Yeni Çakal Carlos vakası çok şeye gebe

 Yeni Çakal Carlos vakası çok şeye gebe

 

Kasım 2018’den bu yana Japonya’da tutukluyken geçen yılın son sürprizini yaparak Lübnan’a kaçan Carlos Ghosn defterinin daha uzun süre açık kalacağını düşünüyorum.

Bildiğiniz gibi otomotiv dünyası yılın son günlerini oldukça hareketli geçirdi. İlk sırada tabii ki yerli otomobil tanıtımı var. Devletin en üst seviyede katılımıyla yapılan ilk gösterimde, proje hakkında pek çok şey öğrendik, öğrenmeye de devam ediyoruz.

Bizi, yani Bursalı otomobil çalışanlarını en çok heyecanlandıran bölümü ise otomobil fabrikasının şehrimize kurulacak olması. Biliyorsunuz Bursa’da şu anda Tofaş, Renault ve Karsan firmaları faaliyetteler. Bu şirketlerde çalışan bazı beyaz yakalı çalışanlar, yavaş yavaş, TOGG iş ilanlarını takip etmeye başladılar bile. Belli mi olur:)

Bu arada inşallah bu yerli otomobil projesi, bundan önceki yerli otomobil projelerimiz gibi olmaz deyip bir diğer konuya geçelim.

Yılın son günlerinde herkes Noel tatilindeyken, 2018 senesinde gece indiği Tokyo havaalanında, özel uçağın içinde tutuklanan Renault Nissan Mitsubishi ittifakının patronu Carlos Ghosn, (gon diye okunuyor) beklenmedik şekilde Japonya’dan İstanbul’a oradan da Lübnan’a kaçtı.

15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Ghosn’un çalıştığı şirketin bütçesini kendi çıkarları ve lüks yaşam standartları için kullandığı iddiasıyla dava açılmıştı. Carlos Bey ise bunun kendisine karşı hazırlanmış bir “kumpas” bir kumpas olduğunu öne sürmüştü.

19 Kasım 2018’de gözaltına alınan Ghosn, 4 ay boyunca hapiste kalmış ve 25 Nisan 2019’da kefaretle ev hapsine çıkmıştı. Japon savcılar Ghosn’un ülkeden kaçma riskinin olduğunu söyleyerek karara itiraz etmişlerdi. Nisan ayında hakim karşısına çıkması beklenen Ghosn’un hapis cezası almasına kesin gözüyle bakılıyordu. Çünkü resmi rakamlara göre Japon savcıların tutukladığı kişilerin yüzde 99’u hapis cezası alıyormuş.

Bu kaçış ile Ghosn, yaklaşık 13,8 milyon dolarlık (82 milyon TL!) kefaret bedelini de yakmış oldu.

Kim bu Carlos Ghosn? Neler yapmış, başına neler gelmiş bir bakalım.

Lübnanlı bir ailenin Brezilya’da doğan ve Fransa’nın en iyi üniversitesini bitiren Lübnan, Fransa ve Brezilya vatandaşı olan 7 dil konuşabilen bir mühendis.

1978 senesinde üniversiteyi bitirip Michelin firmasında çalışmaya başlıyor. Ve 1981 de lastik fabrikasına müdür oluyor. Sadece 3 senede fabrika müdürü oluyor! Akıl almaz bir yükseliş. Otomotiv dünyasında çalışanlar bilirler, üniversiteden yeni mezun birisini ne kadar parlak olursa olsun 3 senede kısım şefi bile yapmazlar. Ardından Michelin AR-Ge’sinin başına geçiyor. Michelin ’in Kuzey Amerika yöneticisi oluyor ve 1990 da Michelin Uniroyal’i alınca o birleşimi yönetiyor.

1996 yılında Renault’a genel müdür yardımcısı olarak transfer oluyor. O zamanlarda Renault Volvo ile başarısız bir evlilik denemesi yapmış ve büyük paralar kaybetmiş durumda. Kurtar bizi diyorlar. Çok büyük bir maliyet düşürme operasyonu yapıyor, tabiri yerindeyse o zamanlarda Renault’u ipten alıyor.

1999 yılında finansal güçlük yaşayan Nissan’ın başına gönderiliyor. Ve derhal Nissan Canlanma Planı (Nissan Revival Plan) devreye alıyor. Yönetimde hedefini tutturamayan yöneticileri işten atmakla başlıyor işe. Ardından çoğu Japonya’daki Nissan fabrikalarından 21.000 kişi azaltıyor. (işten çıkartıyor) Sonuç olarak Nissan düze çıkıyor. Japonya gibi geleneksel bir ülkede yabancı bir yöneticinin böyle davranabilmesi önce tepki çekse de ardından herkesin saygısını kazanıyor.

Ardından 2005 senesinde Renault’un başına geri dönüyor. 2006’da Renault için dönüm noktası olan “Contrat 2009” hedeflerini açıklıyor. 3 hedefin 2 tanesi tutmasa bile bu planlama çok ses getiriyor ve hemen hemen aynısını Peugeot ve Fiat’ta devreye alıyorlar. Medyatik olmayı seven Carlos bey 2010 yılında “Drive de change” hedeflerini devreye sokuyordu.

2010 yılında Daimler ile (Mercedes) anlaşma yaparak her iki firma da birbirlerinin % 3,1 hisselerini satın aldılar. Bu anlaşmayla Daimler küçük dizel motorlara sahip olurken Nissan da Mercedes’in güçlü motorlarını araçlarında kullanmaya başladı. Günümüzde de Renault, Citan’ı ve yeni Smart’ı Daimler için fason olarak üretiyor. Mercedes’in giriş seviyesindeki araçlarında kullanılan 1,5 ve 1,6 dizel motorları Renault üretip satıyor.

2013 senesinde Rusya’nın en büyük otomobil üreticisi AutoVAZ’ı satın alarak Renault grubunun içine dahil etti ve tepe yöneticisi oldu. 2016’da problem yaşayan Mitsubishi Nissan tarafından satın alındı ve başına bilin bakalım kim geçti. Tabi kii Carlos Ghosn.

İşler böyle giderken Carlos Bey o kadar çok otomobil firmasının tepe yöneticisiydi ki Nissan’ın genel müdürlüğünü bir Japon’a devretmek zorunda kaldı.  İşte o Japon genel müdür de Ghosn’un demesine göre kendisine kumpas kurdu. Ona göre Japon genel müdür, arkasından habersiz soruşturmalar açarak kuyusunu kazmış.

Geçtiğimiz günlerde Lübnan’da yaptığı basın toplantısında, suçluyum suçsuzum kısmını bir tarafa bırakırsak çok ilginç ve iddialı şeyler söyledi. Ona göre;

–        2017 de Nissan Renault ittifakı dünyanın en çok otomobil üreten grubuydu. Karlıydı, ileriye doğru bir hedefleri vardı.

–        17 sene yönettiğim Renault Nissan Mitsubishi ittifakı şu anda bitti. Herkes bitmedi dese bile şu anda ortak hedeflere doğru gidilemiyor.

–        FCA-Renault anlaşmasını ben hazırladım, pazarlık yaptım ama, şimdiki yönetim elinden kaçırdı. Otomobil endüstrisine yön verebilecek böyle bir fırsatı ellerinden nasıl kaçırabildiler anlayamıyorum.

–        2009 da ekonomik kriz varken bana Obama’dan da onay alarak GM başına geçmemi teklif ettiler. Üstelik kazancım da iki katına çıkacaktı. Şirketimde kriz varken kabul edemezdim.

–        Ben tutuklandığımdan beri Nissan günde 40 milyon dolar, Renault ise günde 20 milyon dolar zarar ediyor.

Kaçışının her gün başka bir detayı ortaya çıkıyor. Gerçekten çok cesaret, planlama ve para gerektiren bir operasyonmuş. Bir gün mutlaka sinema filminin çekileceğini düşünüyorum.

Bence Carlos Ghosn defteri henüz kapanmadı. Daha başka şeyler de ortaya çıkacaktır. Merakla takip etmeye devam ediyoruz.