Suya düşen otomobilden nasıl çıkılır?


Trafikte aklın hayalin almadığı her türlü kaza yaşanabiliyor. Özellikle Türkiye koşullarında buna fazlasıyla alışkınız. Öyle ya, burası otobüsle vapurun çarpışabildiği, uçağın taksiye çarpabildiği, hatta yatağında uyuyan insanın gemi çarpması sonucu ölebildiği bir ülke!

En sıradan sürtmede ya da kaza raporu tutarken veya trafik polisiyle mücadelede bile ne yapacağını bilemeyen yurt insanlarımıza uç bir örnekle yol gösterelim, her kazada ölmek şart değil, bilinsin. Olmaz olmaz ama otomobilinizle denize uçarsanız, aklınızda bulunsun ki, sınırlı zamanda fizik çalışmak zorunda kalmayın, panikten zaten  fazla düşünmeye zamanınız olmayacaktır! Otomobille göl, deniz, kanal fark etmez, suya uçtuğunuzda yaklaşık 1 dakika içerisinde sular koltukta oturanların kafa seviyesini geçer. Bu noktadan itibaren kapıyı açmaya çalışmak, sadece zaman ve güç kaybı demektir. Çünkü kapılar deniz ve kabin içi arasındaki basınç farkı sebebiyle ancak içerisinin basıncı dışarısının basıncına eşit olduğunda açılabilir. Bu da kabinin suyla dolması için en az bir buçuk dakikayı bulur. Bu çileli süreyi nefes tutarak ve bekleyerek geçirmek pek de akıllıca olmaz. Zaten herkes kaza yapmaya ve beklenmedik durumlarda sakin kalmaya alışık olmadığından önemli bir bölümü aklına ilk geleni yapmaya çalışmakla, başaramamakla ve gücünün/nefesinin tükenmesiyle geçer. Kimse de doğuştan dalgıç eğitimi almadığından ömrünün son 1.45 dakikasını su altında can çekişmekle geçirecektir. Tabii kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olduğunu, önemli bir yara almadığını var sayarsak…

 

En soğukkanlı kişiler  bile otomobille suya uçunca Cüneyt Arkın gibi -her durumda ne yapacağını biliyor olarak!- davranamayacak ve mutlaka panik yaşayacaktır. O paniği olabildiğince kısa sürede atlatıp su cam seviyesinin yarısına kadar gelmeden camı veya kapıyı açmak, ilk denenmesi gereken kurtuluş yöntemi olarak önerilir. Çünkü basınç bir kez kapıyı ya da camı açmanıza engel olmaya başladığı zaman, basınçlar tamamen eşitlenene kadar kapı ya da camı açmanız neredeyse mümkün olmayacaktır. Su cam seviyesinin yarısını geçtikten sonra kapıyı açmaya çalışmakta ısrar etmek, intihardan çok da farklı olmaz. Zira kapıyı açmanızın neredeyse imkansız olduğunu bile bile kendinizi yormanız, dolayısıyla nefesinizi tüketmeniz hiç de isabetli bir karar değil. Bunun yerine sakince oturup derin ve yavaş nefes alıp aracın içi tamamen suyla dolana kadar ve otomobil denge konumuna gelene kadar beklerseniz, kapıyı açmak su dışında olduğu kadar kolay olacaktır. Tabii böylesi bir durumda kim bu kadar sabredebilir o ayrı mesele… Gücünüz kuvvetiniz yerindeyse camı kırarak da kurtulabilirsiniz. Ama ne yazık ki camın arkasında su olduğu için, bu işlem sanıldığı kadar kolay olmaz. Telefonla, anahtar ya da başka sert bir şeyle camı kırmak, ölmektense birkaç çizikle otomobili terk etmenizi sağlayabilir. Camı açmayı deneyip çok da heveslenmeyin. Zira camın arkasındaki basınç sebebiyle elektrikli camlar, işlemeyebilir. Yapabiliyorsanız, denize uçarken açmaya başlayın ya da otomobil suya gömülmeden açmayı deneyin! Bunların ikisi de düşme hızınıza bağlıdır… Manuel camların açılma şansı elektriklilerden çok daha yüksektir. Suya gömülürken yapılacak en iyi hareket cam düğmesine basabilmek olacaktır. Elektrik kesilene kadar ne kadar açılırsa kar olur… Zaten elektrik kesildiğinde ne camlar ne de merkezi kilit size geçit vermeyecektir! Sonuç olarak anlaşıldığı üzere, riskli bir macera! Denize, göle ya da kanala uçmamak en iyisi!

 

 

3 Yorum

  1. okurken heyecan yaptım.. su içinde düşünemiyorum 🙂

  2. Mehmet ŞEN dedi ki:

    Offff okumak zordu, kısa bir film gibi okudum yazıyı

  3. M Gunaydin dedi ki:

    Bilgiler cok guzel
    Ama
    “Sonuç olarak anlaşıldığı üzere, riskli bir macera! Denize, göle ya da kanala uçmamak en iyisi!”