VW T-Roc 1.5 TSi DSG


Kariyerine 2017 yılında C kompakt SUV sınıfına önemli bir alternatif umuduyla başlayan Volkswagen T-Roc yarattığı sansasyon kadar güçlü mü?

Otomotiv endüstrisi bundan on yıl kadar önce rotayı çizmişti. İnsanlar artık SUVlara binecek, yüksekte seyahat edecek, daha güvende oldukları hissine kendini kaptıracaktı. Her seviyeden her bütçeden herkes! Tam bir seferberlik başlatıldı. Yollar hızla her segmentten SUVlarla, ya da parlatılmış pazarlama tanımı cross overlarla doldu. Birkaç yılda geldiğimiz noktada en pahalı ve prestijlisinden en ucuz ve düşük imajlı markalara SUVsuz marka kalmadı. Araçlar pahalılandıkça arazi yetenekleri sadece ihtisas sahiplerine kaldığından çok büyük özelliklere de gerek kalmadı, biraz yüksek olsun ama konfordan da geri kalmasın yeter denildi. Öyle ki, aynı grup içindeki markaların bile birbirlerine rakip SUV ya da cross over modelleri var. Trendsetter Alman markalarının neredeyse her sınıfta pazara bir SUV formunda otomobil sunmalarıyla rekabet oldukça sertleşti. Üstelik SUV adı altındaki onca seçenekte dört tekerlekten çekiş sistemi de bulunmuyor. Peki öyleyse neden tüketici bu SUV olarak pazarlanan ama SUV olamayan akıma bu kadar fazla ilgi gösteriyor?

VW MQB platformu üzerinde konumlandırılan ve kardeşleri Audi Q2, Seat Arona ve Skoda Kamiq ile aynı hedefe ama onların üzerinde yürümek için pazara sunulmuş olan T-Roc da bunlardan biri. Portekiz Palmela fabrikasında üretilen küçük cross over, VW Polo’nun SUV seçeneği. Bütçesi Tiguan’a yetemeyen ama illa VW markasına sadık kalayım diyen müşterileri hedeflediği gayet açık. Volkswagen AG Çin fabrikasında da üretim bandına alındığı için dünya otomobili olmaya aday diyebiliriz.

Yükseltilmiş bir station wagon imajı çizen ve VW T-ROC, grubun diğer markalarında mutlaka bir karşılığı olan modelleriyle aynı motorları ve donanım özelliklerini paylaşıyor. T-Roc geçen yıl tanıtılmasına rağmen ülkemize ancak ithal edilmeye başlandı. Tek donanım seviyesiyle, benzinli ACT teknolojisine sahip motorla farklı seçeneklere sahip olarak getiriliyor. Farklı renk kombinasyonları kişiselleştirme imkanı sağlasa da, ülkemizde son 10 yıldır mütemadiyen beyaz ve siyah renk ithalatının yapılması nedeniyle ilk satın alma durumunda sıra bekleneceğini tahmin ediyorum. Kısıtlı sayıda ithal edilen bir otomobilde birbirinden değişik ve canlı renk kombinasyonlarıyla sipariş etmek ne yazık ki artık pek mümkün olamadığı için bayilerin elindeki otomobillere yönelmeye tüketici mecbur bırakılıyor.

VW T-Roc hakkında söylenecek pek bir ilginç ayrıntı bulunmuyor diyebilirim. Çünkü grup içindeki diğer markaların eşzamanlı satışta olan modelleriyle çok benzer özelliklere ve donanımlara sahip. Kokpit tasarımlarından dış görünüme kadar Audi, Seat, Skoda ve VW fark yaratabilecek bir ayrıntıya sahip değiller. Aynı grup içinde bütçenize ve göz zevkinize en hitap eden otomobili seçme şansına sahipsiniz. Nissan Juke, Renault Captur, Dacia Duster, Hyundai Kona, Opel Crossland, Mazda CX-3, Ford Ecosport, Toyota C-HR, Honda HR-V, Citroen C4 Cactus ve Peugeot 2008 ile rekabete gireceği çok açık gözüken T-Roc, kendi marka çatısı altındaki kardeşlerine de rekabet şansı tanımış oluyor.

Yeni T-Roc’un direksiyonuna oturduğunuzda artık bir Polo’nun SUV versiyonunu yönetiyor gibisiniz. (Golf etkisi gözlemleyemedim) Kokpit klasik bir VW grubu tasarımına sahip.

Ne var ki yüksek fiyat ve imajla piyasaya sürülen T-Roc’ta dikkate değer bir plastik malzeme sorunsalı göze batıyor. Kokpit ve kapı içlerinde kullanılan sert dokunuşlu plastik, her fırsatta premium vurgusu yapan VW’ye pek de yakışmamış, ucuz hissi veriyor. Bu durumun benzerini Subaru’da da görmüştük, gelen müşteri tepkileri üzerine ikinci nesil XV’de plastik malzemeyi tamamen değiştirmiş, en azından kokpitte yumuşak dokunuşlu plastiğe geçmişlerdi.

Kokpitteki merkezi bilgi ekranı yeterince çalışıyor ve oldukça fonksiyonel. Gereksiz düğme kalabalığı olmadığı gibi otomobilin kullanımı sırasında fazla dikkatinizi dağıtmadan istediğiniz kumandaya rahatlıkla erişebiliyorsunuz. Ancak aradığınız sürüş fonksiyonlarının çoğunu da bu merkezi ekran üstünden halletmeye çalışıyorsunuz. Sürüş sırasındaki Eco/Normal/Sport seçeneği için bir düğme konmamış olmasını açıkça yadırgadım. Markanın diğer modellerinde ve ağabeyi Tiguan’da bulunan, geliştirilmiş ambiyans aydınlatması ve sürüş konforu için size ihtiyacınız olan tüm bilgileri yüksek çözünürlüklü ekranıyla sunan Dijital Gösterge Paneli “Active Info Display” etkileyici donanımların başında geliyor. Büyük boy cam tavan otomobilin içerisindeki ferahlık hissini tamamlıyor. Gerek döşemelerin, gerekse plastik aksamın üstün kalitesi göz dolduruyor. Ufak tefek yükleri sıkıştırabileceğiniz birçok alan bulunuyor. Kapı cepleri, soğutmalı torpido gözü, koltukların arasındaki eşya gözü ve bardaklıklar diğer VW grubu modellerindekilerle aşağı yukarı eşdeğer gözüküyor. Volkswagen’in uzun yıllardır elinin en güçlü olduğu kalem olan ergonomi konusunda hiçbir negatif unsura rastlayamıyorsunuz. Konfor ve pratiklik bu araç tasarlanırken öncelikli hedefmiş diye düşünmeden edemiyorsunuz.

 

Motor ve yürüyen aksama geldiğimizde ise, diğer VW AG modellerinden hatırladığımız 1,5 litrelik ACT teknolojili 150 HP (110 kw) / 250 Nm benzinli makine ve uyumlu çalışan 7 kademeli ıslak kavrama DSG yarı otomatik vites kutusuyla karşılaşıyorsunuz. Şehir içi trafiğinde sakin, sessiz ve konfor odaklı sürüşlerimiz neticesinde 7,5 lt / 100 km tüketim değerimizin üzerine çıkmadım. Burada fabrika verisi olan tüketim rakamlarına ulaşmaktan ziyade yeni bir otomobilin verdiği hissiyata ve fiyat etiketini ne kadar hak ettiğine odaklanmaya çalıştım. Zira sıfır kilometre bir araç almak için rakamlar son bir yıldır çok tırmandı. Alternatif fazla ve fiyat konusunda her geçen gün duvarlar daralmaya başladı.

Piyasada bulunan değişik markaların B kompakt SUV sınıfı ürünleri arasında liderliğe oturabilecek tasarım ve özelliğe sahip olan T-Roc, kullandığımız top modelde sunduğu fiyat olarak 192.000 TL etikete sahip bulunuyor. Panaromik açılır cam tavan ve metalik boya opsiyonu ekli olarak bu fiyata ulaşılmakta. VW T-Roc bu fiyata alınacak alternatifler çok detaylı şekilde değerlendirilerek ve karşılaştırması yapılarak satın alınmalı diye düşünüyorum. Ne de olsa birbirlerinden çok da önemli farkları bulunmuyor. Önümüzdeki dönemde kur üzerinde olabilecek değişimlerle mevcut fiyatın daha da artacağı aşikar gözükmekte.

Ülkemiz şartlarında tüketicinin nasıl bir otomobili tercih edeceği, kullanım şartları ve gereksinimlerine göre seçimini yapması çok önem taşımakta. Hele ki maliyetin bu kadar önem taşıdığı günümüzde, otomobil özelliklerine sahip ama SUV kavramı ile süslenmiş benzinli bir otomobile gerek olup olmadığını değerlendirmek siz tüketicilerin tercihine kalmış durumda. Yoksa sürüş lezzeti veya bir takım doğa etkinlikleri yetenekleri için seçilecek bir araç değil T-Roc.

 

+ Akıcı performans

+ Yeterli donanım ve sürüş konforu

+ Başarılı sürüş ergonomisi

– Kokpit ve kapı içlerinde malzeme kalitesi

– Sınıfına göre yüksek satın alma maliyeti

– Marka grubunun diğer modelleriyle klişe benzerlikler

– Sürüş fonksiyonlarına alışma süresinin uzunluğu

 

Yakıt Tipi: Benzin

Motor Hacmi (cc): 1498

Motor Gücü (HP): 150@5500

Maksimum Tork (Nm): 250@1500-3500

Vites Kutusu: 7 ileri otomatik DSG

Maksimum Hız (km/s): 205

0-100 km/s hızlanma (sn): 8,4

Tüketim (şehiriçi/şehirdışı/karma) (lt/100km): 6,8 / 4,9 / 5,6

Ağırlık (kg): 1350

U/G/Y (mm): 4.234 / 1819 / 1.573

Aks Mesafesi (mm): 2590

Bagaj Hacmi (lt): 445

 

Yoruma Kapalıdır.