Geleceğin otomobilleri (nasıl olacak)

 Geleceğin otomobilleri (nasıl olacak)

Bir zamanların çizgi romanlarında geleceğin yaşam tarzını otomobillerini ve resmetmek çok meşhurdu. O zamanların öngörülerine göre bugünkü otomobiller jet motorlarıyla, uçarak yol alacaklardı. Kapıları kanat şeklinde olacak ve sürücüleri bir cam kubbenin içinde oturacaklardı.

Ama öyle olmadı. Çünkü, o yıllarda uyulması gereken çevre kirliliği, güvenlik, gibi yasalar yoktu. Firmaların ekonomik kaygıları bugünkü seviyede değildi. Otomobil endüstrisi 1973 yılındaki petrol ambargosundan sonra dramatik bir şekilde değişmeye başladı.

Önce çevre kirliliği normları, ardından çarpışma testleri derken Amerika’da ortaya çıkan Volkswagen Dieselgate skandalının etkileri otomobil endüstrisini değiştirmeye devam ediyor.

Gelin biz de elimize geleceği geleceği gösteren bir dürbün alalım ve yakın geleceğe yani 2030 -2035 yıllarına bir göz atalım ve o günlerdeki otomobil dünyasını tanımlamaya çalışalım.

Otomobiller, çevreye daha duyarlı olacaklar

Tabii ki egzozlarından çıkan gaz ve partiküller bugüne göre çok düşük seviyede olacak. Bildiğimiz gibi Avrupa’da 2020 yılında yürürlüğe girecek CAFE normu ile ortalama CO2 salımı araç başına ortalama 95 gr/km istenmekte. (Hangi firmalar uyabilecek hangileri ceza ödeyecek hep birlikte göreceğiz) 2030 yılında bu rakamın %37,5 oranında düşürülmesi isteniyor. Bu da demek oluyor ki araçlarda yaklaşık olarak her sene %4 oranında CO2 iyileştirilmesi gerekli. Normal şartlarda firmalar yılda ancak %1,5 CO2 iyileştirmesi yapabiliyorlardı. Yıllık %4 iyileştirme dediğimiz çok, gerçekten çok büyük bir oran. Yani araçlarda elektriklendirme (elektrifikasyon) şart. 2030 ve sonrasındaki otomobillerin hemen hepsi bir şekilde elektriklenecek. Bu Hibrit (HEV) şeklinde ya da şarj edilebilen Hibrit (PHEV) şeklinde olacak. Gayet tabii ki araçların bir kısmı da tam elektrikli (BEV) olacak.

Çevre duyarlılığını sadece egzozundan çıkan zararlı gazlar ya da partiküller ile sınırlandırmamak lazım. Konu otomobil tasarlanırken harcanan iş gücünün ne ölçüde verimli kullanıldığından itibaren ele alınacak. Üretildiği fabrikanın çevreyi ne kadar kirlettiğine ya da koruduğuna göre vergilendirilecek ya da cezalandırılacak. Yani yeşil fabrika kavramı daha da güçlenecek.

Ardından otomobilin kullanımında ne kadar kirlettiği de çok dikkatle takip edilecek. Ve en nihayetinde ömrünün sonunda ne kadarının yeniden kullanılabilir olduğu bir vergilendirme kriteri olarak karşımızda olacak.

Şehir merkezlerine kirletici otomobiller giremeyecek

Türkiye’de ne şekilde olacak şu andan kestirmek çok zor ancak, 2030 senesinde birçok şehir merkezine içten yanmalı motorları olan otomobiller giremeyecekler. Girebilenler de şehir kullanım vergisi verecekler. (Kıssadan hisse: paran varsa sana serbest ). Birçoğu otonom olan toplu taşım araçlarını bolca kullanacağız.

Sivil toplum örgütleri daha çok baskı yapacaklar.

Euro NCAP günümüz otomotiv sektöründe adı en çok duyulan Sivil toplum örgütü. Onların yaptığı testler sayesinde, araçlar güvenlik normlarının istediklerinden daha ileri seviyelerde güvenlik sunuyorlar. Bugün adını çok az duyduğumuz Green NCAP, otomobilleri çevreyi kirletme seviyelerine göre sınıflandırıyor. Yakın gelecekte Green NCAP sonuçları en az, çarpışma testleri kadar önemli ve bilinir olacak. Amerika’da “Coalition for Clean Air (CCA)” ve “Transport & Environment” şimdiden firmalara baskı uygulamaya başladılar bile.  Sivil toplum örgütleri, yapacakları denemelerle testlerle, otomobilleri ayni Euro NCAP testlerinde olduğu gibi, geçerli kanunlardan daha ileride ürünler tasarlamaya üretmeye mecbur edecekler.

Araç fiyatları artacak

Otomobilin üstüne koyacağımız her türlü yeni teknoloji, ilave maliyet demek. Elektriklendirilmiş otomobillerden bahsediyoruz. Sıradan bir benzinli otomobilin maliyetinin üstüne, bataryayı (en pahalısı), elektrik motorunu ve bunlara kumanda edecek elektronik donanımı, kablolamayı alt alta yazdığımız zaman çok önemli ilave maliyet ortaya çıkıyor. Çevreyi korumak için elektrifikasyona mecburuz. Gün itibarı ile otomobil müşterilerinin bu ilave maliyetlerin ne kadarını ödeyebileceklerini bilmiyoruz. Belki Premium marka (her ne demekse) müşterileri bu ek maliyeti ödemeye hazır olabilirler. Ancak büyük sayıda üretim yapılan orta sınıf araç müşterileri kaç para kadar ödeyebilirler meçhul.

İşte bu sebeple, otomobil firmalarının araçlara ilave ettikleri yeni teknolojileri ucuzlatabilmek için daha da çok çalışmaları gerekecek.

Enseyi karartmaya da gerek yok tabii ki. 100 yıl önce keşfedilmiş içten yanmalı motorlar hala geliştirilebiliyorsa, emin olun emekleme devresindeki elektriklendirilmiş otomobillerde de gidilecek daha çok yolumuz var.