Land Rover Range Rover Evoque 1.5

 Land Rover Range Rover Evoque 1.5

Şaka maka, Land Rover’ın kompakt SUV modeli Evoque şehir yollarında, lüks bulvarlarda 10 yılı geride bıraktı. Özellikle ülkemiz koşullarında Gerry McGovern tasarımı bu güzel araca yol dışında pek kıyabilen yok ama 2012’den bu yana iki jenerasyonuyla markanın beklediği etkiyi yarattı ve premium segmentte ağırlığını hissettirdi. 2018 yılında geçirdiği makyajdan adeta ağabeylerine meydan okuyan donanımlarla çıkan Evoque, ortanca ağabeyi Velar ile lanse edilen yeni tasarım anlayışına uyarlanarak daha modern olarak yollarda yerini aldı. Tıpkı Velar’da olduğu gibi gömülü kapı kolları, yeni tip dokunmatik infotainment ekranı ve gösterge tablosu havalı aracın yeni kimliğinin baş oyuncuları oldu. İkinci nesilde motor ailesi de modernize edilen Evoque, ülkemiz gibi “vergi mağduru” ülkelere yönelik P160 kodlu 1.5 litrelik benzinli en mütevazı motor seçeneğine de kavuştu.

Evoque’un kabininde markanın aristokrat yaklaşımını göreceli olarak “halkla buluşturduğunu” görüyoruz. Hani, Range Rover’a, Velar’a, Discovery Sport’a göre daha “ulaşılabilir” ya! Kabindeki koltuk ve kapıları saran deri kombinasyonu, bir haute couture kreasyonundan alınmış gibi. Gerek gösterge tablosu gerekse orta konsoldaki dokunmatik ekranlar hep Velar’dan tanıdık. Keza direksiyon ve üzerindeki dokunmatik kumandalar da öyle. Dış tasarım kadar etkileyici olan iç mekanda eksik arıyoruz ya, bulunca mutlu oluyor insan; tavanda tutamak yok! Kıvrak olmayan bedenler bu espriye hiç gülmemiştir, eminiz!

reklam

reklam

Tüm komuta birimlerinin kolayca kullanılabildiği, menü derinliklerine pratik olarak ulaşılabilinen infotainment sisteminde aracın sürüş özelliklerine müdahale seçeneği de bulunuyor. Sürüş karakterini belirleyebildiğiniz seçimlerle süspansiyon karakteri sportif ya da konforlu olarak belirlenirken bu tercihe paralel olarak gaz keskinliği de değişiyor.

Kabin içinde “tutamak eksiği” dışında pek kusur bulmak kolay değil. Arka koltuk yolcuları belki tavanın basık olmasından hoşlanmayabilir ama o da sportif görünümün bir getirisi. Tavanın arkaya doğru iyice alçalması aldatmasın, 472 litrelik bagaj hacmi, dört yolcu için yeterli bagaj kapasitesi anlamına geliyor.

Eskiden SUV’lerin bir azameti vardı. Yanımızdan geçtiği zaman adeta yolu titretirdi. Büyüklükleriyle ilgili değil bu söylediğim, taşıdıkları motorlar, onları taşıyan motorlar azametin baş rolündeydi. Şimdi teknoloji değişti belki ama kalplerde hala V8 makinelerin homurtusu, o gücün sesi var. Günümüzdeyse olay epey farklılaştı. Üç silindirli 1.5 litrelik aşırı beslenmiş motorlar, performans ortaya koyuyor, ekonomi yapıyor, çevreyle dost yaşayıp gidiyorlar! Ama gönüller eskiyle öyle kolay vedalaşamıyor. O yüzden ki yolda yanımızdan 5.2 litrelik V8 motorlu bir ilk jenerasyon ZJ Jeep Grand Cherokee geçtiğinde hala ardından bakakalıyoruz, homurdanmasını duymak için camı aralıyoruz. Aynı durum Land Rover için de geçerli. Azametli V8 sesiyle kükreyen Range Roverların yerini 2.0 litre turbo dizeller alıyor. Bakıyoruz, Range Rover Velar bütün görkemiyle aynada beliriyor, nedir 2.0 litrelik turbo dizel! Ne yazık ki değişen dünyanın getirdikleri bunlar hep.

Evoque’un üç silindirli motoru, markanın Ingenium motor ailesinin en küçük hacimli ütesi. Evoque’un yanı sıra Discovery Sport’ta da kullanılan motor, elektrik desteği aldığı bu modelde 200 HP’ye kadar güç üretebiliyor. Test sürüşünü yaptığımız Evoque’ta ise elde edilen maksimum güç 160 HP. 260 Nm’yi bulan bir tork çıkışı var ki hiç de azımsanabilecek bir değer değil. Gövde ağırlığı da düşünülünce 10.3 saniyelik 0-100 hızlanma verisi makul gelebilir ama otomobilin görüntüsü kadar etkileyici bir performans yok. Tasarıma ve kabindeki üst düzey ambiansa kapılıp beklentiyi yakalayamayan performansla karşılaşılabiliyor. İşin en kötü yanı, biraz yüksek tempolu kullanmak istediğinizde yakıt tüketimi de arttıkça artıyor.

Ve şurası bir gerçek ki, ağabeylerinden alçak gönüllü olsa da Evoque’ta bile görkemli gövdenin önünden motosiklet sesi gibi ses duymak hiç de iyi hissettirmiyor.

Markanın off-road geleneklerine bağlı olan Evoque, sürekli dört tekerlekten çekiş sistemine sahip. Normalde önden çekişli kullanılırken değişen koşullara göre elektronik kontrollü olarak çekişi arka aksa da aktaran sistem, sürücüye hissettiremeden torku dengelemeyi biliyor. Köklü geçmişine yakışır gövde açıları sayesinde uygun lastik kullanımıyla yoldan çıkmaya değilse de örneğin kar kaplı yollara, ıslak yüzeylere hazır olan araç, sert off-road maceralarına çok uygun sayılmaz. Ama havalı görüntüsünü çok da hafife almayın, 52 cm’e kadar derinlikte göletlerden geçebilecek kadar da donanımlı.

Beş farklı sürüş modundan seçim yapma imkanı tanıyan Terrain Response elektronik kontrollü çekiş sistemi, Evoque’un farklı yüzeylerde sürüş özelliklerini belirliyor.

Evoque’ta altı hava yastığından akıllı sürücü asistanlarına güvenlik ekipmanları eksiksiz. Araçta bir de ClearSight Ground View Teknolojisi4 yer alıyor ki, onun sayesinde gövdenin altını etkili şekilde görebilir ve aracın alt kısmı ve tekerlekleri dahil olmak üzere sürüş sırasında çok sayıda dış görünüme kabinden ulaşılabiliyor. Ayrıca opsiyonel olarak elektronik iç ayna da alınabiliyor. Böylece bagaj tavana kadar dolu olsa bile arkadaki kamera sayesinde kayıpsız geri görüş elde edilebiliyor.