Mazda6 Sport 2.0


Uzun zaman olmuş bir Mazda kullanmayalı… Çok da güncel bir model olmamasına karşın kullanma isteğim biraz meraktan. Neler değişti, trendleri ne kadar takip etti Japon üretici… Merakım bu. En son İtalya’da bir pistte RX8 kullandığımı hatırlıyorum… Şu bir gerçek ki, Mazda kimi sportif modelleri dışında hep gösterişsiz otomobiller üretti. Ama tipik Japon felsefesi kapsamında çok iyi özellikler, sorunsuzluk ve kalite anlayışı hep korundu. Japonların Türkiye’ye ilk büyük dalga olarak geldiği 1989 civarı döneme ait 323’leri, 626’ları hala dipdiri görmek çok keyif veriyor bana. Tabii buna karşılık olmadık işbirlikleriyle zoraki yaratılan 121 gibi tuhaflıkları girmemek de bir o kadar keyifli… Mazda geçmişinin -benim için- en üzücü yanı gençliğimin efsanesi RX7’den artık neredeyse hiç görememek. Wankel motorlu RX7’nin derdi hep o motor oldu. Halen RX7’yi ’70’lerden kalma bir Ford Granada motoru ile yürüten arkadaşım dahi var! Minare yıkılmışsa da mihrap yerinde durumunun yola çıkmış hali! Mazda6, Hiroşimalı üreticinin orta sınıftaki köklü modeli. 

İlk kuşağıyla 2002 yılında İtalya’da tanıştığım otomobil, aklımda kalan pozitif özelliklerini üçüncü jenerasyonuna kadar taşımayı başarmış. Malum, Japonlar sık yenilerler… Japonya’da Atenza adıyla satılan Mazda6, büyüyen orta sınıf otomobilleri arasında kendini gösteren bir model. Honda Accord ile şişkin ön çamurlukları açısından başlamak üzere bir çok ortak özelliğini gözlemlediğim otomobil, bende çok heyecan yaratmazken buna karşılık beklentilerimi de fevkalade karşıladı. Heyecan yaratmadı çünkü tipik Japon ekolünü temsil eden kusursuzluk, daha çok üst yaş grubuna hitap ediyor gibi göründü bana. Özellikle vurgulamalıyım ki, çok hafif kapıların uçarcasına açılmasıyla girilen kabinde ferahlık, rahatlık ve sessizlik hakim. Sanki hiç bozulmazmış gibi görünen kumanda birimleri pek gösterişli değil ama fonksiyonel. Tabii bazı ergonomik sıkıntılar da yok değil. Son dönemde iyice öne çıkan interaktif kabinlerin aksine Mazda6’nın kokpitinde bilgi ekranları minicik, zor okunur ya da kimi detayları aratır türden. Ama alıştıktan sonra bu sıkıntıların hiçbiri kalmıyor. Özellikle arka koltuklarda sınıfının en geniş diz mesafesini sunduğu iddia edilen otomobilde bu anlamda ne önde ne de arkada rahat etmemek imkansız.

Otomobilde direkt benzin enjeksiyonlu 2.0 litrelik MZR DISI motor kullanılıyor. Markanın “zoom zoom” konseptini en başından beri pek sevemedim ama 155 HP gücündeki motor, kullanımda çok tatmin ediyor. 5 ileri vitesli otomatik şanzımanla kombine edilen motor, sakin kullanıldığı zaman otomobili yürüyen bir kütüphaneymiş gibi sessizce hareket ettiriyor. Yok eğer motor sesi duymak istiyorsanız Mazda6 buna da çok olumlu yanıt veriyor ve temposunu yükseltirken, etrafa rahatsızlık vermeyen zarif bir sportif ses yayıyor. Vites kutusu otomatik kullanımda aynı zarafeti koruyabilirken kolu manuel kullanıma aldığınızda kendini kaybedebiliyor! İlk hızlanmalarında dinamik bir görüntü çizen Mazda6, pek de zorluk çıkartmadan devir yükseltip hızını artırabiliyor. Özellikle motor devrinin 6500 d/d’ye dayandığı anlarda Mazda’nın ruhsuz olduğuna dair fikrim yerle bir oluyor! Gördüğüm o ki, fiziksel özellikleri hayli ileri taşınmış, keyifli ve konforlu bir otomobil bu. 18 inçlik jantlar üzerindeki 45 yanaklı lastikler, stabilite için elinden geleni yaparken gelişmiş süspansiyon sistemiyse konfordan da geri kalmayacağını söylüyor. Tipik Japon otomobili olarak son derece sessiz çalışan süspansiyon mekaniği, kullanıcı ve yolcular için ideal seyahatlar sağlayabiliyor.

 

Donanım paketinin de hayli zengin olduğunu söylemem gerek. Ama fiyatı da ucuz değil… Elektrikli ve hafızalı koltuk ayarlarından çepeçevre havayastıklarına, deri döşemeden anahtarsız giriş/çalıştırma sistemine, Bose müzik sisteminden çift bölgeli klimaya, elektronik denge kontrol sistemi DSC’den elektrikli sunroof’a, adaptif xenon farlardan aynada kör nokta saptama sensörlerine kadar bir çok ekipman standart olarak sunuluyor. 84 bin lira fiyatla satılan otomobil, konfor ve ağırbaşlı görüntüsünün getirdiği prestijle birçok kullanıcının tercihi olabilir. 510 litrelik sınıf standartlarındaki bagaj hacmi de artı puan verilebilecek artılardan… Otomobille pek örtüştüremediğim metal pedal kiti ve özellikle AVM güvenlik personelinin başına dert olduğuna şahit olduğum -üçüncü stop lambasının kenarında gizli kalan!- bagaj açma düğmesini pek sevmedim. Sürücü için her an el altında olan problem adayı ise yine zamanla alışılabilir türden belki, ama ben o kadar zaman geçirmedim, geçirdiğim zamanda da alışamadım… Mesele şu: direksiyonun üzerindeki düğme bolluğu! Sürücünün konsantrasyonunu yola sağlamayı amaçlayan direksiyon üstü butonları, Mazda6’da hayli cömertçe kullanılmış!

Mazda6 ile yola çıktığımda en çok tipik Japon hastalığı olana kabine sızan yol sesinden endişe ediyordum ama mühendisler tüm mekanik gürüntü ihtimalleriyle birlikte bunu da çözümlemiş. Yağışlı havada deneme şansım olmadı ama Japonların artık eskisi gibi olmadıkları ortada. Dengeli bir süspansiyon geometrisine sahip olduğunu gözlediğim otomobil, mantıksız kullanımlar dışında stabilitesine söz getirmiyor. Sonuçta orta sınıf bir konfor otomobilinin neyi ne kadar yapacağını bilmek gerek. Yok viraj performansı görmeyi arzulayacak olanlar varsa, keskin virajlarda belli bir limitin üzeri zorlandığında büyük otomobillerin tipik tavrını Mazda6’da da görmemeleri için hiçbir sebep yok…

Güven veren sürüş dinamikleri, frenajdaki yavaşlama ve durma kararlılığı, sarsıntısız vites geçişleri, net direksiyon tepkileri otomobilin kullanımını keyifli hale getiriyor. Sakin kullanımda konfordan ödün vermeyen, sportif kullanmak istediğinizdeyse sizi yolda bırakmayan süspansiyon sisteminden de keyif aldım. Otomobilin kabininde benim için en keyifli unsur ise Bose müzik sistemi oldu!

 

 

 

1 Yorum

  1. savaş gölgeli dedi ki:

    inanılmaz önyargılarla dolu bir test……..