Artistik fiyasko

 Artistik fiyasko

Lotus’un ilk Elan modeli 1960’lı yılların ikinci yarısında fırtına gibi esiyordu. O zamanlar İngiliz otomobilleri altın çağını yaşıyor, 1970’lerin ilk yarısının sonuna kadar Triumph olsun MG olsun Rover olsun sportiflik ve prestijin sembolleri olarak görülüyordu. İlk Elan’ın üretimi 1974 yılında bitince Lotus, Esprit, Elite ve Eclat gibi modelleriyle daha üst sınıflardaki rekabete katıldı. Ama GT sınıfında Aston Martin ya da Bentley coupeleriyle mücadele o kadar da kolay değildi. Küçükbir roadster üretme fikri 1985’te yeniden netleşti. Aslında Lotus’un patronu Mike Kimberley, ilk Elan’ın ardından gövde ve motor değişikliğiyle üretime devam etmek niyetindeydi.

Yeni Elan harekatı, Lotus’un yönetim kurulu başkanı Colin Chapman’ın 1982’de ölmesinin ardından firmanın bocalamaya girmesi ve adından da 1986’da General Motors tarafından satın alınmasıyla başladı. GM, yılda 3 bin adetlik üretimle sınırlı da olsa yepyeni bir Elan üretme projesine başladı. İki koltuklu ve önden motorlu roadster 36 milyon sterlin’e geliştirdi. Bu amaçla geliştirilen otomobil, 1989 yılında Londra Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Otomobilin 3785 mm uzunluğundaki gövdesi, yüksek dirençli plastik elyaftan üretilmişti ve toplam 54 parçadan oluşuyordu. Plastik parçaların yoğunluğuna karşın toplam ağırlık 1023 kg idi. 2235 mm’lik aks mesafesi ik koltuk ve kumaş tavanın katlanma bölmesi için yeterince genişti. Farlar, dönemin popüler aracı Mazda 323’te olduğu gibi plastik kapakların ardındaydı. Albenili hatları, buram buram Japon otomobili kokuyordu.

Isuzu motorlu roadster

Otomobilde Isuzu tarafından geliştirilen 1.6 litre hacimli 4 silindirli ve 16 supaplı bir motor yer alıyordu. 165 HP gücündeki üstten çift eksantrikli motor, turbo beslemeyle çok diri bir görüntü çizebiliyordu. Bu motorla 0-100 km/s hızlanmasını 6.7 saniyede gerçekleştiren otomobil, 217 km/s’lik maksimum hıza ulaşabiliyordu. Beş vitesli manuel şanzımanın kullanıldığı otomobil, sportif kullanımlar için çok idealdi. Motorun Isuzu’dan alınmasının ardında yine General Motors’un rolü vardı. Çünkü GM, Japon firmayı 1970 yılında bünyesine katmış ve ortak parça kullanımıyla üretimler yapmaya alışmıştı. Lotus Elan’da da aynı taktik uygulandı ve Isuzu’nun kendi modeli Gemini için geliştirdiği motor, İngiliz efsanesinin kaputunda da kendine yer buldu!

Lotus’un yarış başarılarıyla dolu geleneklerinin hatırına boru tipi merkezi şasi ve bağımsız süspansiyonun kullanıldığı Elan, ilk olarak 1990 yılında yola ayak bastı. 1990’da 1500 adet, 1992 yılındaysa 3000 adet otomobil üretildi. Müşteriler için hem yüksek performanslı turbo hem de atmosferik motor seçenekleri sunuluyordu. Atmosferik versiyon, daha çok sakin kullanımı tercih eden bayan sürücüleri hedefliyordu.

Otomobil yaygınlaştıkça eleştiriler de açığa çıkmaya başladı. Vites geçişleri çok rahatsızdı ve elyaf gövde de birleşim noktalarındaki aralıklar rahatsız edici düzeyde genişti. Bunun yanında elektronik problemler de otomobillerin sık sık servisleri ziyaret etmesine sebep oluyordu. İsmi giderek kötüye çıkan otomobilin satışları hızla düştü ve 1993’te durma noktasına geldi. Durumdan hiç memnun olmayan General Motors, Lotus’u Bugatti’ye sattı. Bugatti yönetimi 1994 Haziran ayında Elan üretimine yeniden başladı. Bu kez 800 adet Elan üretilebildi. Durum umutsuz görünüyordu ki bu kez Güney Koreli Kia, Elan’ın üretim haklarını Bugatti’den satın aldı. Uzatmalar çoktan bitmişti de zorlamalar oynanıyordu, Kia 1997’de KMS II adlı yeni bir seri çıkardı ama kısa sürede otomobilin üretimi noktaladı. Zaten Lotus da Malezyalı üretici Proton’a satılmıştı. Artık Lotus’un üzerinde güneş gerçekten batıyordu…