BMW 420i Coupé

 BMW 420i Coupé

BMW’nin iflah olmaz sportif ruhundan mıdır, geçmişten günümüze uzanan arka koltuk darlığı sorunsalından mıdır, gövdesi coupé olunca bakışlar daha bir değişiyor. Bu elbise ona sedan formdan daha çok yakışıyor. Burnuna yerleştirilen büyük böbreklerle kullandığım ilk BMW bu 420i Coupé. Belki de marka yetkilileri coupé formla tartışılan, hadi açık konuşayım pek de beğenilmeyen iri böbrekleri de “sevimli” hale getirmek için coupé modeli teste vermek istedi. Bana göre bir sorun yok, ilk gördüğümde herkes gibi şaşırmıştım ama BMW’nin geçmişini bakarak bunun aslında yeni bir tasarım olmadığını düşününce üzerinde çok durmamıştım. Zaten yeni otomobillerin ortaya çıktıklarında fotoğraflarla değil de üç boyutlu halde ve gerçeğine bakılarak değerlendirilmesini savunurum hep. Baktıkça alışılan, dinamik hatlara kimlik kazandıran bir estetiği var iri böbreklerin.

Tipik bir BMW coupési otomobil. Etkileyici hatlar, şişkin çamurluklar ve içerden adeta dışarı taşan bir görkem. Görüp de beğenmeyecek bir profil tanımıyorum. Hele M Sport donanım paketinin sportif aksesuarlarıyla bütünleşince çok güzel bir otomobil haline geliyor BMW coupési. Ha ancak böbreklere burun kıvıranlar olacaktır muhtemelen ama baktıkça alışılıyor, sorun yok. Önde geniş hava girişleri, arkada difüzördü, incecik spoylerdi, marşbiyeldi sportif donanımlar da eksiksiz yerlerinde.

reklam

reklam

Çerçevesiz camlı geniş kapılardan içeriye “inince” nefis bir ortam karşılıyor sürücü ve yolcuyu. Evet, alçakta oturuyoruz 420i Coupé’de. Hemen havaya sokuyor sportif ambians. Konsoldaki büyük ekranda en başta beliren M4’e hoşgeldin mesajıyla sürücü havaya sokuluyor. Ama bu mesajın aslı yok, espri tadında kabul etmek gerek. M Paket donanım aksesuarları dışında başka M harfi yok.

Kokpitin üzerindeki 10.25 inçlik ekran, sürüşe dair her ihtiyacı karşılayacak kadar donanımlı. Bu ekranda audio ayarlarından navigasyona, araç araçlarından uyarılara bir çok bilgi görülebiliyor. Hatta performans düşkünlerinin gazını almak için sürüş sırasında kullanılan beygir gücü ve nominal tork da anlık olarak görüntülenebiliyor. Ama tabii gözleri yoldan ayırmamak en doğrusu! Bu arada 12.3 inçlik gösterge tablosu da tamamen dijital, üzerinde sürücünün isteğine göre hız ve devir göstergeleri de yer alabiliyor, navigasyonla şehir manzarası da! Otomobilde parmak hareketleriyle bir takım komutlar vermeye imkan veren GestureControl donanımı da mevcut ama ne bileyim, halen pek de kullanışlı, etkileyici ve de gerekli gelmiyor bana!

Entege kafalıklara sahip koltuklarda yüksek yanal desteklerin yanı sıra baldır desteği de var ki bunun M Paket’e dahil bir özellik olduğunu düşünüyorum. Coupé kullanıcıları mutlaka ister de otomobilin 5 kapılı versiyonu 4 Serisi Gran Coupé’de sunulduğunu sanmam. Bir coupé tasarımı için arka koltuk değerlendirmesi çok da gerekli değil. Çünkü alan zaten her zaman yolcu taşınacak bir alan değil, ara sıra da çekilmeyecek bir durum yok, arkada oturan sıkışsa da tavan bassa da BMW coupésinde yolun keyfini çıkarmalı!

Belki de bir coupé’de aranacak en son şeylerden biri geniş bagaj hacmidir ama 420i Coupé’de yolculara uzun yol ve uzun tatil keyfi verecek kadar geniş kapasite sunulmuş. Otomatik açılabilen/kapatılabilen kapağın ardındaki 440 litrelik hacim, şık tasarıma güzel bir kuyruk eklerken geniş kullanım alanı da kazandırmış. Bu hacmi arka koltuk sırtlıklarını yatırarak daha da genişletmek mümkün.

BMW 420i Coupé’nin uzun burnunun altında 1.6 litrelik dört silindirli motor yer alıyor. Malum değişen zamanlarda, gerek değişen teknolojiler gerek emisyon baskıları ve tabii vergi mevzuatlarıyla otomotivde çok şey değişti. 20 sene öncesinin 2.8 litre ya da 3.0 litre hacimli ihtişamlı motorlarının devri çoktan kapandı. Bu otomobildeki 1.6 litrelik motor, 170 HP’lik gücü ve 250 Nm’lik torkuyla 20 yıl öncesinin 2.0 litrelik makinelerinin keyfini verebiliyor. Hem de daha düşük yakıt tüketimi ve karbon salımıyla. Üstelik Türkiye gibi araç sahipliğini üzerinden para kazanılması gereken bir durum haline getiren ülkelerde daha az vergi ödeyerek! Ha “param çok, vergisi yakıtı neyse veririm” diyenlerdenseniz 430i Coupé gibi bir seçeneğiniz var. Ama o da öyle büyük hacimli değil, 2.0 litrelik yani! Gerçekten para mevzusuyla işi olmayıp sadece ve sadece sürüş keyfi peşinde olanlar içinse tabii ki M4 seçeneği var, hah, işte eskinin o büyük hacimli motorlarına onda ulaşabilirsiniz, 3.0 litre 374 HP’lik bir seçenek! Bu otomobillerin performansının tadına tam olarak varılabilecek yol ve trafik koşulları da kalmadığı için küçük kardeş mantıklı seçenek gibi görünüyor. Evcil coupé’nin pek de küçümsenecek bir performansı yok, turbo desteğiyle 0-100 km/s hızlanması 8.2 saniye sürüyor ve 230 km/s hıza kadar tırmanabiliyor. Ve bu performansı 1.6 tonluk gövde ağırlığına karşı 7.7-8.0 litre aralığında benzin tüketimiyle kullanılabiliyor. Mütevazı performansı direksiyonun ardındaki paddle shift elcikleriyle de yönetmek mümkün.

Otomobilin şık direksiyonu gövde yönetiminde müthiş hassasiyet gösteriyor. Komutlar keskin bir iletimle tekerleklere ulaşıyor, sportif tat gölgelenmiyor. Tipik BMW sportif ruhunu yansıtan güçlü yol tutuş karakteri, elektronik destek sistemleriyle sürekli güvence altında. Arkadan itişli otomobil, kaygan zeminlerde kayma eğilimi gösterdiğinde ESP devreye girerek stabiliteyi koruyor, ihtişama gölge düşürmüyor.

Otomobil 1.285.000 TL fiyatla satılıyor. Tamam, BMW hiçbir zaman ulaşılması kolay bir otomobil markası olmadı ama 200.000 TL’nin altında neredeyse otomobil kalmamışken ona pahalı demek de saçmalık olacak artık! Malum, bu rakamın üzerinde %80 gibi bir ÖTV yükü bulunuyor. İşte bu yüzden iyi fiyat! Aracın sahip olduğu kolay erişim sistemi, anahtarsız giriş ve vedalaşma sağlıyor. Motoru stop edip indiğinizde, kumanda yanınızdaysa 5 metre uzaklaştığınızda kapılar kilitleniyor. Kumanda içerdeyse herhangi bir tehlike yok. BMW sizi bip sesiyle, kilitledim, asayiş berkemal diyerek uğurluyor.