Makyaj zamanı

Bu yazı dizimize ilk başladığımızda Türkiye için yepyeni bir otomobili, ilk çizgilerinden başlayarak yavaş yavaş tasarlamış ve imalat bantlarına kadar takip etmiştik. Hatta yazı serimizde aracımızı tanıtmak için bir gazeteci operasyonu bile yapmıştık.

Yepyeni bir otomobil olarak piyasaya çıkan otomobilimiz yerli pazarın tozunu attırarak kendi sınıfının en çok satan arabası bile olmuştu. Ancak zaman çok acımasız. Bizim o güzelim arabamız ne yazık ki zamana yenik düşmeye başladı. Yeni yeni rakipler piyasaya çıktıkça onun pabucu da dama atılır gibi oldu. Arabamız yavaş yavaş yaşlanıyor.

Şimdi facelift zamanı. İngilizceden gelen facelift kelimesi Türkçe’ye “yüz gerdirme” ya da “yüz kaldırma” diye çevrilebilir. Dünyanın computer dediği cihaza bilgisayar diye Türkçe isim veren insanımız, otomobildeki facelift için de bir Türkçe karşılık bulmuş. “makyajlı kasa” .

Makyajlı kasa neden ve nasıl tasarlanır? Otomobil şirketleri konuyu birkaç yönden ele alırlar. Tabii ki konu makyaj olduğuna göre, ilk sırada dış tasarım var. Ardından gelen ve teknik olarak daha önemli olan konu ise aracın yürürlüğe girecek yeni normlara uygun mekanik ve elektronik adaptasyonlar. Ve en son sırada ise rakiplerin yeni araçlarında yaptıklarına verilecek cevaplar var.

reklam
Dacia Duster reklamı

Dış ve iç tasarımla başlayalım. Öncelikle, anketler yaparak kullanıcıların fikirleri alınır. Onlardan gelen cevaplara göre, aracımızın dizayn olarak beğenilmeyen yönleri tasarımcılara anlatılır ve onlardan bu isteklere göre bir tasarım yapmaları istenir. Bu arada, eğer aracın tasarımı müşteriler tarafından beğeniliyorsa mümkün olan en küçük dokunuşlar yapılır.

Bildiğiniz gibi, günümüz araçlarında ön tasarım hemen hemen sadece tampondan oluşuyor. Facelift çalışmaları da genellikle ön arka tampon ve far stop grupları ile sınırlı kalır. Diğer parçalara dokunulmamaya çalışılır. Bu hem maliyet hem de montaj hatlarındaki işlemlerin değişmemesi için çok önemlidir. Yani aracın kaputu ve çamurluklarının tasarımı genellikle değiştirilmez.

Tampon tasarımı değiştirilse bile, aracın ısıtma ve soğutma performansını değiştirmek istemeyiz. Bu yüzden, tampondaki panjurun şekli değişse bile, havanın motor bölmesine girdiği yüzey alanı değişmez.  Aynı anlayışla yeni torpido tasarımı yapılırken, kalorifer motoruna dokunmamak için hava çıkış ızgaralarının yeri ve alanı değiştirilmez.

Bazı otomobillerin tasarımları hiç beğenilmez. Çirkin ya da sıra dışı oldukları için onlarda yukarıdaki kurallar işlemez. Yepyeni bir araba yapıyormuş gibi çok kapsamlı tasarımlar da yapıldığı olmuştur. Örneğin Fiat’ın bir zamanlar Multipla modelinde yaptığı gibi aracı makyajlarken neredeyse yeniden yapmak zorunda kalmışlardır.

Facelift konusunda VW ve Mercedes’in tarzları tamamen farklıdır. VW o kadar ince değişiklikler yapar ki dikkatli bakılmazsa makyajlı olduğunu kimse anlayamaz bile. Örnek olarak Polo MK5 stop lambasını inceleyebilirsiniz. Mercedes’in tercihi ise yaptığı makyajların çok fark edilir olması yönünde. Örnek olarak W212 kasanın 2012 ve 2014 ön ve arka far tasarımlarını verebilirim.

Facelift sadece kasa tasarımına yapılan makyajlardan ibaret değil. Bunun yanında aracın mekanik aksamında da değişiklikler yapılır.

Otomobil firmaları, yeni otomobil tasarlarken, ellerindeki sınırlı mühendislik gücünü olabildiği kadar sadece otomobilin kasa tasarımı için kullanmaya çalışırlar. Yeni motor tasarımı ve doğrulama testleriyle uğraşmak istemezler. Bu yüzden de yeni otomobiller piyasaya çıkarken genellikle, bir önceki kasada kullanılan motorları birkaç ufak değişiklik yaparak yeni arabaya adapte ederler. Mekanik değişiklikler, yeni motorlar, yeni vites kutuları, genellikle facelift sırasında devreye alınır. Bu mühendislik aktivitelerini geniş bir zamana yayarak verimli ve devamlı iş olanağı sağlar. Aynı zamanda da satış temsilcilerine ilave bir satış argümanı sunar.

Araçlar ilk piyasa sürüldüklerinde, genellikle önündeki 4-5 sene içinde devreye alınabilecek kanun ve kurallara uygun tasarlanır. Yan bir nevi ön alınarak tasarlanır. Ancak zaman içinde gelen ve ileride gelebilecek yasalara uyum için facelift operasyonu kullanılır.

En önemlisi ise sizin aracınız satılmaya başladıktan sonra, yeniliklerle piyasaya çıkan rakiplerinizdir. Öyle yenilikler yaparlar ki, siz onu uygulamaya mecbur kalırsınız.

Buna en güzel örnek 2000 li yılların başında piyasaya tek sürgülü kapıyla çıkan Peugeot / Citroën grubunun Partner aracıydı. Bir süre sonra piyasaya çift taraflı sürgülü kapıyla çıkan Renault Kangoo sebebiyle satışları çok düşmüştü. Bu yüzden zamanı gelmemesine rağmen oldukça büyük bütçeli bir facelift yaparak aracın yan tarafını neredeyse yeniden yapmak zorunda kalmıştı.

Gelelim son birkaç ayda makyajlı araçlarını tanıtan iki yerli otomobil üreticimizin araçlarına. Fiat Egea’ya, Renault da Megane’a makyaj yaptı.

Ön yüzlerine baktığımızda her iki markanın da tampon ve far tasarımlarını yenilediklerini görüyoruz. Her iki marka da çamurluk ve kaput tasarımlarına dokunmamışlar.

Her iki marka da mercekli far tasarımları bırakarak merceksiz LED farlara geçmişler. Renault ön sis lambalarını değiştirirken Fiat aynı sis lambalarını kullanmış.  Arka tasarımlara bakıldığında Renault’un yeni bir tampon yaparak egzoz çıkışını gizlediğini ancak hem yenilemesi pahalı hem de beğenilen stop grubunun değiştirilmediğini görüyoruz.

Her iki marka da sözleşmişçesine, 1.0 litre hacminde, üç silindirli ve turbo beslemeli motorları kullanmaya başlayacaklar.

İçeriye girdiğimizde her iki markanın da gösterge saatlerinin değiştiğini, Fiat’ın kare bir LCD göstergeye geçtiğini, Renault’nun ise komple dijital gösterge kullanacağını görebiliyoruz. Her iki markada da multimedya sistemleri değiştirilmiş. Renault klasik dik ekranda ısrar ederken Fiat yan ve oldukça uzun bir ekran kullanıyor.  Yeni döşeme kumaşları ve yeni desenli jantlar da makyajlı kasanın vazgeçilmezleri…