Jeep Wrangler Rubicon 2.0 Turbo 4×4

 Jeep Wrangler Rubicon 2.0 Turbo 4×4

Fotoğraflar: Nil İZGİ

Otomotiv sektörünün yoğun SUV/Crossover pazarlaması içinde gözünüzü karartıp dağa, bayıra, kara, çamura girdiğinize pişman olmayacağınız araç sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Gerisinin tümüyle “özgürlüğünüze” veda edersiniz. İkinci Dünya Savaşı koşullarında başlayıp 1945’den bu yana savaş barış demeden her koşulda sorun olmadan kullanılan Jeep Wrangler, yoldan çıkanların ilki durumunda. CJ5’ten başlayıp Rubiconlara uzanan model geçmişinde hepsinin mottosu aynı: Özgürlük! Savaş koşullarında her şeyi başlatan atası Willys CJ1 ve CJ2’lerden yola çıkıp geçen yıllar boyunca ihtiyaçlara göre geliştirile geliştirile CJ3’ler, CJ4’ler, CJ5’ler, CJ6lar, CJ8’ler ve CJ10’lar derken 1986’da Jeep Wrangler ismine kavuştu araç. Artık rakipleri de çoğalıyordu, şehirli müşteri talepleri de. Hem çok satıldı hem de birçok marka tarafından dünyanın dört bir yanında üretildi, ama savaşta ama barışta dünyayı fethetti. Malum, ülkemizde de Tuzla Cip Fabrikası’nda 1954’ten 2006’ya kadar TSK’nın ihtiyaçları için üretildi.

reklam

Yıllar boyunca savaşlar kazanıldı kaybedildi, yeryüzünde tekerleklerinin değmediği yer kalmadı, varılan sonuç hep aynı: There is only one Jeep. (Sadece bir tane Jeep var) Benzerleri var ama hiçbiri gerçek savaş cephelerinde yoğrulup gün be gün geliştirilmiş değil. O ilk yıllardan bugüne gelişen şey çok ama “Özgürlük” imajında değişen bir şey yok. Günümünüz modern teknolojileri, yani aslında elektronik oyuncaklarıyla donatılmış Jeep Wrangler’ın dümeninde sarp Bolu yamaçlarına doğru yoldayız.

Sürüş nitelikleri otomobil gibi değil, beklendiği üzere kamyonet kullanır gibi. Kaba, sert, kokpite eklenen süslü dijital oyuncaklara aldanmayın, bu aletin özü bu. Yıllar önce kullandığım 2.5 litrelik Renault motorlu Jeep Wrangler’dan tek farkı, 2.0 litrelik bir FCA motoruyla donatılmış olması. İlginç rastlantı, 2.0 litrelik turbo beslemeli motor, yine bu sayfalarda gördüğünüz Alfa Romeo Stelvio’nun motoruyla aynı! Bilgi yok ama tahminen belki su geçişleri için daha iyi marine edilip korumaya alınmıştır. Gerisi aynı! ABD’nin Ohio eyaletindeki Toledo fabrikasında üretilen Wrangler’a alçakgönüllü Avrupa pazarı için 2.0 litrelik benzinli motor yerleştiriliyor. Yoksa ABD pazarı için daha vahşi motor versiyonları da yok değil.

reklam
Dacia Duster reklamı

Gövde hatları zaten İkinci Dünya Savaşı’ndan beri aynı, yıl yıl yapılan kozmetik “iyileştirmeler” şehir çocukları için, özünü aynen koruyor Wrangler. Ne aerodinami gibi bir derdi var ne yakıt tüketimi! Onun mücadelesi hep kazanmak için.

Otoyolda 2.0 litre/272 HP’lik motorun gücüyle üst hızları denerken buzdolabı kadar köşeli hatlara sahip gövdeyle çizgi tutturmak için çaba gösterip hoplaya zıplaya Bolu’ya ulaşıyoruz. Küçük şehrin boğmayan trafiğinden sıyrılıp toprakla tanışıyoruz, artık Rubicon için yoldan çıkma zamanı. Aslında biliyorum ki istediğim her şeyi yapacak ama yalnızken ve vinçsiz off-road en riskli işlerden biri. Haddimizi bilerek dolaşmak zorundayız. Ama Wrangler nasıl tahrik ediyor nasıl kaşınıyor, gaza gelmemek lazım!

Oysa ki hemen altında gayet karmaşık, her tür arazi koşulunun hakkını verebilecek mekanizmalar var. Rubicon’un akıllı çekiş sistemi Rock-Trac® – tam zamanlı tork yönetimi sunuyor. Kaygan yol koşullarında ve taş, kum, çakıl üzerinde, karda veya buz üzerinde sürüş gibi düşük çekiş koşullarında en iyi yol tutuşu sağlama iddiasında. Wrangler Rubicon en zorlu koşullarla başa çıkmak için ekstra tork ve kavrama için Tru-Lok® elektrikli ön ve arka aks kilitleriyle donatılmış. Otoyolda o salına salına kamyonet gibi ilerleyen gövde, arazide kimlik değiştiriyor, olağanüstü dört çeker yetenekleri sayesinde güç gösterisi yapıyor. Boşuna değil her Wrangler modelinde, aracın beş kategoride bir dizi zorlu testten geçtiğini onaylayan Trail Rated rozeti bulunması: Çekiş, Sudan Geçis, Manevra Kabiliyeti, Artikülasyon ve Yerden Yükseklik… Bu disiplinlerde rakibi yok Wrangler’ın. Sınırları zorlayacak durumda değildim belki ama çoğu zaman arazi şanzımanına gerek bile kalmadı. 4L’yi seçtiğimde öyle bir tork dağıtımı yaşanıyor ki hemen altımda, dünyanın yörüngesinde sapmalar olmuş olabilir.

Bolu-Mudurnu yolunda yolu tamamen toprak ve kaya olan, ilk virajdan sonra çamur deryası haline gelebileceğini bilmediğim yolda ağır usul ilerliyorum. Bir yanım uçurum, hizamda bulutlar var, o derece yüksekteyim. 2.0 litrelik FCA motorunun ciğerleri öyle geniş ki, yorulmak nedir bilmiyor yükseklerde bile. Benzini içerek yol alıyoruz. Pek ince hesaba girmiyor Wrangler’ın yol bilgisayarı, otoyolda 12.0 litrelerde gezinen ortalama tüketim, yoldan çıkınca 15.0 litreye sabitleniyor. Dikkatimi çeken gövdenin yüksek burulma direnci ve montajdaki özel. Geçtiğim farkı engebelerde ne gövdede ne hard topta esneme, kasılma, gıcırdama yok. Tabii şimdilik. İlerleyen kilometrelerde o da olacaktır elbet.

Jeep geleneksel özelliklerini koruyan kabinde teknolojik yenilikleri kullanıcının ellerine seriyor. Dokunmatik olması tuhaf geliyor tabii, “arazide çamurlara girip çıkıp dokunmatik ekrana dokunmak istemeyebilir miyim” diye düşünüyorum… Ama burada yerini aldıysa kirlenmesi de göze alınmıştır herhalde, değil mi? Kabinde modern SUV’ların konfor düzeyi, off-road araçlarının kabalığıyla sentezlenerek başka bir formata geçilmiş adeta. Arka koltuklarda bile bardaklıklı kol dayanağı yer alıyor. Sosyetik kulüplere Wrangler ile gidince yadırganmaz, karizmatik bulunur hatta belki ama lüks SUV’ların yaratacağı etkiyi beklemeyin. Çünkü hava atmak Wrangler’ın işi değil, o hizmet aracıdır, kafanıza koyduğunuzu yapar. Gövde açılıarıyla en zorlu koşullarda ilerlemeyi başarabilen tam teşekküllü arazi aracımız, 76 cm derinliğinde su birikintilerinden de geçebiliyor.

Yaklaşık 1.900.000 TL fiyatı olan aracımız, marifetlerinden çok anlamayanlar için tuhaf ve pahalı gelebilir. Ama bununla dünyayı feth etmek değilse de basılmadık yerini bırakmamak mümkün. Bilmem daha fazla söyleyecek bir şey var mı?

 

+ Araziye hükmetmenin zevki

+ Asfaltta da hızlı sürüş sağlayabiliyor

+ Kaba ama kaliteli işçilik

– Kamyonet gibi gövde

– Gürültülü kabin

– Yüksek tüketim

 

Yakıt tipi: Benzinli

Motor hacmi (cc): 1995

Motor gücü (HP/d/d): 272@5500

Maksimum tork (Nm/d/d): 400@3000

Vites kutusu: Rock-Trac 8 ileri otomatik

Maksimum hız (km/s): –

0-100 km/s hızlanma (sn): –

Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 12.0/8.3/10.0

Ağırlık (kg): 2574

U/G/Y (mm): 4882/1894/1848

Aks mesafesi (mm): 3008

Bagaj hacmi (lt): 548/1059

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir