Hyundai i30 1.6 GDI Elite Otomatik



Peşin peşin söylüyorum, hala aklında Hyundai ile ilgili en ufak bir soru işareti olan varsa bu otomobili mutlaka görmeli. Bu otomobil, Güney Kore’nin 60 yılda dünya otomotiv sahnesine armağan ettiği en iyi üründür. Markanın bir ikon olarak sergilediği istikrarlı yükselişi, kalitedeki etkileyici farkı, konfordan stabiliteye, frenajdan diğer tüm sürüş dinamiklerini ortaya koyan ve Avrupa’da segmentinin her markasına meydan okuduğu bir modeldir. Aslında Hyundai’den beklenen bir otomobildi bu toplam kalite! Sol şerit onun için boşaltılacak mı, rahatını kaçıracak rakipler olacak mı göreceğiz. Yeni i30 artık yollarda. Mükemmelliğin nasıl bir ticari başarı getireceğini ilerleyen dönemlerde birlikte izleyelim.

Sanki reklam yazarı gibi hissettim bir an… Kullanırken de aynı fikirdeydim. Akla gelen her şey nasıl bu kadar idealize edilebilmiş! Neyse ki bunu tek düşünen değilim de yanlış anlaşılma ihtimalim yok. Hyundai i30’un ilk kez gözler önüne çıktığı geçen yıl Ekim ayında yapılan Frankfurt Otomobil Fuarı’nda büyük bir otomobil markasının yöneticileri de benzer yorumlarıyla yakalandıkları görüntüler youtube’da mevcut. Hyundai’nin son dönemde tasarladığı bütün otomobiller markanın adım adım yükselmesinin birer sembolü durumunda. i30 ise -Genesis dahil!- markanın en özgün en dikkat çekici modeli. Büyük iddialar bunlar. Sebeplerini inceleyelim.

Kompakt hatchbackler arasına olanca iddiasıyla yerleşen i30, özgün tasarımı başta olmak üzere birçok özelliğiyle kısa sürede yerini bulmakta zorlanmayacak. Segmenti için çok iddialı, agresif ve sportif tasarım çizgisine sahip olan otomobilin kaslı profil hatları çok dikkat çekiyor. Accent ve Elantra’dan da bildiğimiz far tasarımından başlayıp burundaki ızgara formuna hem zarif hem de agresif bir görünüm var. Arka kısımdaysa neredeyse coupeler kadar yatık açılı cam ve iddialı aydınlatma grubu tasarımları aracın yollarda dikkat odağı olmasını sağlıyor. Bu dikkat çekici tasarım çizgisinin sırrı, otomobilin tamamen Avrupa’da geliştirilmesinde gizli. Öyle ki kapıların kapanma sesinden kabin ergonomisine her şey Avrupalı kullanıcıların beklentilerine göre şekillendirilmiş. Bunlar nelerdir mesela? Kapı içlerini kaplayan plastik malzemeler bile özenle seçilmiş soft touch materyalden. Bir Amerikalı kullanıcı bunu önemsemeyebiliyor ama Avrupalı kullanıcılar için yumuşak dokunuşlu olması, kaliteli malzemeyi göz önünde görmesi açısından önemli. Kokpitteki tasarım çizgisi Elantra’dan çok farklı değil. Düğmelerin cömertçe kullanıldığı panelde dikkat çeken bir ergonomik hata yok. Gösterge tablosundan orta panele ve hatta direksiyon üzerine tüm kumandalar göz önünde, el altında. İrice LCD ekranlardaki mavi renk tercihinde pek hazzetmediğimi daha önce Elantra ve Accent Blue yazılarımda da belirtmiştim ama Hyundai bunu gayet benimsemiş durumda.

Otomobilde kullanılan 1.6 litre hacimli motor, direkt benzin enjeksiyon teknolojisine sahip. 90 küsur yıllık teknoloji ilk uçak motorlarında kullanılmış, Mercedes-Benz efsanevi 300 SL’e uygulamış ama devamlılık gösterememişti. Birbiriyle ilgileri yok ama 15 yıl kadar önce Mitsubishi (GDI) ve Renault (IDE) tarafından modern elektronik teknolojilerle hayata döndürülen sistemde yine çok ısrar edilmemişti. Ne var ki şimdi Mercedes-Benz, BMW, Ford ve VW başta olmak üzere kimi markalarda geri döndüğünü görüyoruz. Beklenen o ki, 2013 sezonunda Ferrari de F1 otomobilinde direkt benzin enjeksiyonunu tercih edecek. Sistem, klasik çok noktadan püskürtme sistemlerinde hava yakıt karışımı emme manifolduna püskürtülüyor. Direkt benzin enjeksiyonundaysa karışım direkt olarak her bir silindirin yanma odalarına püskürtülüyor. Geleneksel enjeksiyonlara göre çok daha yüksek basınça püskürtülen yakıt daha iyi dağıldığı (pulvarize olduğu) için daha verimli yanabiliyor. Bu da motorun performansını belirgin şekilde artırıyor.

Hyundai i30’un 1.6 litre hacimli motoru, 6300 d/d’de 135 HP gibi atmosferik beslemeli bir motor için ekstrem güç çıkışı sağlıyor. Önemli olan elbetteki peak değer değil ama bu performansın güç bandındaki durumu da hiç fena değil. Sık seyredilen motor devirlerinde istekli ve diri bir hızlanma gözleniyor. Bunda da en önemli pay tabii ki 4850 d/d’de 164 Nm’lik en üst değerine ulaşabilen tork çıkışına ait. 6 ileri vitesli otomatik şanzımanla yönetilen bu motor, i30’a bir aile hatchbacki için etkili performans sağlıyor. Manuel de kullanılabilen viteslerin geçişleri sarsıntısız. Motorun 500 km’yi bulan deneme sürüşüm boyunca gerçekleşen yakıt tüketimine gelince… Otomatik şanzımanın da etkisiyle çok da ekonomik bir görüntü çizemeyen makine, 100 km’de 9.5 litrelik şehir trafiği performansını sabit hızlı akıcı sürüşlerde 7 litre seviyesine çekebildi. Otomobilin ataklığı ve diri karakteri düşünüldüğünde bunlar normal değerler… Ama manuel verisyonda biraz özenli kullanımla şehir içinde bile 6 litre düzeyinde tüketimler yakalanabileceği şüphe götürmüyor.

Hyundai i30’un kabinindeki mesafeler 5 kişi için oldukça ferah bir ortam sağlayabiliyor. Tıpkı Honda Civic’teki gibi dün zeminli arka kısım, ortada oturacak yolculara da ayaklarını uzatabilecek boşluk konforu sunuyor! Ön kısımdaysa kol dayanağı, Volvo modellerinin kokpitlerini anımsatan arkası boş konsol gibi rahatlıklar var. Bu arada yükseklik ayarlı ön koltukların hayli sportif tasarıma sahip olduğunu ve dikişlerinden yanal yükseltilerinin belirginliğine gösterilmiş özenin dikkat çekici olduğunu belirtmek gerek. Otomobilin geri vitesi seçildiğinde iç aynada renkli ve net kamera görüntüsü beliriyor. Bu donanıma gerek duymayanlar için görüş alanı daralıyor ama kullanıldığında gayet yararlı bir fonksiyon… Bagaj kapağında logonun altına gizlenme yöntemiyse temiz kalması açısından başarılı.
 
Otomobilin gelişmiş ayar özlliklerine sahip direksiyon sisteminde sürüş hisleri oldukça güçlü. Sürüş stiline göre Flex Steer sayesinde normal, spor ve konfor kullanım modları bulunan sistem, her tipte sürücünün beklentilerini karşılayabiliyor. Keskin yönlendirmeler yapabilen sistem, üzerinde seyredilen yol yüzeyi hakında da bilgilendirici hassasiyette. Sportif ya da sakin kullanıcı beklentilerini karşılamakta sıkıntı çıkarmıyor… Süspansiyon sistemiyse konfor ve denge görevlerini çok iyi dengeliyor. Orta sert karakterli amortisörler, konfordan da ödün verilmesini istemiyor. Otomobilin fren sistemiyse kolay ısınmıyor ve ardı ardına kararlı duruşlar sağlayabiliyor. Genel toplamda Hyundai’nin hatırı sayılır bir otomobil yarattığı şüphesiz.

En düşük donanım paketinde 43.500 TL’den başlayan Hyundai i30 fiyat baremi, test ettiğimiz otomobilin üst donanım seviyesi olan Elite’te 51.750 TL’lik etiket taşıyor. Genel olarak bakıldığında i30 bir hayli zengin donanıma sahip. Style donanım paketine sahip baz versiyonda bile ABS+EBD, ESP, TCS, yokuş kalkış destek sistemi, ön, yan ver perde havayastıkları, aydınlatmalı ve soğutmalı torpido gözü, deri kaplı direksiyon simidi ve vites topuzu, supervision gösterge paneli, hava kalite kontrol sistemi, elektrik kumandalı camlar, otomatik kararan iç ayna, hız sabitleme sistemi, LED’li gündüz farları, alarm, statik viraj aydınlatmaları ve 16 inçlik alaşım jantlar gibi zengin bir donanım listesine sahip. Konfor odaklı Elite donanımındaysa bunlara ek olarak panaromik cam tavan, geri görüş kamersı, ön park sensörleri, anahtarsız giriş/sürüş sistemi, elektrikli sürücü koltuğu ayarı gibi ekipmanlar var. Test aracımızda özellikle cam tavan bu segmentte oldukça etkileyici donanımlardan biri olarak dikkat çekti. Otomobilin dizel versiyonunda tavan fiyatın otomatik vitesli seçenekte 59 bin TL düzeyinde olduğunu belirtmem gerek!

1 Yorum

  1. İbrahim Maden dedi ki:

    Gerçekten çok iyi bir araç.. Elinize sağlık..