Yeni hesaplar yeni stratejiler

 Yeni hesaplar yeni stratejiler

İçten yanmalı motorlarda sona mı geliniyor? Ya da bu hesap dünyanın kaçta kaçını ilgilendiriyor? Dönüşümün eşiğinde ne hesaplar yapılıyor? Bir inceleyelim.

Bugünlerde Türkiye’de çok dikkate alınmasa da Avrupa’daki otomobil üreticileri çevre kirletme standartlarıyla yatıp kalkıyorlar. Malum ülkemizin gündeminde otomobil üretimi konusu “babayiğit” ile sınırlı.

ICE (Internal Combustion Engine) yani içten yanmalı motorların egzoz gazlarındaki zehirli gazların seviyesi 2020 ve sonrasında öyle seviyelere gelecek ki neredeyse büyük şehirlerdeki havadan daha temiz olacak. Hani “dayayın burnunuzu bi nefes çekin” diyecek kadar temiz. Daha önceki yazılarımda yer vermiştim, özellikle dizel araçların istenilen bu seviyeleri yakalamaları çok zor ya da çok pahalı olacak gibi gözüküyor.

Avrupa kamuoyunda özellikle de Almanya ve Fransa’da ve Baltık ülkelerinde çevrecilerin de etkin çalışmalarıyla ICE araçlara karşı bir görüş oluşmuş durumda. Belediyeler de halkta oluşan bu karşı görüş doğrultusunda adımlar atmaya başladılar bile. Örneğin bugün Paris sınırlarına 1997 model ve öncesinde imal edilmiş bir otomobil ya da motosikletle girmeniz yasak. Trafiğe girdiği tespit edilen eski araç sahiplerine ise her giriş başına 35 Euro ceza kesiliyor. Eski aracını bırakan sürücülere ise belediye toplu ulaşımda indirim uyguluyor. Yine Paris Belediyesi 2020 yılından itibaren kent içine dizel motorlu araç girmesini yasaklamak için çalışmalara başladı. Bu arada Norveç hükümeti iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında önemli bir karar almaya hazırlanıyor. 2025 yılı itibarıyla benzin ve dizel yakıt ile çalışan otomobil satışlarına yasak getirilecek.

Peki, üreticiler ne yapıyorlar bu durumda. Onlarda kendi köşelerinde strateji geliştirmeye çalışıyorlar. Biliyorsunuz yakında küçük hacimli dizeller pahalı oldukları için üretim bantlarından kaybolacaklar. Şimdiden bazı “marjinal” üreticiler örneğin İsveçli otomobil üreticisi Volvo, içten yanmalı motorla çalışan otomobil üretimine 2019 yılında son veriyor. Firma 2019’dan itibaren ya tam elektrikli ya da hibrit motorlar üretecek.

Tabii unutmamak lazım ki Avrupa’da yapılan satışlar firmalar için gayet önemli bir yer tutsa bile Avrupa dışında da bir otomobil pazarı var. Ve o pazarların birçoğunda Avrupa’nın çevre normları hemen uygulanmayacak. Yani Norveç ICE otomobiller almayacak ama Hindistan’da hala o araçları satmaya devam edeceğiz.

Sonuç olarak, evet, Avrupa’da satılacak araçlarda mecburen büyük değişiklikler olacak ancak Dünyanın geri kalanında ICE araçların uzun süre daha müşterisi bulunacak.

Biz yine Avrupa pazarına dönüp bakalım. Kendini otomobil ve dizel motor düşmanı ilan edenler sevinçten havalara uçuyor. Öyle ya, fosil enerjiyle çalışan can düşmanlarının sonunu görür gibiler.

Peki, çözüm nedir?

Akaryakıtla işleyen motorlar yasaklanırsa biz ne kullanacağız? Akla gelen ilk cevap “Tabii ki elektrik motorlu otomobil kullanacağız” oluyor. Ama cevap bu kadar kolay değil maalesef.

Günümüzde elektrikli otomobillerde aşılması gereken problemler var. Menzilin kısa ve şarj süresinin uzun olması gibi problemleri herkes biliyor. Birçoğumuz bataryanın çok pahalı olduğundan haberdar. Ama asıl önemli problemler pek gün yüzüne çıkmıyor ya da çıkartılmıyor.

Yeni batarya teknolojileri geliştirilmeye devam ediyor ancak şu anda, bataryanın üretiminde kullanılan Lityum ve Baryum gibi madenler de aynı petrol gibi sonsuz değil. Taşınabilir bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik mobil cihazlarımızın pilleri için zaten oldukça yoğun bir şekilde tüketilen bu madenler gitgide daha fazla kullanıldıkça değer kazanıyorlar. Yani elektrikli arabalar gitgide daha da pahalı olacaklar.

En önemli konulardan birisi de eskiyen bataryaları ne yapacağımız. Öyle ya cep telefonumuzun pilinin şarjı 1 günü çıkartmamaya başlayınca bulabilirsek yenisini alıyoruz. Eskisini de atıyoruz. Otomobilin bataryası artık şarj tutmamaya başlayınca (yani 3 da da 4 sene sonra) ne yapacağız? Aracın yarı fiyatı kadar bir para verip yenisini nasıl alacağız? Eski bataryayı nasıl çöpe atacağız?

Ömrünü tamamladığında da milyonlarca akünün ortadan kaldırılması ya da yeniden kullanılır hale getirilmesi gerekiyor. Yeniden kullanılabilmesi için su anda geliştirilen bir teknoloji henüz yok.

Evet, elektrikli araçlar kullanıldığı yeri kirletmiyor. Ama elektrik üreten kömür santrallerinin ya da nükleer santrallerin doğaya verdiği zarar hiç mi yok? Batarya üretilirken doğaya zarar verilmiyor mu?

Elektrikli otomobil konusu daha çok su götürecek gibi duruyor. Zaman içinde birlikte göreceğiz…