Halk yıldızı


Mercedes-Benz, ilk ürettiği otomobilden itibaren hep “kalbur üstü” oldu. Ülkemizin de içinde bulunduğu kimi pazarlarda ulaştığı kitle imajını sorgulatsa da marka kimliği hep elit kesimi hedefledi. 1950’li yıllarda üretilen ilk 190 Serisi de döneminin en prestijli otomobillerinden biriydi. 1982’de tanıtılan ikinci 190 ise, ismi dışında öncüsüyle hiçbir ortak yönü olmayan bir otomobil oldu. Teknoloji bir yana, dünyanın içinde bulunduğu dönem de zaten çok farklıydı.Tasarım ve üretimi biraz konjonktürel mecburiyetlere dayandı…

1970’lerin başında yaşanan petrol krizi dünyayı kasıp kavururken bir çok üretici, yakıt ekonomisini amaçlayan alternatif modeller üretiyordu. Özellikle Amerika’da yaşanan petrol krizi, hükümeti savurganlığı önleyen yasalar çıkarmaya yöneltiyordu. 1978’de yürürlüğe koyulan CAFE (corporate average fuel economy/firma ortalama yakıt ekonomisi) yasasına göre ABD’de 100 km’de 15.7 litrelik ortalamanın üzerinde tüketim yapan otomobillerin satışı ağır vergilerle zorlaştırıldı. Kanun tüketimin ilerleyen yıllarda da kademeli olarak düşürülmesini öngörüyordu. Buna göre de 1983 yılında limit değer 10.3 litreye düşürülüyordu… Bu yasa, Amerikan efsanelerinin sonunu getirirken Mercedes-Benz’in de en önemli pazarlarından birinde düşeceği sıkıntıyı ortaya koyuyordu. Her markanın çok az yakıt tüketen modeller geliştirdiği böyle bir dönemde Mercedes-Benz de kimliğini koruyarak üzerine düşeni yapmak istiyordu. Tasarım çalışmaları 1976 yılında başlayan otomobil, Mercedes-Benz’e yeni kapıları da açabilecek bir model olacaktı. Hedef artık “kalantorlar” yanında genç ve dinamik bir kitleydi.

Kaba hatlı kokpit

Otomobilin kabininde dönemine göre Mercedes-Benz’in basit ve sade tasarım hatları dikkat çekiyordu. Kaba olduğu gerekçesiyle eleştiri toplayan kokpit, 1989’da yapılan makyajda eklenen kaplamalarla iyileştirildi. Otomobilde, ağabeyi sayılan W123 kasa kodlu S Serisi’nin motor ailesi kullanılacaktı. Buna karşılık gövdeye ait tüm tasarımlar 190’a özel geliştirildi. Uzunluğu 4420 mm olan otomobilin 2667 mm’lik aks mesafesi, S Serisi’nden 250 mm daha kısaydı. Önde MacPherson tipi süspansiyon salıncakların kullanıldığı otomobilde arka süspansiyonda bağımsız elemanlar ve çapraz sevk çubukları vardı ki, bunlar o dönemde sadece yüksek performanslı daha üst sınıf araçlar ve yarış otomobillerinde kullanılıyordu. Gövdenin yumuşamaya yüz tutmuş köşeli hatları, o dönemin ilerisindeydi ve birkaç içinde bütün otomotiv sektörünü saracak yuvarlak hatların öncüsü gibiydi. Mercedes’in tercihiydi muhakkak ama baş rakip BMW, 3 Serisi’ni 3 kapılı coupe, 4 kapılı sedan, station wagon ve cabrio versiyonlarıyla pazarlarken 190’da sadece sedan versiyon vardı.

Otomobilin motor ailesini incelediğimizde başlangıç motorunu 90 HP gücündeki 2.0 litrelik motorun oluşturduğunu görüyoruz. Bu motor otomobili 170 km/s’lik maksimum hıza ulaştırabiliyordu. Aynı motorun enjeksiyonlu versiyonu da 109 HP güç üretiyordu. 190E ise 190 km/s’lik maksimum hıza ulaşabiliyordu. 1984 yılında tanıtılan 190E 2.3-16, Cosworth tarafından geliştirilen üstten çift eksantrikli ve 16 supaplı modern motoruyla ailenin güç temsilcisiydi. Bu motorla 190 E 2.3-16, 0-100 km/s hızlanmasını 9 saniyede tamamlayabiliyor ve 225 km/s’lik maksimum hıza ulaşabiliyordu. Mercedes-Benz 190’ın dizel model gamı, 1986 yılında 5 silindirli 2.5 litrelik turbo beslemeli seçenekle genişletildi.

Turbo henüz yeterince gelişip kabul görmediğinden 2.2 litrelik atmosferik beslemeli dizel ve 2.3 litrelik benzinli motor seçenekleri, “gücü seven” Amerikan pazarı için ürün gamına eklenmişti. Otomobilin düzgün hatları, sahip olduğu teknoloji kompakt sınıfta bile etkileyici olmuştu. Mercedes’in küçük yıldızı, belki kendi standartları içinde en uygun fiyatlı versiyondu ama diğer markaların müşterileri için yine de pahalıydı.

1989 yılına gelindiğinde makyajlı 190 ailesi sahne aldı. Özellikle basit tasarımlı iç mekanın yenilendiği operasyonda koltuklar da tamamen değiştirilmişti. Dış görünümdeyse otomobile hacim kazandıran plastik yan kaplamalar ve kalın tamponlar oldu. 1989’dan itibaren 2.0 itrelik motor yerini 1.8 litrelik enjeksiyonlu motora, 2.3-16 da, yerini 2.5-16 versiyonuna bıraktı. Bu versiyon, 1992’den itibaren Almanya’da DTM pist yarışlarında mücadele etti.

Mercedes-Benz, 190 modelinin üretimini 1993 yılında noktaladığında bantlardan 1.9 milyon otomobil çıkmıştı. Bu büyük bir başarı anlamına geliyordu ve arkasının kesilmesi hiç düşünülmedi bile. 1993 yılında başlayan W202 kasa kodlu C Serisi, yıllarca 190’ın motor ailesiyle yol aldı. 1996’da ailenin ilk station wagonu tanıtılırken 2000 yılında ikinci nesil C Serisi’nin üç kapılı Sportcoupe versiyonu yollara çıktı.

Yoruma Kapalıdır.