Lojistik bir sanattır

 Lojistik bir sanattır

Artık fabrikadayız, ön seri (Plant Trial) araçlar yapılacak. Gelin arabaları bir yana bırakalım ve araçlarda kullanılan parçalar nasıl montaj hattına gelirler kimlerin emeği var ona bakalım. Günde 1000’li rakamlarla üretim yapan bir otomobil fabrikasının arkasında kocaman bir lojistik ağı ve ordusu çalışır.

Eskiden işler kolaydı. Herkes stoklu çalışırdı. Gerekli parçalar bol bol sipariş verilir ve lazım olunca ambarlardan alınır ve araçlara takılırdı. Hatta mühendislik okullarında ambar stoklarındaki malların nasıl yönetileceği konusunda dersler verilirdi. İlk giren ilk çıkar FIFO (First In First Out) ya da LIFO son giren ilk çıkar (Last In First Out) şeklinde stok yönetimi anlatılırdı. Ancak o günler geride kaldı. Bugün şirketler mecbur olmadıkları stokları ellerinde tutmuyorlar.

Bugünlerin modası “tam zamanında sevkiyat” (Just in Time). Ne demek ve nasıl yapılıyor anlatabilmek için, tampon tedarikçimize gidelim ve tamponun arabaya takılana kadar başından geçenlere bakalım. Otomobil imalatçısı önümüzdeki günlerde kaç tane araba yapacağını, yani imalat programını tampon imalatçısına en az 3 ay önceden bildirir. Burada bildirilen sayılar tam kesin değildir ama imalatçının önünü görebilmesi için yeterli ve gereklidir. İmalatçı ana firmadan gelen, kesin olmayan sayıya göre hesap yaparak kaç ton plastik hammaddesine ihtiyacı olduğunu hesaplar. Genellikle yurtdışındaki plastik hammadde firmasına ve siparişini verir. Yine aynı metotla hesaplayarak boya siparişini verir.  Ama burada önemli bir ayrıntı vardır.

Boya bekleyince bayatlar, siparişi tam gereken zamanda ve gereken miktarda ulaşacak ve bayatlamayacak halde temin etmelidir. Bu yüzden kendi üretim fabrikasının çalışma düzenini organize edecektir. Tamponun üstündeki sis lambasından kromajlı süs parçalarına kadar alt tedarikçilerine sipariş verecek ve elde mümkün olduğu kadar az stok tutacak. Stokta hammadde beklemeyecek ama üretim için gerekli miktar hep elimizin altında olacak. Tam anlamıyla keskin bir kılıcın üstünde dans etmek gibi.

Son iki ya da üç haftaya girilince otomobil firmasından kesin siparişler gelmeye başlar. Şöyle ki; pazartesi günü saat 8’de üretim bandına 2 kırmızı, sis lambalı ve krom süslemeli ardından 5 tane beyaz, sis lambasız ve krom süslemesiz ve ardından 12 tane gri araç girecek. İşte şimdi Just In Time yani tam gerekli olduğu zamanda gerekli tamponlar üretilmeli ve tam zamanında fabrikada olacak şekilde sevk edilmelidir. Tamponlar otomobil fabrikasındaki üretim sırasıyla eşzamanlı (senkron)  olarak üretilir. Ancak bildiğiniz gibi günümüz tamponları plastik ve arabanın nerdeyse ön şeklini meydana getiren oldukça büyük bir parça haline geldi. Tamponu yere bırakırsanız eğilir bükülür ve kalıcı deformasyonlar oluşur. Arabanın üstüne takılınca kaput çamurluk gibi komşu parçalarla uyumu olmaz, kalitesiz bir görünüm oluşur. Ayrıca çizilir.

İşte bu sebeple tamponlar üretildikten sonra beklerken ve nakliyat sırasında formu bozulmasın, birbirlerine dokunup çizilmesinler diye özel taşıma düzenekleriyle taşınırlar. Bu düzenekler, otomobil fabrikasının montaj hattında ona ayrılan yer ölçülerinde olmalı, olabildiği kadar çok parça taşımalı ve doğal olarak parçaları hatasız çiziksiz taşımalı.

Parçalar kamyona yüklenirken ve boşaltılırken otomobil üretim sırasında olmasına dikkat edilir. Bu kamyonların otomobil fabrikasına giriş ve çıkışta öncelikleri vardır. Sırada beklemezler ve doğrudan imalat bantlarına yakın bir yere kadar sevkiyat yaparlar.

Günümüzde araçlarda o kadar çok seçenek ve çeşitlilik var ki, klasik stoklama/ambar teknikleriyle üretebilmek neredeyse imkânsız.

Ana sanayi (yani otomobil firmaları) kendi üretim hızlarına uyum sağlayıp verimli ve karlı çalışabilecekleri yan sanayi firmalarıyla çalışabilmekten çok mutlu olur. Düşünsenize, sadece işçilik ucuz diye gittik bir ülkeye kocaman bir fabrika kurduk. Ama etrafımızda bizimle eşzamanlı çalışabilecek hiçbir yan sanayi firması yok. Üretim yapamaz mıyız? Yaparız tabii ki ama karlı olmaz. Süratli ve verimli olmaz, doğal olarak da karlı olmaz. Bu sistemi kuramaz mıyız? Kurabiliriz tabii ki. Ama çok zaman alır ve yan sanayi için çok para harcaması gerekir.

Ülkemizin küresel rekabetteki en önemli avantajlarından birisi Marmara bölgesindeki ana sanayi ile eşzamanlı çalışabilen yan sanayi firmalarımızın olmasıdır.

Diğer taraftan, yukarıda bahsettik, otomobil firmaları çok büyük tren katarları gibi zor hareket eden ama hareket ettikten sonra durması son derece zor ve maliyetli sistemlerdir. Basından duyarsınız, siparişleri yetiştiremiyor ya da tam tersi otomobil stokları arttı diye. Sebebi gayet açık; Öngörüler ve tahminlerle çalışan bir sistem var. Satıcılar ben bu sene ayda şu kadar araba satarım der, toplam rakamlar, imalat programı olarak sisteme girilir.. Ardından da tedarikçilere sipariş geçilecek. Tedarikçi kendi tedarikçisine sipariş geçecek. Ve tren yürümeye başlayacak. “Fazla sipariş geldi bana daha fazla otomobil üretin” diyebilir. Kusura bakmayın hemen anında fazla üretimi arttırmanın imkânı yok. “Ürünler satılmıyor, üretimi yavaşlatın”.  Kusura bakmayın tren o kadar çabuk durmuyor. O araçlar üretilecek ve satılacak.

Birisi kampanya mı dedi?