Opel Mokka

Bir kördüğüm ki içim…

 Bir kördüğüm ki içim…

Temmuz ayı yazımı yazarken (yaklaşık 8 Temmuz’da) Amerikan Doları serbest piyasada 4,55 TL bedeliyle satılıyordu. Bu yazımı yazarken (8 Eylül) dolar serbest piyasada 6,40 TL değerine yükselmişti. Yani Türk Liramız 2 aylık bir zaman zarfında Amerikan doları karşısında yaklaşık %40 oranında değer kaybetmiş durumda. Tabii bu durumu bir başka türlü de ifade edebiliriz. Amerikan doları Türk lirası karşısında yaklaşık %40 değer kazandı. Kabul etmeliyiz ki sıra dışı bir zaman diliminden geçiyoruz.

reklam

Bu değer kaybı bize, yani otomobil sektörüne nasıl yansıyor? Birlikte anlamaya çalışalım.

reklam
Hyundai Bayon reklamı

Öncelikle birkaç konunun altını çizmeliyiz. İlk olarak bu yazı siyasi ya da ekonomik bir yazı değildir. Bu satırların yazarı teknik konularda çalışmaktadır ve ekonomi direkt olarak ilgi alanında değildir. İkincisi Türkiye’deki otomobil sektörü yurtdışına göbeğinden bağımlı. Son olarak da otomobil sektörümüz genellikle Dolar değil, Euro kullanıyor.

Tedarikçilerimizin temel amacı hayatta kalmaktır. Hayatta kalmak için de ürettiği ürünü maliyetinin üstünde bir fiyatla yani kar ile satması gerekir. İşte burada ürün maliyeti ortaya çıkıyor. Torpidonun üstündeki süs çıtasını ele alalım. Parça plastikten imal edilmiş, ardından da boyanmış.

Parçanın imal edildiği plastik hammadde yurtdışından Euro ile satın alınıyor. Ardından boyandığı boyanın hammaddesi de yurtdışından Euro ile satın alınıyor. Yani parçanın imalatı için maliyet hesabı yaptığımız zaman işçilik dışında kalan her şey Euro’ya bağlı.

reklam
Honda Jazz reklamı Advertisement

Parçayı sevk ederken kullandığımız nakliye kamyonunun mazotu bile Euro’nun artışından etkilendi. Dolayısıyla bizim parçamızın fiyatı maliyetinin içindeki Euro katkısı kadar arttı. Hal böyle olunca tedarikçimiz hayatta kalabilmek için otomobil firmasının Satın Alma yetkililerinin kapısını çalar ve yurtdışı girdileri sebebiyle zam ister. Bu konuya yazının sonunda geri dönmek üzere bir nokta koyalım ve piyasanın durumuna bir göz atalım.

Döviz fiyatları artmaya başlayınca, potansiyel “0” km otomobil alıcıları iki şekilde davranıyorlar. Birinci kesim, “aman arabalara zam gelecek” diye düşünerek bayilere koşup henüz zam yememiş arabayı satın alıyor. Diğerler bir kesim ise “Bu döviz daha da artar, elimdeki paramla bekleyip duruma bakarım” diyor.

İlk kesimin alım talepleriyle bayilerin elindeki aylık kontenjanları bir anda bitiyor ve hayali bir mal eksikliği ortaya çıkıyor. Ancak, imalatçı ve ithalatçı firmalar hesap kitap yapıp, döviz artışını ürün fiyatlarına yansıtmaya başlayınca otomobil fiyatları birdenbire çok ama çok artıyor. O elinde dövizi olup parasını bozmayan ikinci ke-sim bu kez arabalar çok pahalı olduğu için ya almaktan vazgeçiyor ya da alımını erteliyor.

Şu an yaşadığımız bu durum. Otomobiller çok pahalı, Potansiyel müşteriler alımlarını ertelediler. Bayilerin elinde araçlar birikti, satıl(a)mıyor. Bayilere gezmeye gelen bile yok denecek kadar azaldı… Ellerinde araç biriken bayiler, önümüzdeki aylar için verdikleri siparişleri düşürmeye başladılar.

Yani otomobil fabrikaları önümüzdeki aylarda yerli piyasa için daha az araç üretecekler. Ancak fabrikaların genel giderleri hep aynı kalacak. Nedir bu genel giderler? Yemek-ten, servis taşımacılığına, güvenlik görevlisinden, sağlık çalışanlarına kadar fabrikadaki genel giderler hep aynı kalacak. Bunların hiçbiri dövizle ödenmese bile, üretim sayısı düştüğü için araç başına maliyet yükselecek.

Bu günlerde firmalar önümüzdeki aylarda üretecekleri araç sayılarını cok titiz bir şekilde yeniden hesaplayıp, tedarikçilerine üretim sayılarındaki düşüşleri haber veriyorlar. Yani tedarikçilerden üretim sayılarını düşürmelerini istiyorlar.

Tedarikçimizin zam isteğini hesaplarken bir nokta koymuştuk. Şimdi oraya geri dönelim.

O torpidoya takılan parçanın maliyeti hesaplanırken kalıp yatırımını, parça fiyatının içine koymuştuk. Demiştik ki, tedarikçi bey bu kalıbı sen yap, ben senden ayda şu kadar parça alacağım, kalıp maliyetini parça fiyatının içine koyarak tahsil edersin.

Araba sayısı düşünce parça basına maliyet de artar mı? Artar. Tedarikçimiz biraz daha fiyat artışı ister mi? İster. Bütün bunların sonunda maalesef araç fiyatları daha da artar.

Bir çemberin içinde kendi kuyruğunu kovalayan köpek misali dönüp durmaya başladık.

Ve maalesef otomotiv sektöründeki ana aktörler haftanın belirli günlerinde üretimi durdurmaya başladılar bile.

Yılbaşına Euro kaç TL olur, Dolar kaç TL olur, kriz daha da derinleşir mi onu bilemem ama başta otomotiv olmak üzere her alanda karanlık günlerin daha başında olduğumuzu söyleyebilirim. İyi yüzme bilmiyorsanız sakın açılmayın derim.