Peugeot 208 1.6 VTi Allure



Peugeot değişiyor. Son birkaç yıldır ciddi ve fark edilir bir kalite hamlesi içinde. Bu atılımın en yüksek adette satış gerçekleştirdiği modele sıçramasının tam vaktiydi. 207’nin üretim ömrünü tamamlamasının ardından gelen 208, 308, 508, 5008 ekolüne sadık olabilmeliydi. Ama Peugeot bununla da yetinmemiş, segmente damgasını vurabilecek bir otomobil üretmeyi hayal etmiş. Fransız üretici için zaten 1960’ların 203’ünden başlamak üzere 2 Serisi hep çok önemli olmuştur. Bu otomobilin Peugeot’nun 2 Serisi içinde sahip olduğu fark daha ilk bakışta anlaşılır türden, yüksek kalite hissiyle algılanıyor hemen. Diğerleri hızlıydı, pratikti, ekonomikti ama kalitesizdi demek değil bu ama bu sefer kalite belirgin olarak biraz daha başka bir düzeyde.


Peugeot’nun 208 ve 508’deki modern tasarım çizgisi, küçük hatchbacke uygulanırken zarafet ve dinamizm, aynı potada eritilebilmiş. Burundaki “aslanın” altında yazılı Peugeot yazısından agresif far tasarımlarına, kas yapmış siluetten ön cam üzerindeki alüminyum bölüme genel bir şıklık hakim, kendisine baktıran bir otomobil 208. Test otomobilindeki cam tavan sayesinde aydınlık ve ferah hissettiren kabin yapısıysa hayli ilginç, bölüm bölüm hem kalitenin artırıldığı hem de 207 ile aynı düzeyde korunduğu yerler var. Ama kabinin en şaşırtıcı kısmı, ön koltukların yükseklik seviyesi ve ona paralel olarak direksiyonun pozisyonu. Bütün bunlar birbirlerini etkileyen aksamlar olmuş ki her biri de aracın kullanımda başrolde! Birinci olarak Renault yedek parça deposundan alınmış hissi veren ön koltuklar, ne kadar alçaltılırsa alçaltılsın, sürücüyü yüksek sürüş pozisyonuna mecbur kılıyor. Buna karşılık direksiyon da ne kadar yükseltilirse yükseltilsin alçakta kalıyor. Ve bütün bu yerleşimler şöyle bir sonuç doğuruyor, sürücü zaten küçük çaplı olan direksiyona üstten bakarken göstergeleri de simidin içinden değil, yüksekten izliyor! Hiçbir koşulda perdelenmemesi açısından önemli ama seveni kadar sevmeyeni de olacaktır. Ben pek sevmeyenlerden oldum.


Peugeot 208’in kabin içi tasarımlarını değerlendirirken iki farklı muhtemel sürücü grubuna göre yorumlamak gerek. 20-35 yaş aralığındaki müşteri grubu, kokpitteki -akıllı telefonlar gibi- parmağı sürükleyerek bazı ayarlar yapmaktan güncel trendlerle paralellik gösterdiği için keyif alabilecektir. Kokpitin üzerindeki LCD ekran, radyoda frekans aramaktan bluetooth bağlantısı yapmaya kadar birçok ayara imkan tanıyor. Ama bunu 35 ve üzeri yaşlarındaki müşteri profiline benimsetmek çok kolay olmayabilir, pratik bulmayanlar olacağı muhakkak! İlk müşteri profili, akıllı telefonlarından müzik aktarımı yapıp dinlemeye başlamışken ikinci grubun CD çaları bulamayıp sinirlenmesini de normal karşılamak gerekiyor! Çünkü Peugeot 208’in gelişmiş dokunmatik arayüz ekrenına karşılık CD çaları torpido gözünde! Boyu yeterince uzun olmayan bir sürücünün tek başına yolculuk yaparken otomobili durdurmadan CD değiştirmesi imkansız!.. Sıkıntılı tasarımlar, ortayı bulmak gerekirmiş!


Peugeot 208’in sürüş özellikleri, önemli ölçüde BMW Group tarafından desteklenmiş. MINI Cooper’da yer alan 1.6 litrelik motor, Peugeot’ya uyarlanırken, ekürisi olan otomatik şanzıman da güç yönetimi için yerini almış. Bu başarılı ikiliye görev verilince ortaya çıkan hareket performansı, bir MINI kullanıcısı olarak bende benzer stabilite ve sürüş dinamikleri heyecanı yarattı. Ancak süspansiyon öğeleri Peugeot tarafından herkesin keyif alabileceği yumuşaklıkta tercih edilince beklentilerimi çok da karşılamadı. Keza direksiyonun keskinliğini de düşük buldum… Otomobilin yumuşak süspansiyonuyla konforlu olduğu kesin ama salınımları, virajlardaki yanlara yatmaları ve hızlanırken yaşanan esnemeleri, VTi gibi “gaz veren” bir model kodu olsa da bende sportif kullanıma çok uygun olmadığı hissini yarattı. Ama mantıklı düşünürsek de bu otomobil 5 kapılı bir hatchback, gaza gelmemek gerek!..


1000 km’yi bulan deneme sürüşüm boyunca tamamı klimalı olarak uzun yol ve şehir içi yoğun trafik ortalaması olarak 100 km’de 8.2 litrelik ortalama benzin tüketimi gösteren otomobil, ilk hızlanmalardaki güçlü çekişi, motorun otomatik vites kutusuyla gösterdiği uyumla beğenimi topladı. Özellikle deselerasyonlarda otomatik şanzımanın vites düşürmeleri çok başarılı. Ne var ki ülkemizde günümüzün otomatik vitesli otomobil kullanıcıları için başarı kriterleri, vites değişimlerinde sarsıntı olup olmaması ve tabii ki otomobili geri kaydırıp kaydırmadığı olmuş durumda! Şimdi 208’in otomatik vitesinin geri kaydırmadığını ve değişimlerin sarsıntısız olduğunu söylemem, biliyorum otomobili de “yüce” sürücülerimizin gözünde bir anda temize çıkartmaya yetecektir! Oysa ki gerçek sürücüler bilir ki, yavaşlamalarda gelen akıllı vites düşürme desteği çok daha fonksiyoneldir!


Yüksek oturma pozisyonlu koltukların yanal destekleri, minder sertlikleri sportif bir görüntü çiziyor. Ön koltuklarda ısıtmalı olan minderlerde ısıtmalar çok bunaltıcı değil, cılız ısıtıyor, arkadaysa önden çekişli bir otomobil için anlamsızca yüksek bulduğum şaft tüneline (elbetteki şaft yok!) karşın üç yolcu için makul seyahat alanı sunulmuş. Bagaj ise, fonksiyonel yan cepler va yangın söndürücü tüpü için “dikilmiş!” bölümle dikkat çekiyor. Bu arada otomobilin süspansiyonuna getirdiğim “fazla yumuşaklık” eleştirisi, bagaj kapağını kapattığımda yaşanan salınımla da kendisini gösteriyor. Doğrusu bu pek rastlamadığım bir durumdu!..


Otomobilin 45.868 TL’lik fiyatı, sunulan donanımlar ve sahip olduğu teknoloji düşünüldüğünde oldukça mantıklı görünüyor. Süspansiyonla ilgili yumuşaklık yakınmamı genç sürücüler kolay birkaç müdahaleyle çözüp, daha makul bir fiyata sesiyle çekişiyle beş kapılı MINI Cooper ruhu satın almış olabilir. Ya da biraz daha para ekleyip üst versiyonlarda GTI ruhu yakalayabilir! Daha sakin kullanıcılar ise kaliteli sürüşler sağlayabilen konforlu bir otomobil sahibi olabilir.

Yoruma Kapalıdır.