Skoda Octavia 1.0 TSI e-TEC DSG

 Skoda Octavia 1.0 TSI e-TEC DSG

Sedan sever bir ülke olduğumuzun aksini söylememiz imkansız. Onun yerine paralel şekilde sedan işini abarttığımızı söyleyebiliriz. Tıpkı Octavia gibi…

Yazı: Sarper Sabuncu

reklam

Fotoğraflar: Süreyya İzgi

İlk kez tanıştığımız 1996 yılından beri mütevazı tavırlarıyla gönlümüzü kazanan Octavia bugüne kadar hep Volkswagen Grubu’nun diğer üyelerinin gölgesinde kalmıştı. VW Bora, Jetta, Seat Toledo ve Audi A4 gibi soydaşlarının arasından sıyrılmakta zorlanan Octavia’nın başarmak istediğini bizce Superb 2015 yılında başardı ve göreceli şekilde grubun en cazibeli sedanı oldu. Çek üretici, Superb’den öğrendiklerini Octavia’da öyle güzel uygulamaya koymuş ki zaman zaman “boynuz kulağı geçmiş” dememek işten bile değil.

Kimileri bu durumu boş kaleye atılmış bir gol olarak algılayabilir. Ülkemizde Volkswagen’in C segmentinde bir sedanı Jetta’dan beri yok, Superb ve Passat yenilenmeyi bekliyor, Audi A4 ateş pahası; e haliyle meydan Octavia’ya kalıyor. Hayır. O kadar basit değil.

reklam
Dacia Duster reklamı

Bu sayede Octavia iç savaştan uzak kalmış oluyor ama başarının armağan edilmiş olduğu algısı kesinlikle otomobilin hakkını yemek olur. Benim kafamdaki senaryoysa şu şekilde: Volkswagen Grubu uzun zamandır devşirme crossover modellerine ve -yediği dizel darbesinden sonra!- alternatif enerji kaynaklı modellere o kadar kafayı takmış ki, Skoda yönetimi kapıyı tıklatıp “Octavia’nın yenilenmesi lazım” dediklerinde yönetim kurulu “tamam tamam, bizi meşgul etmeyin de ne isterseniz yapın” demiş belli ki!..

Yukarıdaki senaryo biraz abartı olabilir ama otomobili kullandıktan sonraki tüm görüşüm kesinlikle bu oldu. 2019 yılının sonlarına doğru Prag’daki lansmanını online olarak (2020’nin bir ön izlemesi olmuş) canlı izlemiştim. Tasarımına bayılmış olmama rağmen önyargım tamamen sadece süslü bir karoserde eski nesli devam ettirecekleri olmuştu. Ta ki kullanana dek.

Her ne kadar tasarım konusu göreceli olsa da, muhtemelen renk seçenekleri arasından en son tercihim olacak “Akça Kahve” rengine rağmen pozitif bir ilk izlenim bıraktı. Otomobilin keskin hatları ve bu hatların birbirini kesme şekillerinin bu durumda payı olduğunu düşünüyorum. Bu çizgiler o kadar akıllıca kullanılmış ki, boyutları eski nesille neredeyse birebir aynı olsa da yeni nesil daha büyük görünüyor. Hatta benim gibi sık sık “Superb mi bu?” sorularına maruz kalabilirsiniz.

Gelelim önyargımdaki kırılma anına. Direksiyona geçtiğiniz an yine tasarımın büyüsüne kapılıyorsunuz. Tasarımda ekstrem bir durum yok; ama markaların tasarım klişelerine o kadar alışmışız ki, Octavia’daki gibi bir değişim görünce aklımız yerinden oynuyor. İki kollu direksiyon tasarımı, direksiyondaki düğmelerin arasındaki boşluklar, konsoldan fırlayan bilgi ve eğlence sistemi ekranı, piyano tuşu tarzındaki butonlar, yeni vites kontrolleri, havada asılı gibi görünen kapı kolları, düğmelerle kontrol edilen farlar vs. derken devrime tanıklık ediyoruz.

Sadece bu da değil; bugüne kadar kaliteli malzemeleri hep diğer markalara kaptırmış olan Skoda, yeni Octavia’da acısını da çıkarmış. Kumaş kaplı ön konsol, yumuşak ve dokulu malzemelerle bezenmiş kabin, ambiyans aydınlatması gibi unsurlar sayesinde Octavia adeta sınıf atlamış. Ergonomik açıdan da bizi gördüğümüzden geri koymayan Octavia’nın kabininde her ihtiyacınıza göre bir saklama alanı var. Ama itiraf etmem gerekirse bardaklıkların ve kol dayamanın altındaki gözün daha büyük olmasını beklerdim.

Octavia’nın kabinindeki tek kusur ne yazık ki bu değil. Her ne kadar bilgi ve eğlence sistemi ekranın altını dokunmatik şekilde ses kontrolüne ayrılıp ilgimizi çekse de, bu yeni arayüze alışmak biraz zahmetli. Özellikle klima kontrollerini fiziksel iki düğmeye emanet edip, açma ve kapama da dahil olmak üzere bütün ayarları ekrana taşıyan Skoda’dan böyle bir hamle beklemezdim. Alışınca problem olmuyor ama kesinlikle daha zahmetli. Ekrandaki diğer kontroller de aynı şekilde. Ekranın solundaki “Home” ve “Menu” tuşlarındaki mantığı da anlayamadım. İkisi de farklı dizilimlerle neredeyse birebir aynı amaca hizmet ediyorlar. Bunun yerine PSA modellerindeki belirli başlı ana menülere kısayol koyulabilirmiş.

Neyse çok önemli değil, biz yola koyulalım. “Mild hybrid” olarak da bilinen yarı-hibrit teknolojisiyle donatılan Octavia’nın güç ünitesinde başrolü 1 litrelik üç silindirli TSI motor oynuyor. Alıştığımız sarsıntılı üç silindirli motorların aksine VW Grubu’nun motoru bu konuda çok yol kat etmiş. Piston kollarının tasarımında denge konusuna odaklanan mühendisler titreşimi dengelemek için gereken balans şaftına ihtiyaç duymadan konforlu bir motor üretmeyi başarmışlar.

Bu motora 48V teknolojili ve kayış tahrikli marş motoru/alternatör eşlik ediyor. Bu elektrik desteği maksimum 50 Nm’ye kadar ulaşabiliyor. Fakat aktarım sekansı nedeniyle özellikle ilk hareket konusunda birazcık nazlı. Bu yüzden alışana kadar kalkışlarda zaman zaman yersiz agresif bir karakter sergiliyor. Fakat alıştıktan sonra bu sorun ortadan kalkıyor. Güç ünitesinin günlük kullanımda çok sakin bir karakteri var. Ancak biraz agresif davranırsanız değişik duygular yaşatıyor. Ara hızlanmalarda elektrik motoru turbo görevi almadan hemen öncesine kadar destek veriyor fakat turbo dolmadan hemen önce işi bırakıyor. Siz buradaki ivme kaybına şaşırırken devreye salyangozlar giriyor ve daha büyük bir ivmeyle tanışıyorsunuz. (Anladığım kadarıyla) Turbolar da maksimum basıncın altına inmeye başladığında elektrik motorundan bir darbe daha geliyor. Yani otomobilini fazla dinleyen bir sürücüyseniz kendinizi sürekli bu geçişleri yakalarken buluyorsunuz. Dinlemek demişken, üç silindirli 1 litrelik motorun sesi son derece tatminkar.

Ses benim gibi gençler için tatminkar olsa da Octavia’nın karakterine her zaman uyduğunu söyleyemem. Eğer gözümü kapatıp beni yolcu koltuğuna oturtsanız ve bunun bir Skoda olduğunu söyleseniz cevabım “Superb” olurdu. Süspansiyon o denli konforlu. Kabindeki ses izolasyonuyla birlikte Octavia kesinlikle bir taht kavgası başlatmak istiyor gibi. Superb ile son randevumun beş yıl önce olduğunu göz önünde bulundurarak söylüyorum: aralarında bariz bir sınıf farkı kalmamış. Tabii doğal olarak ülkemizin göz bebeği (!) VW Passat’la da. Ve finalde Octavia Audi A4’e alenen meydan okuyor!

Daha da ilginci Octavia bu konforlu karaktere rağmen sportif sürüşlerde güven vermeyi başarıyor. Tabii güven veriyor dediysek öyle her viraja tam gaz girip çıkacak kadar değil. Ama sürprizli virajlarda ne yapacağını önceden kestirebiliyorsunuz. 1 litre motorlu 110 HP’lik bir sedandan fazlasını beklemek şirket otomobili kullanmak olurdu değil mi?

Şirket otomobili demişken; tüketim konusunda Octavia biraz tembellik yapıyor. Güç ünitesi ekonomi için bir reçete gibi görünse de gerçek hayatta beklediğimiz katkıyı göremiyoruz. Ortalama tüketim değeri 100 kilometrede 5.1 litre olan otomobili kullanırken ben 6-7 litre arasında rakamlar gördüm. Limitleri zorlayacak olursanız iki haneli sayılar görmeniz de mümkün. Eğer ki ekonomi sizin için ön plandaysa bu rakamları indirebilmek de yine sizin elinizde. Octavia ihtiyaç duymadığı anlarda içten yanmalı motorunu susturup yelkenleme yapıyor. Bunu o kadar sık yapıyor ki içten yanmalı motora ihtiyaç duymadığı anların sayısı gerçekten şaşırtıyor. Tıpkı Octavia’nın kendisi gibi.

Son olarak şaşırtmadığı konulardan bahsedecek 600 litrelik bagajdan başlamamız gerekiyor. Liftback olarak açılan kapağın altında alabildiğine yer mevcut. Bu veride aslında satırlar boyunca çizdiğim resme güzel bir çerçeve oluyor. Farklı bir deyişle bir önceki Superb ne yaptıysa şimdi Octavia aynısını tekrar ediyor da denebilir.

Yani sadece C segment sedan arayanlara değil; bir üst segment otomobil arayışında olanlara da bu koşullarda alternatif olabilir. O denli şiddetle tavsiye edeceğim bir otomobil.

 

+ Konforlu sürüş

+ Süspansiyon

+ Geniş ve kullanışlı kabin

+ Büyük ve kullanışlı bagaj

– Ara yüze ulaşmak zahmetli

– Bardaklıklar küçük

– Kol dayamanın altındaki göz daha büyük olabilirdi

– Tüketim tartışmaya açık

 

Yakıt tipi: Benzinli

Motor hacmi (cc): 999

Motor gücü (HP/d/d): 110@5500

Maksimum tork (Nm/d/d): 200@2000-3000

Vites kutusu: 7 ileri DSG

Maksimum hız (km/s): 208

0-100 km/s hızlanma (sn): 10.5

Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 5.0/3.7/4.2

Ağırlık (kg): 1341

U/G/Y (mm): 4689/1829/1486

Aks mesafesi (mm): 2669

Bagaj hacmi (lt): 600/1555