smart fortwo coupe passion


Otomobil algısı toplumlar arasında önemli farklılıklar gösteriyor. Modern toplumlarda kimi marka ya da modeller her ne kadar çok sevilip kültürünü yaratsa da otomobil sonuçta fonksiyonel bir görev aracı olarak değerlendiriliyor. Bunun en önemli kanıtlarından biri smart olmalı. Zaten aksi taktirde Avrupa metropolleri 2 kişilik bu minicik otomobille dolup taşmazdı! Aslında yollara çıkalı çok oldu, Avrupa 1998 yılından bu yana kullanıyor ama malum koşullardan Türkiye’de yeteri kadar benimsenemedi. Öyle ya, işe her gün tek başına gidlip gelindiği halde içine altı kişi girebilecek, bagaja patates çuvalı ve salça bidonu koyduktan sonra hala birkaç bavul da sığacak ki ona otomobil denebilsin! Oysa büyük otomobillere kurulup  burnundan kıl aldırmayan metropol insanları neler kaçırdıklarını bir bilseler!..

smart, Mercedes-Benz ve İsviçreli saat üreticisi swatch’un ortak projesi gibi başlamışsa da son yıllarda pek saati soran yok!.. İş çoktan hobi (!) amaçlı avangard üretimden çıktı tabii. Aslında yola çıkarken planlar başkaydı ama finansal olarak ulaşılamayan hedefler, roadster ve forfour gibi çok da başarılı olamayan modellerin üretiminin durdurulması, yine marka bünyesinde formore gibi mini SUV projesinin iptalinden tek modele kadar düşmüştü. 2008 yılında ciddi bir tazelenmeyle sadece Daimler AG markası olarak ve sadece fortwo coupe olarak yola devam eden smart, değerinin bilindiği Avrupa metropollerinde yine gözbebeği konumunda. Markanın geçirdiği sarsıntılı yılların ardından eminim ki yeni versiyonların da zamanı gelecektir. Benim bildiği Mercedes-Benz, geride kalan 125 yılda hiç bir zaman yenilgi kabul eden bir marka olmadı.

 

 

Anlaşılabileceği üzere gayet sıcak duygular beslediğim bir otomobil smart. İlki 2004 yılında olmak üzere yaptığım Avrupa gezilerimde hep kiralayıp çok büyük memnuniyetle ayrıldığım smart’ı İstanbul’da da kullanmayı çok istiyordum. Çünkü aslında tam da İstanbul koşulları için tasarlanmış bir konsept onunkisi. Şanssızlığım İstanbul’un 35 yılın en sert kışına denk gelmesiydi! Kuru bir yarım gün, bol yağmur ve sonuçta karda kullanma şansım oldu ama tabii son iki hava koşulu istediğim fotoğrafları çekmemi engelledi! smart’ın pek de tanınmadığı bir pazarda ne kadar fonksiyonel bir metropol aracı olduğunu göstermek istiyordum.

Üretimine 1998 yılında başlanıp 2006’da facelift sayılamayacak çapta modernizasyonların yapıldığı mikro otomobil, asıl facelift ile 2009’da tanıştı. Önemli teknik iyileştirmelerin yapıldığı bu operasyonda otomobilin motor ailesi de genişletilmişti. Az önce saydığım heyecanlarla aldığım test otomobilim, sadece 1100 km’de, yepyeni kokan, üç silindirli 1.0 litre motorlu versiyondu. Önceden 0.8 litrelik olan benzinli motor, facelift sonrası 1.0 litreye yükseltilmiş ama 61 ve 71 HP’lik atmosferik, 84 ve Brabus imzalı 102 HP’lik turbo versiyonları var. Zaten geriye smart’ın tek dizel seçeneği 0.8 litre 54 HP’lik dizel ile 41 HP’lik elektrikli EV versiyonları kalıyor! Bendeki 71 HP gücünde. Robotize-otomatikleştirilmiş manuel şanzımanla güç aktarımı yapan smart, huzursuz pancar motoru (!) sesiyle çalışıyor, aksayan bir şeyler var zannediyorsunuz ama bu tek sayıların genlerinden gelen bir karakter olsa gerek, 5 silindirli motorların da kendine özgü boğuk sesi vardır ya… burada bir de üç silindirin azlığı ve gücün düşüklüğü de ön planda! Ama harekete geçtiğim zaman motor sesinin verdiği ilk izlenimden çok daha iyi bir sürüş kalitesiyle karşılaşıyorum. Sanki çok savurgan olabilecekmiş gibi Start/Stop sistemiyle donatılan otomobille durduğumda sanki elektrikler kesilmiş gibi susuyor motor; ayağımı fren pedalından çektiğim andaysa elektrikler gelmiş gibi kaldığı yerde devam ediyor! 92 Nm’lik maksimum tork 750 kg’lık otomobile gayet yeterli geliyor! Vites değişimleri tüm elektro hidrolik şanzımanlar gibi düşük hızlarda kasılmalı hissediliyor, hız yükselince kesintisizleşiyor. Bu arada vites topuzundaki düğmeye basarak manuel ya da robotize otomatik olarak kullanmak da mümkün. Test otomobilimde yoktu ama direksiyon üzerinden değiştirme imkanı da alınabiliyor.

 

Yollarda pek görülmediğinden hemen herkesin şaşkınlıkla takip ettiği otomobilimle yola koyulduğumda ben göz ucuyla kabindeki değişiklikleri ayırt etmeye çalışıyordum. Dedim ya, görünürde çok da önemli değişiklikler yok, en önemlisi zaten motor hacminin büyütülmesi olmuş, geometrisinde, boyutlarında fark yok. Çok sevdiğim “basit güzeldir” sözünü arkasına yazdırmaya gerek yok, zaten buram buram kokuyor! İki kişilik bir otomobil konseptinde her şeyden sadece gerektiği kadar var, fazlalık taşımıyorsunuz! Eski haline göre biraz daha sevimlileştirilmiş, kumanda ve ekipmanları güncellenmiş kokpitte ilk dikkatimi çeken CD çaların olmaması oldu. “Hayır canım, basit dediysek bu kadar da yapmamışlardır herhalde” dedim, uzun süre “acaba ben mi göremiyorum, bir yandan da yola bakıyorum ama vardır, olur mu öyle şey” diye söylenerek ilerledim. Passion donanım seviyesinde yokmuş! Ama isofix çocuk koltuğu bağlantısı bile var! Muhtemelen donanımla ilgili bir tercih ama elbette ki iki yolcusunu müziksiz bırakmıyor smart; Mercedes-Benz modellerindekine benzer radyonun yanı sıra onun sağ duvarında USB girişi size MP3 dinleme imkanı tanıyor! Ah eski kafalı ben!.. CD mi kaldı?

Sanki SUV bir araç içinde gibiyim, sadece 2.6 metre uzunluğunda! Bu da bir güvenlik teorisi, belirgin olarak yüksekte oturuyorum. Arkaya bir çift koltuk daha koyulsa alın size mikro SUV! Yukarından bakınca detaylara hakim olabiliyorum. Km sayaç resetleme düğmelerinin smart roadster’de göstergelerin üzerine gizlenmiş olduğunu hatırlıyorum da burada hiç olmazsa göz önündeler, seviniyorum! Hayır, bu kadarcık kabinde motosikletlerde de kullanılabilecek büyüklükte bir kadranda ikinci bir şeyi aramayı kendime yediremeyebilirdim!.. Cam tavanın altında mümkün olan her yeri fonksiyonel boşluklarla çevrili minimalize edilmiş bir kokpit ve iki sportif koltuktan oluşan 1.5 metrekarelik kabindeki en havalı aksam, deri kaplı direksiyon! Koltukların arkasında ufak tefek poşet için sunulan yer dışında üzerinizdeki montu çıkarıp koyabileceğiniz yer, sadece bagaj! Oraya da gelelim, motorun üzerinde yer alan 220 litrelik kapasite ancak tavana doğru yüklemeyle büyüyebiliyor! Ha bir de yolcu koltuğu yatırılarak! Bir şeyler kazanmak için bir şeylerden vazgeçmek gerekiyor! Bagajla ilgili en önemli sorun, alışveriş merkezlerinin girişinde yapılan o manasız aramalarda güvenlik görevlilerinin anlamsızca kapağı çekiştirip durmaları oluyor. Çünkü ilk aşamada arka cam açılıyor, sonra o cam kaldırıldığında görülen mandallarla kapak indiriliyor. smart’ın bagaj kapağı yatırıldığında 100 kg taşıyabilecek yapıda. İster üzerine oturup piknik yapın, ister onun da kapağını açıp içini doldurun! Fonksiyonellik! Otomobilin motoru arkada dedik, öndeki kapağın altında ne var? Onun altındaki alanın yarısını zaten farlar kaplıyor! Geri kalanınaysa silecek suyu bidoncuğu ve tabii motor soğutma sıvısı doldurma kapağı yerleştirilmiş.

 

smart ile ilgili şehir turum sürerken aldığım sorular hep güvenlikle ilgili oluyor. Doğru geleneksel formda değil bu otomobil, ne burnu var ne totosu! Ama dışardan görünmüyor ki, kabini saran tridion güvenlik kafesi var. Gerçi o da farklı renkle bilene kendini belli ediyor! Aslında kaygı dolu soruların tümünü “Bu bir Mercedes-Benz ürünü” diyerek kapatmak var ama reklama girmesin, şu kadarını söyleyebilirim, küçük görüp Karamürsel sepeti sanmamak gerek! Yüksek dirençli çelikten yapılmış tridion güvenlik hücresi, herhangi bir çarpışma durumunda stratejik önem taşıyan yerlerde yine yüksek dirençli çelik ve kompozit malzemelerle korumaya alınmış. Gövde yapısındaki deformasyon bölgeleri, olası çarpmalarda hasarın kabine yansımamasını sağlıyor. Ayrıca otomobilin tekerlekleri de çarpışmalarda birer güvenlik unsuru olarak kullanılıyor. Önden çarpmalarda köşelerdeki tekerlekler darbe emmede görev üstlenirken yandan gelebilecek darbelerde de birbirine yakın iki aks, gelen kuvveti sönümlendirebiliyor. Stepne nerede diyenler çıkabilir, bu araçta tirefit lastik tamir kiti işbaşında! Gereksiz ağırlık taşınmıyor! Basit ve güzel değil mi…

ESP ve ABS’nin her versiyonda yer aldığı otomobilde fren destek sistemi ve yokuşta kalkış desteği de standart olarak sunuluyor. Belki boyutları itibariyle güçlü Mercedes-Benz sürüş kalitesi sunamıyor ama kesinlikle çok güven veren ve gülümseten bir karakter sergiliyor. Yanınızdan büyük bir araç hızla geçtiğinde ya da viyadükler üzerindeyken rüzgarından mutlaka etkileniyorsunuz ama hiç bir an güvenliğe dair şüphe yaratmıyor smart. Zaten şunu unutmamak gerek, bu otomobil şehir içi kullanım için tasarlanmış, uzun yolculuklar onun işi değil! Otomobili sevmek için birkaç önemli neden var; ilki, 100 km’de klimalı olarak bile 5 litreyi aşmayan yakıt tüketimi ki, 33 litrelik depo doluyken 400 km’yi aşan menzil sağlayabiliyor! Bir diğer önemli özellik, microcar’ın Avrupa metropollerinde 15 yıla yakındır kanıtlanmış park kolaylığı. Gerçi burada diğer sürücülerin algılaması çok kolay olmuyor ama yer dar olduğunda otomobili dik olarak da park etmek mümkün! Ha bir de otomobilin 40 bin km’lik bakım aralıkları var ki, asıl o akıllara ziyan! 14.700 Euro fiyatla satılan bu otomobil, yoğun şehir trafiğinde gittiği yere koskoca bir metal kütleyi de taşımak yerine ulaşım sorununu akılla çözmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Hesabı iyi yapıp değerlendirmek gerek!

Be Sociable, Share!

3 Yorum

  1. ismail başbölük dedi ki:

    Geçtiğimiz ay Mercedes bayisinde çalışan arkadaşımın vasıtasıyla kullanma fırsatım oldu ve gerçekten hayran kaldım. Herşey minimum ama alınan keyif maksimum. En çok ta son hızına ulaşma kararlılığı hoşuma gitti bir çok küçük segment araçtan performanslı. Keşke tanıtımını daha iyi yapsalar. İş Mercedes bayilerindeki satış danışmanlarına araç göndermekle kalmamalı.

  2. aykut dedi ki:

    Bu aracı kullanacak orta halli bir ailenin mutlaka ikinci bir araca daha ihtiyacı var.
    İki aracı alabilen bir aile zaten orta halli değildir.
    Küçücük iki kişilik (Fiat 126 bis’ler vardı bi ara) aracın fiyatı Türkiye’de 40.000 TL’yi buluyor. Her tarafı ekonomi olsa ne olur, bu parayı verebilen kişi için.
    Tek artısı ekonomik ve sağlam olması.
    Eksileri ise: Fiyatı çok pahalı. İkinci araç gerekli.

  3. Cicek dedi ki:

    Merhaba 2008 model 0.6 motor gucunde benim aracim ve gercekten memnunum herkese tavsiye ederim FAKAT parcalari cookkk pahalii tek sorun bu guvenlik tam korkulacak hicbirsey yok sadece parca fiyatlari 🙁