’i çekici kılıyor. C sütununu da kapsayarak tavanda da süren çift renk, hem kalite algısını yükseltiyor hem de gövdeye olduğundan alçakmış etkisi kazandırıyor. Bu etkinin anlamı da sportiflik! Büyük ve sportif görünümlü jantlar da kalite ve dinamizm hissini destekliyor.


Grandland X’in ferah kabininde geleneksel Opel çizgileri ve kalitesi hakim. Burası Alman ve Fransız ekollerinin ayrıldığı yer olmuş. Bilirsiniz, her iki ekolün hayranları birbirini çok da sevmez. Ama mühendislik, mekanik yapılar ortak olsa da iç mekanları marka kimliklerine uyarlamayı başarmış. Markanın Insignia veya Mokka’daki tasarım çizgisi geliştirilerek korunmuş. Malzeme kalitesi ve işçilik hiçbir noktada kuşku uyandırmıyor. Ama ergonomiyle ilgili soru işaretleri yok değil. Opel’in radyoda bir türlü çözemediği “kullanıcı dostluğu” meselesi, Grandland X’te de karşımızda. İstasyon aramada kullanıcısına zorluk çıkartan sistem, en son uydu seçiminden bahsediyordu! Belki de fazlasıyla yenilikçi olan bu radyo henüz ülkemize göre değildi. İstasyonları daha pratik ayarlanabilmeliydi. Bir sıkıntı da göz önündeki bilgi kalabalığıyla ilgili. Göstergelerin arasındaki minik ekrana çok sayıda bilgi sıkıştırılmış. Bir zamanlar sahibi olduğu Saab’da yol konsantrasyonunu artırmak için hız göstergesi dışındaki tüm unsurları karartan Night Panel’i sunan marka, bu minik ekranı da raharlatabilmeliydi. Cam tavanla aydınlık olan kabin, sunulan cömert bacak boşlukları ve oturma alanlarıyla da son derece ferah. Vites kolunun arkasındaki bardaklıklar da oturma pozisyonuna göre biraz geride kalıyor olabilir mi? Bir de, koyu renkli arka camları olan otomobilde ek olarak neden perde de sunulmuş, bilemedik.


Motorlardaki turbo destekli downsizing hamlesi, beklenmedik hacimleri beklenmedik derecede agresifleştirdi. 1.2 litrelik 3 silindirli PSA motoru da bundan payını alanlardan. Turboyla aşırı beslenen motor, şişkin gövdeli otomobili tereddütsüz hızlanıyor. Bazılarına 10.9 saniyelik 0-100 km/s hızlanma verisi yüksek gelebilir ama unutmamak gerekiyor ki Grandland X, performans değil, bir hacim aracı. Küçük hacmine takılmadan gayet güzel görevini yapıyor. Yakıt tüketimiyse şehir içinde 7-7.5 litreler kabul edilebilir seviyelerde kalabiliyor. Sabit hızlarda yapılacak sürüşlerle uzun yol tüketimi, fabrika verilerinde olduğu gibi 5.0 litre değilse de 6.0 litre altına indirilebilir.
Daha önce Mokka X ve Crossland X’te de yakındığımız bir durum vardı; şu X meselesi! Araç SUV görünümlü olunca işin içine bir de X eklendiğinde kafalarda oluşabilecek dört tekerlekten çekişli olduğu fikri, kullanıcıları yanıltabiliyor. Tamam, Grandland X’in 4×4 opsiyonu olabilir ama sanki X sadece onun için mi kullanılmalıymış acaba? Sürüşte büyük ebatlı lastiklerine karşın kabinde yol gürültüsü dinletmeyen otomobil, geleneksel diri Opel süspansiyon karakteri sergiliyor. Sert kasislerde arka kısmın zıpladığına şahit olabilirsiniz ama özellikle virajlarda gövdenin ne kadar iyi tutunduğunu ve yanlara yığılma yapmadığını gözleyeceksiniz. Süspansiyon sertlik dozunda Fransız esansı kullanılmadığı kesin.


Opel bu otomobille Nissan Qashqai’nin hızını kesmek istiyor olabilir. Ama bir bestseller için yeterince iyi mi tartışılabilir. İyi bir otomobil olmakla beraber, Opel geleneklerine sadık tasarımı ve PSA teknolojisiyle rekabet sanki “aile içinde” kalırmış gibi bir görüntüsü var. Sonuç? İş fiyatta biter. Sınıfının premiumu olmaya çabalayan bu versiyon Peugeot 3008 düzeyinde, 128-168 bin TL arasından işlem görüyor! Bestseller Qashqai hemen her donanım seviyesinde 10 bin TL daha hesaplı.

+ Kaliteli, rahat ve ferah kabin
+ Malzeme kalitesi
+ Güven veren yol tutuş
+ Direksiyon tepkileri
– X kodu kafa karıştırıyor
– Kalabalık bilgi ekranı
– Pratik olmayan radyo ayarı
– Oturma pozisyonuna göre geride kalan bardaklıklar

Yakıt tipi: Benzin
Motor hacmi (cc): 1199
Motor gücü (HP/d/d): 130@5500
Maksimum tork (Nm/d/d): 230@1750
Vites kutusu: 6 ileri otomatik
Maksimum hız (km/s): 188
0-100 km/s hızlanma (sn): 10.9
Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 6.4/4.9/ 5.4
Ağırlık (kg): 1350
U/G/Y (mm): 4477/1856/1609
Aks mesafesi (mm): 2675
Bagaj hacmi (lt): 514/1652

Be Sociable, Share!

Yoruma Kapalıdır.